İlk şiir kitabı Kâğıttan Evler‘le okur karşısına çıkan şair Ümit Zeynep Kayabaş‘a göre, ‘Şiir gerginliği sevmez.‘ Şair sebebini ise şöyle açıklıyor: " Çünkü gerginliğin kendisidir şairi şiire davet eden. İç sıkıntı dağılmalı şiirde yeni bir atmosfer oluşmalı. Hüzünler farklı bir boyutla sergilenmeli."
Ümit Zeynep Kayabaş şiirleri Yedi İklim, Bir Nokta, Mühür, Deyiş, Mor Taka. Düz yazı‘da yayınlanan bir şair. Çalışmaları ise Virgül, Zaman ve Dergibi‘de yayımlandı. Samsun doğumlu olan Şair, Paris‘te ikamet ediyor. Ürün yayınlarından çıkan Kâğıttan Evler Kayabaş‘ın ilk şiir kitabı. Bülent Parlak, Ümit Zeynep Kayabaş‘la ilk şiir kitabını konuştu.
Nasıl biridir Ümit Zeynep Kayabaş?
Uyumlu, kuralcı, çok çabuk sıkılan, haksızlığa tahammülü olmayan, hassas, duygusal sanırım biraz da sabırsız biri.
İlk şiir kitabı ilk adım heyecanı gibidir. Neler hissetiniz kitabınızı elinize aldığınızda?
Şiiri kâğıttan veya bilgisayar sayfasından okumakla, kitaptan okumanın farkını hissettim ki beni azme sürüklemekten başka bir heyecan vermedi. Kitapta daha bir yabancı gözle okuyabiliyorsunuz kendinizi. Ve özeleştiride bulunabiliyorsunuz. Ben şiirin peşindeyim. Şiir ‘yaşam kaynağım‘.
Kitabın ismi Kâğıttan Evler. Sizin için ne ifade ediyor?
Birincisi; bedeni misafir eden Kâğıttan Evler‘dir. Yeryüzü ziyareti uzun soluklu olmayan kâğıt gibidir. Bir hatırlatma bağlamındadır bu isim. İkincisi hüzünle yaşamayı öğrenip yenilgilere boyun eğmeden bir var oluşa takılan ad.
Deli Dumrul‘ un konuşmaları yer almış bölüm başlıklarında ve bazı şiirlerinizin girişinde. Deli Dumrul‘a yüklediğiniz anlam ne?
Benliğimizi yaşatmak bizlerin birinci vazifesidir. Öz kültürümüzü, dini motiflerimizi günümüze modernize ederek gelecek kuşaklara aktarmasak; kökten beslenen bir sanatın sahibi olamayız. Sanatçı; kuşaklararası bir milletin kültürünü taşır. Her ne kadar bazı şairlerimiz klişe diye adlandırsa da bu durumu bizler özümüzü yansıtmakla mükellefiz. Bunun en güzel örneklerinden biri Sezai Karakoç un Hızır‘la Kırk Saat‘idir.
Bu bağlamda Deli Dumrul iç sesin öznesi, dost, sevgili, kardeş, rehber yani yolculuğumuzda kervanbaşı gibidir. Diğer bir gözle aşkla savaşandır Dumrul. Bir türlü de aşka giremeyendir
Erkek egemen bir toplumda bayan şair olmak zor mu? Siz bu zorluğu yaşıyor musunuz? Bayan şairlerin azlığını neye bağlıyorsunuz?
Hayır cevabını beklemiyorsunuz sanırım. Tabii ki bayan şair olmak zor. Şiir sanki sadece erkeğe özgü bir ses, bir algılanış. Geçmişten gelen bir durumdur bu. Yeni dönemi ayrıca değerlendirmek gerekir. Sosyolojik değişimleri göz önünde bulundurmak gerekir. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra çok daha sıkı şiirler okuyacağız bayan şairlerimizden. Bu zorluğu yaşarken daha bir azimle sarıldım şiire. Günümüz dergileri kemikleşmiş bir kadro ile yoluna devam etmekte. Dergiler arası rekabet günümüz medeniyeti silememiştir ne yazık ki. Edebiyatta bir bütün olmak gerekir. Neden mi bayan şair yok? Kadının hayata doğrudan katılışı son yüzyıllardadır. İslâm‘ın ilk dönemlerinde, Saadet Asrında şair kadınlar var. Hazreti Fatma, Hazreti Aişe bunun en somut örnekleri. Daha sonra tablo değişiyor.
Günümüze bakarsak dergilerin yönetimi genellikle erkeklerin elinde. Ve gelenekçi bir toplumuz. Özverinin yüksek olması gerek. Öğrencilik yıllarında erken yaşlarda iyi şiirleriyle çıkış yapan bayan şairlerimiz maalesef evlilik hayatlarında şiiri bitiriyorlar. Hızlı bir başlangıç ve bitiş söz konusu. Bu dengeyi muhafaza eden de yok denecek kadar az. Görünüp yok olmaktansa sabırla dengeleyeceğim hayatı beklerim sanırım kalıcı olmanın tek yolu da bu.
Keskin söylemleriniz olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet ziyaret ettiğim bu kapı benim belirgin tavrımdır. Bu alışverişte kendimi yargılamayı ödev haline getiriyorum. Şair özünü kendi sesinden üfleyebiliyorsa dizelere, şiir ona yeni bir kanal olarak geri dönecektir
Çok şiir var ama şair yok dersek bize neler söylerseniz?
