Sinan E.: Adil Düzen, benzeri olmayan bir deneme-2

Abone Ol

Haber Duruş’tan Betül Bozan, Sinan Eskicioğlu ile söyleşi yapmış (17.12.2018). “ADİL DÜZEN” konusu geçtiğinde, bendeniz için akan sular ya da sahte gündemler durur, bize (ve Erbakan Hocamıza) göre; tek çare ve çözüm olan “ADİL DÜZEN” üzerinde durulur…

Söyleşi uzun ve söyleşideki son soru “Adil Düzen” üzerine, sadece orayı okuyalım… RNE

Ben burada bir tespit yaparak, konuyla ilgili fikir üreten, yazıp-çizenlere bu soruyu yöneltiyorum. ‘Aslında ne demek istiyorum?’ cümlesi gibi, ‘İslam, aslında ne demek istiyor?’, benim asıl derdim bu.

‘Geçen zaman hiç önemli değildir, İslam çok güzel anlaşılıyor ve hayata da geçiriliyor´ diyen bir zümre var ya da zümreler var. Aynısını ifade eden birçok Müslüman da vardır.

O zaman diğer sorular geliyor.

Madem öyle, neden bugün Müslüman toplumlar, Müslüman toplumların yaşadığı ülkeler fakir, gelişmemiş, açlık ve yokluk içinde ve sürekli savaş ve iç savaşla yaşamak zorundalar?

Anlatabiliyor muyum?

Bir yerlerde bir terslik var.

Önümüzde iki yok var: Ya tersliği görüp sorgulayacağız, ya da görmezden gelip hiçbir şey yokmuş gibi yapacağız.

Bu tespitten sonra aslında konu Adil Düzen´e gelmiş oluyor. Yeri gelmişken ifade etmem gerekir, Adil Düzen dediğimiz çalışma ne yazık ki hak ettiği değeri görmedi ve hala da görmemekte. Sadece değer olarak da demeyelim, ele alınış biçimi olarak da hak ettiği muhatap alınmayı göremedi ve göremiyor.

Bunun çeşitli sebepleri var.

Açıkça konuşmak belki daha iyi olacak.

Adil Düzen ilk gündem olduğunda siyasi söylem olarak ortaya çıktı. Rahmetli Erbakan Adil Düzen´i dünyaya ve Türkiye´ye duyurmuş oldu. O zamanki durum ve şartlar bugünden çok farklıydı. Bu sebeple Adil Düzen çeşitli ilahiyatçılar tarafından (İsim zikretmek istemiyorum) incelendi ve siyasi olduğu ifade edilerek fazlasıyla eleştirildi. Objektif bakış açısıyla ele alınmadı ve o zamanki ülke şartları ve durumu sebebiyle sakıncalı bulundu.

O incelemeleri yapan kişi, kişiler ve ekip inceleme yaptığını yakın bir zamanda ifade etti/ettiler. Yakın zamandaki bu söylemi, ben biraz günah çıkarma gibi yorumladım. Sanki bir bakıma kendini affettirme çabası.

Bugünün Türkiye´siyle kıyaslama yaparak konuyu açalım. Bugün hâkim olan düşünce ve devlet/hükümet yaklaşımı ‘öteki´ni samimi ve objektif olarak kabul ederek yakınlık kurmak istiyor mu?

Hayır.

O zamanki Türkiye’de de aynı durum vardı.

Bir ekip çıktı ve Erbakan, imam hatipleri ‘arka bahçe´ görüyor diyerek, Adil Düzen´i toptan yok saydılar.

Hemen şu soruyu soralım, çünkü tam yeri: O gün Adil Düzen´i değerlendiren, negatif görenler, peki bugün Müslümanlara çözüm sunabiliyorlar mı?

Gene hayır.

Benim tespitimin Adil Düzen´le ilişkisi de işte burada başlıyor.

Ben Adil Düzenci değilim. Israrla onun savunulması ve en doğrudur mantığı içerisinde de değilim.

Ancak şu bir gerçek ki Adil Düzen, İslam´ın yorumlanması ve hayata aktarılması noktasında yapılmış olan en kapsamlı ve İslami olan bir deneme. Türkiye´de ve dünyada benzeri olmayan bir deneme.

Bu yüzden Adil Düzen ile ilgili yazılar kaleme alarak genç insanlarımıza tanıtmaya ve konuyu aktarmaya çalışıyorum. (DEVAMI VAR)