Yetkin değil, yetim yetim… Hani babası ölmüş anlamında…
Doğumdan itibaren kaybedecek çok da bir şeyi olmamak hali yani…
Tam da bu yüzden,
Tüm bozuk çarkların sahiplerine şiirler yazacağız.
Her bir kelimenin ardına saklayacağız, zağlı yumruklarımızı…
Kaybedecek bir babası olanların itiraz edemedikleri her ne varsa…
Sesimiz kısalana değin susmayacağız.
Kanal, gazete sahipleri istemediği için yayınlanmayan haberleri…
Gelecek kaygısı ile sümen altı edilen kul haklarını…
Adam gibi öldürülme ihtimalimize karşın anlatacağız.
Kıyametin kopmaya başladığı andan aktarıyoruz.
Putlar kılcal damarlarımıza kadar istila etti.
Zalimler kendileri ile gurur duyuyor.
Korkaklık tapılası hale geldi.
Utanma duygusu yeryüzünden kaldırılmış gibi…
Kimse kimseye güvenmiyor.
Güvende hissetmiyor insanlar.
Bir devlet başkanı, eşiyle beraber kaçırılabiliyor yatağından…
Kaçıranlar alkışlanmaya devam ediyor.
Gazze ve çocuk ve ölüm… Hava gibi, su gibi… Sıradan…
Cehalet ve zulüm tepki vermedikçe çoğalır derdi babam.
Yani olsaydı derdi.
Sistem garibanı öldürmek ile yetinmiyor.
Sonrasında mezar yerini dahi parayla satmak üzerine kurulu…
Adalet kavramı namussuzların elinde oyuncak olmuş…
Faturasını ödemeyen garibana müebbet…
Dayısı olan katile, amcası olan tecavüzcüye şartlı istirahat…
“Sakın bir daha böyle kötü şeyler yapmayın, üzülürüz sonra…”
Dar ağaçları kurulmayalı çok zaman oldu.
Bırak iyi insanları, iyi atları…
Atı çaldılar Rüveyda.
Vehn, kalbimizi kangrenleştirdi. Söküp atmak gerekir...
Bundan sebeptir ki, hastalık yaygın bir hastalık haline geldi.
İntihar etmeyi çözüm olarak gören ahmakların sayısı her geçen gün artıyor.
Hasılı…
Olumlu düşünebileceğimiz tek şey ölümden sonrası zaten…
Ölümden sonrasına alışmak zorundayız.
Ölümden sonrasına alışmak zorundayız.
Ölümden sonrasına alışmak zorundayız.
Omurgalı birkaç haber dinlediniz. Kalın selametle.