12 Eylül pazar günü halkoyuna sunulacak olan değişiklikler ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, paketi yetersiz bulduklarını ancak millet lehine atılan olumlu bir adım olduğu için de referandumda ‘evet‘ diyeceklerini söyledi. Milletin kendi Anayasa‘sını yapması gerektiğini belirten Kurtulmuş, yeni, demokratik ve tam bağımsız bir Anayasa‘nın Saadet Partisi iktidarı döneminde yapılacağını belirtti.

Kurtulmuş, Saadet Partisi‘nin Anayasa değişikliği sürecinde çok net davranarak sürecin başından beri yeni bir anayasanın gerekliğinin altını çizdiğini anlatarak, "12 Eylül Anayasa‘sı değişmeli. Saadet Partisi olarak yeni bir Anayasa konusundaki görüşlerimizi yazılı olarak derlenmiş halde hükümete ve kamuoyuna çok önceden açıkladık.

Anayasa değişiklik paketi bizim önerilerimizin çok gerisinde olmasına rağmen demokratikleşme ve özgürlükler anlamında atılan olumlu bir adım olduğu için referandumda ‘evet‘ denmesinden yanayız. Ancak, partimize karşı olan bazı kesimler bu ‘evet‘ tutumundan dolayı rahatsız oldular." dedi.

Yüksek yargıyla ilgili değişiklikleri değerlendiren Kurtulmuş, "Yüksek yargı ile ilgili maddeler değişmeseydi ve paket bu maddelerden yoksun kalsaydı, değişikliğin bir anlamı olmayacaktı" diye konuştu. Yargı sisteminin millete kapalı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Tamamıyla kapalı bir yargı oligarşisi 1961 Anayasası ile oluşturulmuştur. Bunun mutlaka değiştirilmesi gerekir. Milletin denetiminin hâkim olduğu bir sürece doğru girilmesi gerekir.

Kurumlara bu kadar büyük güç verirseniz o gücü kullananlar da maalesef zaman zaman farklı şekilde kullanabilirler. Önemli olan mesele, yürütme, yasama, yargının mutlak şekilde birbirleriyle ayrı olmasıdır, ama tek başına bu yetmez. Yürütmenin de yargının da yasamanın da millet denetimine açılması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

Bu ülkenin sahibi kimdir?

Tanzimat‘tan bu yana Anayasa tartışmalarının süregeldiğini dile getiren Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, meselenin özünde iki tane soru yattığını belirterek, "Birincisi; ‘Bu ülkenin sahibi kim?‘ sorusudur.

Tazminattan bu yana seçkinler bu ülkenin sahiplerinin kendileri olduğunu söylemişler ve milletin önüne millete kira sözleşmesi imzalatır gibi Anayasalar koymuşlardır. Biz de şimdi diyoruz ki bu ülkenin asıl sahibi millettir ve ülkenin tapusu olan anayasayı millet kendisi yapmalıdır. Bu ülkenin tapusu millete ait olmalıdır" dedi.

Bu konuda ikinci önemli sorunun da ‘Bu ülkenin sistemi nedir?‘ sorusu olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Adı demokrasi olsa da özünde milletin hiçbir denetleme ve etkisinin olmadığı oligarşik bürokrasidir mevcut siyasal sistem. Düşünün bu ülkenin seçkinleri milleti öylesine dışarıda bırakmışlar ve yönetimi kendileri için oluşturmuşlar ki; örneğin Türkiye‘de parlamento olmasa işlerin yüzde 60-70‘ini yapabilecek bir sistem var. Bu vesayetçi sitemde millet hiçbir kurumu denetleyemiyor. Bu vesayetçi, bürokratik oligarşi sistemi yerine milletin egemen olacağı bir demokrasiye ihtiyacı vardır Türkiye‘nin. O yüzden meselenin özü siyasal sitemdir. Bu değişmediği sürece de anayasa tartışmaları devam edecek" ifadelerini kullandı.

Millet yine kamplaştırıldı

"Baştan  beri bu sürecin bir siyasi kamplaşma vesilesi haline getirilmemesi gerektiğini ‘evet‘ dersek hükümete güvenoyu çıkmayacağını ‘hayır‘ çıkarsa da bundan da hükümetin güvensizlik oyu almayacağını söylediklerini dile getiren Kurtulmuş, "Bunun için iktidar ve muhalefet partilerinin meseleyi getirip bir parti çalışması haline dönüştürmemesi gerektiğini de söyledik. Ne yazık ki, kampanya buna dönmüştür. Önümüzdeki seçim sürecine az zaman kalmasının bunda büyük payı vardır" diye eleştirdi. Kurtulmuş, "Referandum süreci niçin evet diyeceğiz, neyi oylayacağız tartışmasından ziyade hükümet partisinin yapmış olduğu ‘mitingler icraatın içinden‘ programlarına dönmüştür. Muhalefet partilerinin yapmış olduğu mitingler ise tamamıyla hükümeti indirmeye dönük, mitingler haline dönüştürülmüştür" dedi. Parti liderlerinin üsluplarını eleştiren Kurtulmuş, ‘‘Biri ‘Recep Bey‘ diğeri ‘Memur Kemal‘ dedi, biri ‘soy‘, diğeri ‘boy‘ dedi. Ancak ülkenin önemli meseleleri konuşulmadı‘‘ ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi