Kültür-Sanat

Silahlar konuşacak herkes kaybedecek

Silahlar konuşacak herkes kaybedecek

Abone Ol

Tunceli‘nin Sarıyayla Jandarma Karakolu‘na yapılan saldırıyı detaylarıyla okudunuz mu? Tam bir facia... Tipik manşetler ve ateş düşen ocaklar...

PKK, baharla birlikte karakol baskınlarına fiilen başladı. Bu acı haber beni hiç şaşırtmadı maalesef. Öcalan, haftalar önce işaret fişeğini atmıştı: "Anayasa komplosuna hayır demokratik anayasaya evet" demiş ve demokratik anayasa çağrısı yaparken bir yandan da saldırılara yeşil ışık yakmıştı: "Bize düşen görev demokratik-yasal zeminde mücadele etmektir. Ancak KCK için bir şey diyemem. KCK dağlarda illegal bir şekilde örgütlenmiştir, kendi kararlarını onlar kendileri verir, biz karışamayız. Ancak Kürtlerin üzerine gidilirse, Kürtler yok edilmeye çalışılırsa Kürtlerin de dağlara çekilmeye hakları vardır."

Onun, "Demokratik Anayasa" olarak koyduğu çıta AKP‘nin seçim baskısından ötürü asla ulaşamayacağı bir eşik... Bunu da öngördüğünden kurgusunu zaten baştan yapmıştı.  Karakol baskınlarının tırmanacağını şu sözlerinden öngörebilirdik: "Önümüzdeki haftalar kritik. Eğer demokratik siyasetin önü açılmazsa bundan herkes zarar görür. Bunu söylüyorum, sonra Apo söylemedi demesinler. İşte çözüm gelişmezse orta şiddette savaştan bahsediliyor. Binlerce kişi gözaltına alınabilir hatta tutuklanabilir. Halkımız da tedbirlerini almalıdır." PKK, mayıs, haziran ve temmuzda giderek artan oranda saldırılarını yoğunlaştıracak. Bu sözler, daha önce de olduğu gibi, bu anlama geliyor.

Şehit cenazeleri gelmeye başlayacak. Tansiyon artacak. Ve sınıra bunca zamandır yapılan askeri yığınaktan bir sınır ötesi operasyon yapılacağını da öngörmek mümkün... O zaman ne olacak? İçerideki en az 2000 PKK‘lıyı nasıl durduracaksınız? Yıllardır yaptığınız gibi kamuoyunun gazını alacaksınız. Nihayetinde "Demokratikleşme paketi"ni kim bombalamış olacak? Apo, İmralı‘dan bir çerçeve çiziyor ve bence Kürt hareketi içindeki farklı odaklara farklı mesajlar iletiyor:

"AKP siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik tüm boyutlarıyla bu tasfiye politikasını hayata geçirmeye çalışıyor. Örneğin son bir yıl içinde 1500 BDP‘li tutuklandı. Bu tutuklananlar arasında kadınlar, çocuklar var. Bu kadar kadın, çocuk, siyasetçi ve BDP kadroları cezaevindeyken nasıl siyaset yapılacak? 400‘den fazla çocuk, yüzden fazla kadın cezaevindedir. Yüzde onluk barajın tek amacı BDP‘yi parlementoya koymamaktır. Siyasi partilere Hazine yardımını bile sırf BDP‘ye yaramasın diye değiştirmiyorlar."  Yalan mı? Doğru...

Genel resme bakarsak ne görüyoruz? Güneydoğu‘yu tamamen kaybetmiş bir AKP, Meclis‘te ve kamuoyunda samimiyet zeminini PKK yüzünden yitiren bir BDP, çözüm önerisi bile getirmekten aciz bir muhalefet bloğu, tekrar kan dökerek etkinliğini artırmak isteyen bir PKK ve muhatap alınma adına süreci dilediği gibi savuran bir Öcalan, giderek keskin kamplara bölünen bir Türkiye... Kısa vadede muhatap olacağımız kanlı tablonun kazanan yerel aktörü yok. Hiçbir zaman olmadı.