Öcalan ın Nevruz mesajı üzerine herkes bakış açısına göre
yorum yapıyor. Silahların susması ve militanların sınır dışına çıkmaları
çağrısı genellikle her kesimden olumlu tepki aldı/alıyor. Silahların susmasını,
akan kanın durmasını kandan beslenmeyen herkesin istemesi aklın gereğidir.
Ancak, 30 yılı aşkın bir süreden beri akan kandan beslenenler ile bölge
üzerinde bir takım emelleri olan ülkelerin doğrudan ya da dolaylı destekleri
ile hayatlarını sürdürenlerin bu çağrıya ne ölçüde uyacakları çağrıdan daha
önemlidir. Başbakan Erdoğan ın her fırsatta dile getirdiği tek bayrak, tek
devlet ve tek millet çağrısının Diyarbakır Meydanı nda karşılık bulmadığını hep
birlikte gördük. Meydanda bir tek Türk bayrağının bulunmayışı bir tepki olmasa
bile bir düşüncenin yansıması değilse nedir
Bunları olumsuz bir yaklaşımın ifadesi olarak
görmemenizi, sadece bazı hususlara dikkat çekemeye çalıştığımı belirtmek
istiyorum. Çünkü şu günlerde herkese barışa katkı görevi düşüyor. Kafaları
karıştırmanın, olumsuzlukları ön plana çıkartarak bazılarına malzeme taşımanın
anlamı yok. Ancak, barışa katkı sağlamak adına bir takım gerçekleri görmezden
gelmenin de anlamı yok. Söz gelimi silahların susması isteği bir ateşkes
çağrısı olarak görülebileceği gibi, hemen arkasından militanların en kısa
zamanda Türkiye yi terk etmeleri daha ileri bir adım olarak nitelendirilebilir.
Ancak, militanların Türkiye yi terk etmesi nasıl olacaktır Omuzlarında
silahları ile sınıra gelip karşı tarafa mı geçeceklerdir Bunun için mi
hükumetten militanlar Türkiye yi terk ederken müdahale edilmeyeceği yönünde
güvence isteniyor Yurt dışına çıkacak militanları hangi taraf belirleyecek
Türkiye nin elinde militanların tümünü kapsayan bir liste var da buna göre mi
gidecekler, yoksa bunu militanlar ya da örgüt mü belirleyecek
Yurt dışına çıkması beklenen militan sayısının net olarak
bilinip bilinmediği belli değil. Ancak, sınır dışına çıkan militanlar
çıktıkları yerde ya da bir takım ülkelerde mi barınacaklar Yoksa silahlarını
bıraktıktan sonra geri mi gelecekler Silahlarını bıraktıktan sonra geri
gelecekler ise silahlarını Türkiye de bırakmaları daha doğru olmaz mı
Silahlara kalıcı olarak veda edilecekse böyle olması gerekmez mi
Tekrar ifade edeyim ki barış yolunda atılan her adımı
alkışlarız. Ancak, toplumun yeni bir hayal kırıklığı yaşamasına meydan
vermeyecek tedbirlerin de alınması gerekiyor. Kısacası göstermelik ve geçici
silah bırakmaya değil, toplumun kalıcı bir barışa ihtiyacı vardır. Sanıyorum bunun
yolu da Öcalan ın Nevruz mesajında vurguladığı, Türk halkı bilmelidir ki
Kürtlerle bin yıl İslam bayrağı altındaki yaşamları kardeşlik ve dayanışma
hukukuna dayanır gerçeğinden geçiyor. Ancak, terör örgütü mensuplarının bir
bölümünün İslam kardeşliği yaklaşımını benimsemedikleri de ortada. Bunun
ötesinde terör örgütünün İslam kardeşliğinin bir sonucu olarak ümmet bilincini
değil, ırkçılığı esas aldıkları da biliniyor. Böyle olunca da Öcalan ın dikkat
çektiği İslam kardeşliği bir temenniden ibaret kalacak, silahlar bırakılarak
siyasi mücadele ön plana çıkartılsa bile eğer ırkçılık davası güdülecek,
yıllardan beri bölge halkına yönelik propagandalarında kullandıkları malzemeler
terk edilmeyecekse kalıcı barış hayal olmaz mı Buna bir de her fırsatta hatırlattığımız
dış güçlerin hedefleri ve planları eklendiğinde barışa giden yoldaki en
sağlıklı adım atılamayacak demektir. Çünkü ABD, İsrail ve İngiltere başta olmak
üzere Batılılar kendileri için en büyük tehlike olarak İslam kardeşliğini
görmekteler ve İslam dünyasını inanç değerlerinden uzaklaştırmanın mücadelesini
veriyorlar. Kaldı ki İslam kardeşliğinden rahatsız olanlar sadece Haçlılar
değil, içimizde de bundan ciddi rahatsızlık duyanlar var.