Silahlar geri götürülmezse ne olacak?

Abone Ol

PYD’ye  Peşmerge  ve silah takviyesi hususunda kafamda yüzlerce soru cirit atıyor. Yaşanan çelişkiler sebebiyle de bu sorulara tatmin edici bir cevap veremiyorum. Çünkü işin başından beri ABD Türkiye’yi Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı bir kara harekâtına çekmek istedi, bunu Türkiye’den resmen istedi. Ancak, aldıkları cevap onları memnun etmedi. Çünkü Türkiye bir kara harekâtında yer almayı uygun bulmadı. Bunun çeşitli sebepleri var elbette. En başta Suriye’de yıllardan beri devam eden katliama duyarsız kalanların birdenbire Kobani aşığı kesilmeleri ister istemez ABD’ye güveni sarstı. Görüldü ki, ABD Kobani’yi muhtemel bir katliamı önlemek için korumaya çalışmıyor. Eğer mesele can kaybını önlemek olsaydı şimdiye kadar Esad yönetimine dur denir, yüz binlerce insan hayatını kaybetmezdi. Ve yine eğer insan hayatı –özellikle de Müslümanların hayatı- ABD için önemli olsaydı Irak’ta akan kanların durdurulması için harekete geçilir, Afganistan yıllardan beri çatışma alanı olarak kullanılmaz, Pakistan’a yönelik ABD’ye ait insansız uçaklar vasıtasıyla siviller bombalanmazdı. Kısacası, bölgemizde akan kanın ABD taşeronlarını rahatsız etmediği açıkça ortada. Onları tek ilgilendirilen bölgeye biçtikleri yeni rol ve şekil, dolayısıyla ABD çıkarları. Bu gerçeği bilerek ABD ile yan yana olmak ya da olmamak gerekiyor.

ABD’yi çıkarlarından başkası ilgilendirmeyince bölge ülkelerinin yöneticilerinin kendi toplamlarına karşı kararsız, plansız ve tutarsız görünmeleri de ilgilendirmiyor.

Hatırlanacağı gibi, başından beri Türkiye, Irak ve Suriye’de kara harekâtına karşı olduğunu açıkladı. Ancak, gelinen noktada ABD öylesine dayattı ki, Peşmerge güçlerinin Türkiye üzerinden Kobani’ye desteğe gitmesini kabul etti. Bu kabul edişte net bir şekilde olmadı. Çünkü iki gün önce Dışişleri Bakanı Peşmerge geçişlerine izin verdiğimizi, hemen ardından bu defa Başbakan Kobani’ye geçişlerin başlamadığını açıkladı. Yani Başbakan ile Bakan çelişkili açıklamalar yaptı. Bu arada Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, PYD desteklenirken ÖSO’nun da desteklenmesi gerektiğini söyledi. ÖSO’nun desteklenmesi Suriye’ye yönelik Türkiye politikasının bir parçasıydı. Ama gördüğümüz kadarıyla şu anda ÖSO’nun desteklenmesinden çok PYD’nin desteklenmesi, IŞİD’in Kobani’den uzaklaştırılması isteniyor. Daha sonra ÖSO desteklenir mi net belli değil. Belli olan ABD’nin önce PYD’nin desteklenmesini istediği. Bu arada Türkiye’nin Peşmerge güçlerine silahları ile birlikte Kobani’ye geçişine izin vermesi ülkemizin kara harekâtına dolaylı da olsa katıldığı anlamına gelir mi sorusu da cevap bekliyor.

Bu arada Türkiye karşı karşıya kaldığı dayatmadan en az zararla çıkabilmek için bazı şartlar sıralıyor. Söz gelimi gidecek Peşmergelerin tamamının hem isimlerinin hem de bunlarla birlikte götürülecek silahların listesini istiyor. Ankara’nın isteği bununla da kalmayarak, Kobani’ye götürülecek silahları Peşmergelerin dönüşlerinde geri götürmeleri isteniyor. Bu istekler gerekli ve yerinde ancak, söz konusu silahlar geri gitmediği ya da Peşmergeler geldikleri yoldan değil de bir başka güzergâhtan geri döner/döndürülürse bu silahların hesabı kimden ve nasıl sorulacak Bugün olur deyip de yarın verilen söz tutulmazsa Türkiye kandırılmış olmaz mı

Soruları sıralamak mümkün ama derdim kafa karıştırmak değil. Sadece, sömürgecilerin ve taşeronlarının sözlerine güvenmenin doğru olmayacağıdır…