Pakistan ın ardından İran ın da nükleer güç olmasıyla, D-8 ülkelerinin küresel bir nükleer güç olduğunu söyleyen, projenin mimarlarından Doç. Dr. Mete Gündoğan; "Gücünü halka ve Hakk ı üstün tutan ilkelere dayandıran D-8, nükleer gücü paylaşarak, dünya siyasetine yön vermelidir" dedi.
Gündoğan, "Böyle önemli bir zamanda, toplantı ajandasını sadece "yoksulluk" ve "D-8 ülkeleri arası ticaret" gibi iki konuya hasretmek en azından zaman israfıdır. Bugün itibarıyla artık D-8 küresel bir güç olmanın ötesinde, aynı zamanda nükleer bir güçtür. İran ın nükleer kulübe dâhil olması ile bu temin edilmiştir. Diğer 7 ülkenin de değişik seviyelerde enerji ihtiyaçları vardır. D-8 in devlet ve hükümet başkanları bir araya gelmişken, bu gücü paylaşmayı konuşabilirlerdi" diye konuştu.
D-8 ülkelerinin merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmeleri gibi son derece önemli bir konuda bir karara varabileceği halde bunun yapılmadığını vurgulayan Gündoğan, "Bu gerçekleşseydi hiçbir D-8 üyesi ülke kendi ülkelerindeki spekülatif para hareketlerinden etkilenmeyebilirlerdi" diye konuştu. Gündoğan, "Bugün D-8 üyesi İran, açıkça tehdit edilmektedir. Diğer üye ülkeler bu konuda açıkça tavır göstermeliler ki, yarın kendilerine bir tehdit geldiği zaman da yanlarındaki dostlarından emin olsunlar" dedi.
İSLAM ARSLAN / İSTANBUL
D-8 in kurucusu Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile beraber kuruluş çalışmalarında aktif rol oynayan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mete Gündoğan, Endonezya daki D?8 toplantısını değerlendirdi. D?8 in kurulduğundan bu yana dünya konjonktürünün hızla değiştiğini, özellikle 11 Eylül de ikiz kulelerin çöküşünden sonra dünya siyasetinin değişik bir mecrada akmaya başladığını belirten Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mete Gündoğan, 2000 li yıllara kadar ?yönetişim ve ?büyük demokrasi vaatleri ile hareket eden ABD ve Batı nın, şimdilerde stratejisini değiştirerek baskıcı, işgalci ve vahşi yüzünü ortaya çıkardığını kaydetti. Bu noktada, D?8 gibi kuruluşunun temel gayesi ?Savaş değil barış, çatışma değil diyalog, sömürü değil adil bölüşüm, çifte standart değil adalet, tekebbür değil eşitlik ve baskı işgal vahşet değil insan hakları olan bir birliğin son derece önemli hale geldiğini söyleyen Gündoğan, "Bugün bütün dünya adeta bu ilkeleri aramaktadır. Afganistan ve Irak işgalleri, Suriye ve İran a yapılan tehditler, Filistin de uygulanan zulümler, inancımıza yapılan hakaretler D-8 in önemini daha da artırmıştır" diye konuştu.
