Geçtiğimiz yıl bir soruşturmaya verdiğim cevapta şöyle
demiştim; Siyasiler sıkışınca şiire başvuruyor, şiirden imdat istiyor.
Günümüz politikacıları şiir üzerinden kendi popülaritelerini artırmak için
meydanlarda bazı meşhur şairlerin şiirlerini okuyorlar. Şairlerin meşhurluğunu
kullanıyorlar. Şiir ve şair açısından bu durum bile hoş karşılanmayacak, kabul
edilemeyecek bir davranışken bu yıl politikacılar işi iyice çığırından çıkarıp
şiiri kişisel politikalarına alet etmekten öte şiire hakaret etmeye başladılar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için meydan nutuklarında İstiklal Marşı çevresinde hem
İstiklal Marşı nı hem de şiiri küçültmeye/küçümsemeye yönelik ağız dalaşları
yaptılar. Cumhurbaşkanını halk seçiyor süsü vererek halkı kandırmaya teşebbüs
etseler de aslında halk da cumhurbaşkanını kendisinin seçmediğini çok iyi
biliyor. Üç adayı da yirmişer milletvekili şartı ile meclis aday gösterdi.
Halktan bir aday yok. Halk da mecburen üçün birine oy verecek. Karşılığına da
üçün birini cumhurbaşkanı seçecek. Eğer oy pusulalarında üç adayın yanına
hiçbiri diye bir tercih konulsaydı bence en fazla oyu hiçbiri alırdı yani
en fazla mühür hiçbiri tercihine vurulurdu. Keşke Yüksek Seçim Kurulu oy
pusulalarına üç adaydan başka hiçbiri diye bir kutucuk koysaydı ve Türkiye
İstatistik Kurumu da hangi adayın kaç oy aldığını açıklarken hiçbiri nin kaç
oy aldığını açıklayacak olsaydı. Koltuk savaşlarında bu kadar ironinin bile
yeri yok. Çünkü mesele koltuk davasıdır. Mesele paradır. Milletin davası değil.
Cumhurbaşkanı adaylarından iki aday, koltuk davalarında kullanmadıkları hiçbir
kutsal kalmamış olacak ki en son İstiklal Marşı atışmalarında İstiklal Marşı
üzerinden şiire hakaret ettiler. Hakaretlere karşı, hükümete yalakalık yapan
gazetelerdeki şair yazarlardan gık çıkmadı, belli ki Başbakan ı yağlama
yıkamayla fazla meşguller, oysa Başbakan onların ayaklarına sıkıyor, belki de
kurşun gürültüsünden (siz buna para desteleri sesi de diyebilirsiniz) kör topal
sağır oldular, ne yapalım iş başa düştü o yüzden sazı ben elime alıyorum.
Bakalım ne söylüyorum!
Bu dünyada maddi olarak rahat yaşayabilmek adına bütün
kutsalları çiğneyen, hor gören, daha da ilerisi hakaret eden cumhurbaşkanı
adayları; şiirin ş sinden bile anlamadıkları halde şiir konusunda ahkâm
kesiyorlar. Zannedersiniz ki iki aday dünyanın sayılı şiir okurlarındandır.
Ömürlerinde zorunlu olarak okudukları bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda
şiir olduğu halde birisi İstiklal Marşı na ait dizelerin Mehmet Akif in hangi
şiirinin dizeleri olduğunu bilmiyor diğeri de ona cevap vereceğim diye yani
şiiri kendi kişisel politikasına alet ederek İstiklal Marşı sadece bir şiir
değildir diyor. Biri, millet şiir miir derdinde değil diyerek milletin duygu ve
düşüncesinden oluşan şiiri küçümsüyor, diğeri de bu yanlışı kendince
düzelttiğini sanarak İstiklal Marşı nın sadece bir şiir olmadığını söylüyor.
Bakın buraya yazıyorum bilmiyorsanız öğrenin Sayın
Başbakan, İstiklal Marşı sadece bir şiirdir. Ama miir değildir. İstiklal Marşı
şiirdir. İstiklal Marşı, siz kişisel politikanıza alet edin diye yazılmadı.
İstiklal Marşı nı kişisel politikanıza alet ederek onu şiir dışına çıkarıp miir
haline getirmeye çalışıyorsunuz ama o şiir hiçbir zaman miir olmayacaktır.
İstiklal Marşı sadece bir şiirdir. İstiklal Marşı Türk Lirası değil, Dolar
değil, Euro değil, ayakkabı kutusu değil, gemicik değil, elli tane daire değil,
elli tane gazete değil, elli tane televizyon değil, elli tane villa değil
sadece bir şiirdir. Gak dediğinizde uçak, guk dediğinizde helikopter, vak
dediğinizde dolarlar ve dünyanın benim adını dahi saymakta zorlanacağım binbir
türlü maddi nimetlerini yemekten doymadınız da şimdi sıra şiire mi geldi! O
kadar maddiyatın içinde şiir ne gezer! Kendinizi kandırıyorsunuz amenna ama
milleti hiç olmazsa bu konuda kandırmayın. Mehmet Akif in, İstiklal Marşı nı
yazdığında bırakın gemileri dolarları villaları, giyecek bir paltosu yoktu.
Mehmet Akif in bırakın elli tane daireyi villayı başını sokabileceği bir tane
dairesi bile olmamıştır. Akif İstiklal Marşı nı yazdığında sırtına giyecek bir
paltosu yokken siz ise Türkiye nin yarısını sahiplenmiş, bununla doymayarak
diğer yarısını da sahiplenmek için kişisel politikanıza Akif i ve İstiklal
Marşı nı alet ediyorsunuz. İstiklal Marşı sadece bir şiir değil diyerek işte bu
alet etmenizi millete şiirin bir şiir değil de alet yani maddi araç olduğunu
resmen söylüyorsunuz. Maddiyat için İstiklal Marşı nı kullanıyorsunuz. Bununla
birlikte şiiri küçümsüyorsunuz. İstiklal Marşı şiirdir, eğer şiir olmasaydı siz
onu okuyamayacaktınız. İstiklal Marşı ndaki duygu ve düşünceler eğer o bir şiir
olmasaydı günümüze gelmeyecekti. Şiir maddi bir şey değildir, eğer maddi
olsaydı Mehmet Akif in sırtına giyecek bir paltosu olurdu.
Şiir miir diyen beyefendi bakın buraya yazıyorum
bilmiyorsanız öğrenin; şiir, miir değildir. Şiir milletin duygu ve
düşüncelerinden oluşan, milletin binlerce yıllık eskimez yepyeni değerlerini
geleceğe taşıyan bir olgudur. Dokuz tane dairen ve kırkdokuz daire alacak paran
var. Hiçbir şairin dokuz tane dairesi yoktur, olmamıştır. Dokuz daireyle
birlikte şiir okumaya başlarsan ancak ve ancak miir e varırsın. İnsanilik
adına her şeyin tükendiği yerdir miir. Bu sebeple şiir, miir değildir. Bir şair
bir şiiriyle milletin gönlünü kazanır da siz dokuz daire ve kırkdokuz daire
parasıyla milletin gönlünü kazanamazsınız. Siz paralarınızla, makamlarınızla
övünürsünüz ama gelecekte millet hafızasında kalacak bir yeriniz bir manevi
varlığınız yoktur, olmayacaktır. Mehmet Akif, İstiklal Marşı nı sizin koltuk
davanıza aracı olsun diye yazmadı. Akif, İstiklal Marşı nı milletin
değerleriyle millet için yazmıştır.
O halde tekrar edelim; şiir, miir değildir!