Kesinlikle katılıyorum. Şiir çok ama şair yok denecek kadar az. Şair yazdığını taşıyabiliyorsa şairdir. Bu kimliği duruşuyla hak etmeli. Yani çok özel bir ağırlığı olmalı şairin. Yakışabilmeli yazdıklarına. Çünkü bir üst dilin sunucusudur şair. Konuşmasıyla, kültürüyle velhasıl mübalağa etmiş sayılmayız haliyle de dediğimizde. Bu işaretler seçkin kılar şiirin sahibini. Duygunun tercümanı olan kalem erbapları hiçbir zaman unutmamalı kalplerin ritmi olduklarını. Şiirini kimliğiyle okuruna takdim eden günümüzde üstat Sezai Karakoç‘tur. Ve bu duruşa çok yakın isimler de az da olsa var.
İlk okuduğunuz kitap ve şairler?
İlk okuduğum kitap on iki yaşımda Peyami Safa‘nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu. İkincisi yine Peyami Safa‘dan Sözde Kızlar. Ona duyduğum hayranlık beni roman okumaya doğru sürüklemişti ve bir gün roman yazarı olacağım demiştim, ama şiire yelken açtık.
Okulda şiir programlarında on dört- on beş yaşlarımda Yahya Kemal in şiirlerini özellikle "Mohaç Türküsü"nü. Mehmet Emin Yurdakul, Necip Fazıl‘ın ve Akif in şiirlerini okurdum. "Bülbül" şiiri ezberimdedir. Üstat Necip Fazıl hariç Özellikle seçtiğim şairler değildi bunlar. Sanırım o dönemlerde kahramanlık şiirleri çok etkilerdi beni.
İlk şiirinizi hatırlayabiliyor musunuz?
İlkokul sıralarında başladım günlük tutmaya arada şiirler de karalıyordum. Defterlerimin son sayfasına geldiğimde yazdığım şiirleri baştan okuyor beğenmediğim için de yok ediyordum. Baktım olmayacak günlük ve şiir defterlerimi ayırdım.
Bir gün arkadaşlar sıramdan defterlerimi alıp dersimize girmeyen bir edebiyat öğretmenimize göstermişler. O da beni yanına çağırmış serbest ölçüde bir şiir yazmamı istemişti. Hoşuma gitmese de bu durum tamam demiştim ve on altı yaşımda "Hakikatlerin Nefesi" adlı şiiri yazdım ilk o şiiri paylaştım ikinci bir kişiyle ve tüm ısrarlara rağmen yazdıklarımı paylaşmadım bir daha. Çünkü ideolojileri farklı olanlar tarafından yönlendirilmek istemiyordum. Şiir adlı tutkuya ev sahipliği yapıyorsanız bir gün dergilerde yerinizi alırsınız.
Birçok şairin rüyalarını süsleyen bir kentte Paris‘te yaşıyorsunuz. Paris ve şiir dersek?
Çok zor yurt dışında sanatla uğraşmak. Diline tam hâkim olamadığınız bir ülkedesiniz. Kent görsellikten başka bir şey sunamıyor size. Ruhsuz bir kente hayran olmak çok farklı bir duygu. Müthiş bir mimari yapı ve nostalji takılan burjuva. Kentin büyüsü bir yere kadar sana tesir ediyor. Paris düşünme payını uzun vadede sunabilen bir kenttir şairine. Daha da yalnızlaştırıyor insanı. Belki de bu şık şiiri güçlü kılıyor. Burada yazdığım şiirlerde sadece şiiri düşünüyorum.
Özellikle son şiirlerinizde rahat ve cesur bir tavrınız var özgürlük hissini geniş ölçüde hissettirebiliyor kent sanırım?
Şiir gerginliği sevmez. Çünkü gerginliğin kendisidir şairi şiire davet eden. İç sıkıntı dağılmalı şiirde yeni bir atmosfer oluşmalı. Hüzünler farklı bir boyutla sergilenmeli. Cesurluğun tabiri ben de realite eğer bu dozu ayarlayabiliyorsanız çarpıcı dizeler çıkar ön plana. Tabi ki kentin rolü de büyük şiirin oluşmasında.
Farklı dergilerde yazdınız. Dergi çeşitliliğine neler söylemek isterseniz?
Hep söylüyorum Yedi İklim dergisine ailem dedikten sonra imzam çok az diğer dergilerde görülmüştür. Yedi İklim şairini ve yazarını destekleyen bir dergidir. Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal beyefendi özverili ve sanatta ciddi bir kişidir. Ona medeniyet insanı diyebilirim...
Bugün için geçerli bir kavram mı şairin ve yazarın yetişmesi için rahle-i tedrisat. Var mı disiplinine girdiğiniz, yetişmenizde büyük rol oynayan bir isim.
Rahle-i tedrisat babında bir isim yok. Şiirde kendi sesimi buldum ve daha da güçlü bir sesle şiirde olacağıma inanıyorum. İyi bir dinleyicimdir mevzu şiir olduğunda. Dinlediklerimi kendi mantık ve duygu süzgecimden mutlaka geçiririm. Tabi ki birikiminden istifade ettiğim bir şair büyüğüm var: Hüseyin Atlansoy.
Takip ettiğiniz ya da tekrar tekrar okuduğunuz isimler var mı?
Dönemsel bir tablodur bu. Ben aynı zamanda Cemil Meriç hayranıyım. Çok sık ziyaret ettiğim bir isimdir. Özellikle Jurnal‘ı elimden düşmez. Tanpınar‘ın Edebiyat Üzerine Makaleler‘ Baudelaire‘in Kötülük Çiçekleri ve Paris Kasveti tekrarlarımın arasında yer alır.
Semiha Ayverdi‘ nin anlatım tarzına dile ve konuya hakimiyetine hayranım. Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu‘nun şiirlerini bir başka severim.
Yeni çalışmalarınız var mı?
İkinci şiir kitabını hazırlıyorum. Belki düz yazı çalışmalarımı kitaplaştırırım. Nasip diyelim.





