Sigortası yok diye ölüme terk edilen genç!..

Abone Ol

Korona salgını ile yeni bir dünya, yeni bir hayat tarzı gündeme geldi. Bu ise ister istemez insanlarda uyumsuzluğa, strese, bazılarında ise paniğe yol açtı. Ancak zaman geçtikçe yeni şartlara uyum konusunda ilerleme olduğunu söylemek mümkün. Çünkü tüm uyarılar ve alınmış kararlara rağmen evlerinde tutulamayan bazı insanlar son birkaç gündür dışarıda fazla görünmez hale geldiler. Halbuki, salgın başından itibaren insanlar kalabalık yerlerden uzak durabilse, özellikle de diğer insanlarla aralarında belli bir mesafe bırakabilselerdi, en önemlisi de mecbur olunmadığı sürece dışarı çıkmasalardı sanıyorum söz konusu salgın daha hafif tedbirlerle atlatılabilirdi. Bu söylediğim bir kehanet değil elbette. Sadece hastalığın kontrol altına alınabilmesi için gereken tedbirleri her gün onlarca kez açıklayan işin uzmanlarının söylediklerine dayanan bir tahmin. Buna rağmen hiç olmazsa bundan sonra insanlar kendi OHAL’ini ilan etmeli, bu duruma uymak için ellerinden geleni yapmalıdırlar. Çünkü görünen o ki, bu salgının şakası yok. Bir bakıyorsunuz, sizin ülkenizde görünmüyor ama çok geçmeden

Sanıyorum ister testlerin başlaması ile birlikte hastalığa yakalananların sayısı bir anda artarak devam ediyor.devlet ilan etmiş gerek kendi OHAL’imizi ilan etmiş olalım, açıklanan kurallara dikkat etmek gerekiyor. Çünkü Çin’de çıktığı halde orada etkileri azalmaya başladığı halde Avrupa ve ABD bu salgına teslim olmuş durumda. Dün açıklanan rakamlara göre tespit edilen hasta sayısı 622 bine, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 28 bine ulaşmış durumda. Bu da gösteriyor ki, sadece ülkemiz değil, tüm dünya bu salgın ile mücadele edecek, yenilirse bile gündemimizden çıkmayacaktır. Daha şimdiden başlamış olan birtakım tartışmalar uzun yıllar devam edeceğe benziyor.

Bu noktada dünyanın jandarmalığına soyunmuş, kendilerini tek karar verici ilan etmiş olan ABD ve diğer bazı Avrupa ülkeleri salgın karşısında aciz kalmışlar, sahip oldukları ekonomik gücün bir işe yaramadığını; özellikle de sağlık sistemlerinin kısa zamanda iflas ettiğini; yetersiz kaldığını gördüler. Söz konusu salgın bu açıdan değerlendirilir, parayı putlaştıran anlayışlarının ve ekonomik sistemlerinin insanı mutlu etmeyeceğini görmeleri gerekiyor. Söylediklerimi izah bakımından ABD’de sigortası olmadığı için tedavi edilmediği ve hayatını kaybettiğine dair haberler karşısında böyle bir anlayışın sahiplerinin insan olup olamayacağını düşünmeye başladım. Belli ki parayı putlaştıran anlayışa göre insan devlet için bir araç. Bir diğer ifadeyle devlet, tüccar anlayışı ile hareket ediyor. Her neyse, derdim şu sıkıntılı günlerde sistem tartışması yapmak değil. Ancak bu tür musibetler kendimizi sorgulamamıza vesile olabilirse sanıyorum geleceğe dönük bir eser çıkarmak mümkün olabilir.

Ayrıca insanların evlere hapsolmasının onlarda psikolojik sıkıntılara yol açması sonucunda gençler sanal âlemde kendilerini kaybederken, orta yaşlılar ve yaşlılar uzun zamandır arayamadıkları dost ve tanıdıklarını aradıklarında aradıklarını mutlu ediyorlar. Elbette, yıllarca sesini duymadığı dostu ile sohbet etmek kendilerini de mutlu ediyor. Bir bakıma insanlar unutulmuş olma duygusundan bu vesile ile kurtuluyorlar. Böylece bir hayra vesile olunuyor.

Bu vesile ile toplum olarak alınan tedbirlere uymak için ille de zecri, cezai tedbirlerin devreye girmesini beklememek gerektiğini anlayabilmiş olursak sanıyorum bu da geleceğe umutla bakmamıza vesile olabilir.

Son olarak paniğe kapılmadan, üzerimize düşeni yapmamızın hem kendi hem de çevremizdekilerin sağlığı açısından önemli olduğunu unutmamak gerekiyor.