Silah Bırakmak

Abone Ol

Türkiye üzerine bir oyun kuruluyor; bakalım sonuçları nasıl olacak. Olanları ‘oyun’la tanımlamak olumsuz gibi dursa da olumlu yanları olması muhtemeldir. Beklenti, olumlu olmasıdır. Olumlu olacağına herkes inanmak istiyor ama inanamıyor kanaati ağırlıkta. Toplum kesimleri ‘çağrı’nın ciddiyetine inanmadı sanki. İnanmak için çabalasa da inanmak için tutunacak inandırıcı bir dal bulamıyor toplum. Oyunun sahnelenişi inandırıcılığını kundaklıyor. Hayır sunumdan bahsetmiyoruz. Sunumun bir otelde olması ‘eh idare eder’ mahiyetinde. Vizyona konulanda bir vizyon yok. Kırk yıldır olanın, bir mektupla dahası o mektubun bir otelde okunmasıyla biteceğine inanmak zor görünüyor. Mektubu yazan ile okuyacak olan meydanda yani sahnede yok. Asıl muhataplar ‘görünmüyor’. Sahnede sanki bir prova yapılıyor. Prova için görevlendirilenler sıkıştıklarında anında inkâr edeceklermiş gibi duruyor. Kısa süre sonra inkâr edilecek bir konuşmaya dinleyenlerin ilânihaye inanması beklenemez. Evet, inanmak istiyoruz. Toplum olarak PKK’nın koşulsuz bir şekilde silah bırakmasını bekliyoruz ve bırakacağına inanmak istiyoruz. İnanmamızın sağlanması için gereken elbette fiili olarak silah bırakmış olmasıdır. Bu mümkün mü?

PKK, dünyadaki bütün terör örgütlerini kuran ve yöneten ABD tarafından kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün silah bırakması kararı verilmiş ise bunu ABD vermiştir. Böyle bir karar verilmesi normal. Ben kurdum ben feshediyorum denilebilir. Tamam da bundan Türkiye’nin çıkarı ne? ABD ile Türkiye masaya oturdu PKK konusunda anlaştı ise sorun yok. Koşulsuz bir şekilde silah bırakır. ABD kendi çıkarına olmayan hiçbir adım atmayacağına göre şu anda neden PKK’nın silah bırakmasını istesin? PKK’nın silah bırakması ABD’ye ne sağlayacak? Türkiye’yi yönetenler ABD’ye bu konuda ne taahhütte bulunmuştur? Ya da ABD Türkiye’ye ne taahhütte bulunmuştur? Hiç kimse PKK’nın başının İmralı’da olduğuna ve o ne derse o olacağına, bütün iradenin onda olduğuna inanmamızı beklemesin. Böyle bir şey olmadığını herkes biliyor. Eğer irade onda olsa devlet onu yakaladığı anda örgütü anında bitirirdi. Koskoca bir devletle uğraşan bir örgüt olacak ve onu bir kişi yönetiyor olacak, iradenin tamamen onda olduğu söylenecek buna kim inanır. İrade ABD’dedir. Neler oldu ki önce TBMM’de bu çağrı yapıldı sonra da otelde çağrı mektubu okundu? ABD ne istiyor, Türkiye neler verecek? ABD ve Türkiye yetkilileri oturup konuyu görüşüp gerekçesiyle birlikte örgütün silah bırakacağını açıklasalardı inandırıcı olabilirdi. Kırk yıldır Türkiye’ye saldıran PKK terör örgütü, hiçbir koşul öne sürmeden, silah sıkmaktan sıkıldım silahları bırakıyorum demez. Burada PKK derken ABD dediğimiz de anlaşılsın. Bir anlaşma yapılmışsa sonucu görülecektir elbette. Silah bırakıp bırakmamaya göre.

Kürt halkının temsilcisi -ki değildir- iddiasında ya PKK, diyelim ki temsilcisi olsun iyi niyetle düşünerek hiçbir dış bağlantısı olmadığını farz edelim, silah bırakması için devletten isteyeceği makul isteklerinin en azından yarısının yerine getirilmiş olması gerekir. Öyle bir durum yok. Öncelikle makul istek yok. Ben devlet kuracağım demek bir devlet için en büyük tehdittir ve bu tehdit bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Bu her devlet için geçerli bir kuraldır. Devletin varlığını ortadan kaldıracak bir isteği hiçbir devlet kabul etmez. Kendi toprağındaki egemenliğinin sona ermesini hangi devlet ister. Hiçbir devlet egemen olduğu topraklardaki egemenliğinin sona ermesini istemez. Bu makul olmayan istek haricindeki istekler yerine getirilebilir. Örgütün dış bağlantısı olmadığını farz edelim, silah bırakmak için hapisteki mensuplarının çıkarılmasını şart koşmuşsa çıkarılmalı. Siyasi parti kurup politikaya atılacaklarsa gerekli yasal düzenleme yapılmalı. Örgüt, silahları Türkiye’nin güvenlik güçleri yani TSK’ya teslim etmeli. Bu, canlı yayınlarla millete gösterilmeli. Örgüt mensupları milletimizden özür dilemeli, helallik istemeli. Kürt halkıyla Türk halkı ezelden beri kardeştir.

Türkiye, Türk’üyle ve Kürt’üyle Müslüman Türkiye’dir!