Böyle bir noktada, 8 ülkenin Devlet ve Hükümet başkanlarının Endonezya nın Bali adasında toplanmasının oldukça önemli olduğunu ancak bu toplantıda konuşulacak çok önemli şeyler varken, toplantı gündeminin "Yoksulluk ve D?8 ülkeleri arası ticaret" gibi iki konuya sıkıştırılmasının yanlış olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gündoğan, şöyle devam etti: "D-8 gibi gücünü halka ve hakkı üstün tutan ilkelere dayandıran bir organizasyonun daha önemli ve güncel konuları tartışması beklenirdi. Böyle önemli bir zamanda, toplantı ajandasını bu iki konuya hasretmek en azından zaman israfıdır. Tabi, bu iki konu tesadüfen seçilmiş iki konu olarak da görülmüyor. Bu konulardan biri halka yönelik diğeri de hükümetlere yönelik konulardır. Yani, hem halklar hem de idareler uyutulacak şekilde tasarlanmıştır. D-8 halkları fakirdir. Dolayısıyla o halklar diyecekler ki ?İdarelerimiz bizim sorunlarımızı çözmek için toplanıyor . İdareler de ?Tercihli ticaret anlaşmaları ile bir nebzecik bile olsa kendi ihracatlarını artırmanın yollarını arayacaklar ama hiçbir zaman küresel hegamonları sorgulayamayacaklardır. Örneğin, gümrük duvarlarını kaldıramayacaklardır. Bunun lafını yapacaklar amma küresel elitlerin işlerine geldiği ölçüde realize edeceklerdir. Aralarında, kendi para birimlerini (sanal da olsa) ihdas edemeyeceklerdir. Neticede yine dolar ve avro kullanacaklar ve dolayısıyla finansman maliyetlerini artıracaklardır. Böylelikle ticaretlerini canlandırdıkça, finans kapitalin ekmeğine yağ sürmüş olacaklardır."
Toplantıdaki "Yoksullukla mücadele" konusundaki konuşmaların istatistiksel veriler ve temennilerden öteye gidemeyeceğini kaydeden Gündoğan, "Öncelikle, belki farkında değiller ama D-8 nükleer bir güç haline gelmiştir. Bugün itibarıyla artık D-8 küresel bir güç olmanın ötesinde, aynı zamanda nükleer bir güçtür. İran ın nükleer kulübe dâhil olması ile bu temin edilmiştir. Diğer 7 ülkenin de değişik seviyelerde enerji ihtiyaçları vardır. D-8 in devlet ve hükümet başkanları bir araya gelmişken, bu gücü paylaşmayı konuşabilirlerdi. Aralarında bir protokol/program yaparak sırayla hepsi sanayilerinde nükleer enerjiyi kullanabilir hale gelebilirlerdi. Dolayısıyla ucuz enerji elde ederek dünya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilirlerdi." dedi.
D-8 ülkelerinin merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmeleri gibi son derece önemli bir konuda bir karara varabileceği halde bunun yapılmadığını, şayet bu yapılsaydı bu birlikten çok büyük bir güç doğacağını vurgulayan Gündoğan, "Bu dediğimiz gerçekleşseydi hiçbir D-8 üyesi ülke kendi ülkelerindeki spekülatif para hareketlerinden etkilenmeyebilirlerdi. Bu fırsatı da kaçırıyorlar" diye konuştu.
Fas tan Endonezya ya kadar geniş bir coğrafyada BOP diye bir fesat projesinin ortaya konulduğuna ve bu projenin, aslında, D-8 ülkelerinin tamamına yakınını ilgilendirdiğine dikkat çeken Gündoğan, şöyle devam etti: "Bunu ortaya koyanlar Batılılardır. Bali adasında bu proje sorgulanabilir ve D-8 üye ülkeleri ortak bir tavır ortaya koyabilirlerdi. Yine, tarihin bu anında, bir D-8 üyesi ülke tehdit altındadır. İran, açıkça tehdit edilmektedir. Diğer üye ülkeler bu konuda açıkça tavır göstermeliler ki, yarın kendilerine bir tehdit geldiği zaman da yanlarındaki dostlarından emin olsunlar. Ama bu da yapılmıyor. Başbakanımız diğer üye ülkeleri adeta sindirmek, korkutmak için onlara zalimlerin sopasını gösteriyor ve hatırlatıyor. Kendisi çok korkmuş, onları da korkutmaya çalışıyor. Bu acınacak bir haldir."
"D-8 in birlikte sahip olabileceği fırsatlar çok büyüktür. D-8 potansiyeli, ?Yeni Bir Dünya kurabilecek bir potansiyeldir. Artık, köle olmaktan, köle zihniyeti ile hareket etmekten vazgeçip, efendi olmanın ve adil temeller üzerine ?Yeni Bir Dünya kurmanın yolları aranmalıdır. Ülkemizde bir atasözümüz var; "At sahibine göre kişner". Öyle anlaşılıyor ki D-8 de, ona sahip olacak zihniyeti bekliyor."




