Devlet Bakanımız Cemil Çiçek, Anayasa yı değiştirmek, Ağrı Dağı nı yerinden oynatmaktan daha zordur demiş.
Cengizhan bir ülkeyi fethetmeden önce, o ülkenin bir kalesine hücum edermiş. Bu tecrübeden edindiği bilgilerin ışığı altında büyük savaşa girişirmiş.
Sanırım Hükümet, Cengizhan misali, önce sigara yasağını koyarak, gücünü deneyecek, sonra Anayasa yı değiştirme savaşına girişecek.
Ama bence sigara yasağını koymak ve bu yasağı başarıyla yürütmek, Anayasa yı değiştirmekten daha zor olacaktır.
Önce Anayasa yı değiştirmeyi deneseler daha yerinde olur. Zira dünkü haberlere bakılırsa, Anayasa yı hazırlayanlar yeni yasaya "başörtüsü yasağını kaldıracak bir hüküm koymaktan" vazgeçmişler. Korkarım her iki girişimden de bir sonuç alınamayacak.
Zira sigara tiryakiliği bir iptiladır. Üstelik bu iptila yaygınlaşmıştır. Bir zamanlar Çarlık Rusyasında sigarayı yasaklayan bir kanun çıkmış, sigara içen birisi, yakalanınca hemen suçüstü mahkemesine veriliyormuş. Bir muhbir, iki şahit, yargılanıp hapse atılıyormuş.
Sigara içen yeni bir suçlu yakalanmış, dava esnasında, üç kişilik mahkeme üyesinden, sağ üye, diğer üyelerden daha fazla, yasak taraftarlığı yaparak, zavallı sanığı, hırpaladıkça hırpalamış, hakaret üstüne hakaret etmiş.
-Ulan doğru söyle, bu mereti nereden buldun Sende mutlaka sigaranın gizli deposu vardır. Söylemezsen senin kafanı kırarım gibi laflar ediyormuş.
Yargılama bitip sanık cezaevine gönderildikten sonra, mahkeme reisi sağ azaya sormuş
Beyefendi, sen bu duruşmada çok aşırı gittin, adamcağıza mütemadiyen ağız dolusu hakaret ettin, rica ederim bir daha öfkene hakim ol, bu kadarı fazla diye çıkışınca, sağ üye baklayı ağzından çıkarmış:
-Kerataya bir türlü ikrar ettiremedim, sigarayı bulduğu yeri söyletemedim. Zira ben de tiryakiyim. Söyletebilseydim bulup ben de içecektim.
Espri bir tarafa, gerçek böyledir.İçki, kumar ve emsali iptilalar da böyledir. Polisiye tedbirlerle kolay kolay önü alınamaz. En iyisi ve tek kalıcı çare, küçük yaşta, çocuklarımızı eğitmektir. Yasağı herkesin vicdanına sokmaktır. Böyle olduğu takdirde, herkesin polisi, jandarması, savcısı, hakimi kendi içinde olacaktır. Kendi kendini yargılayacak, doğru yola kendiliğinden girecektir.
Sigara konusuna girmişken iki espri ile bu makaleyi noktalayalım:
Sigara içmeye başlayan zengin bir beyin hizmetçisi, bakmış ki efendisinin ağzından, burnundan dumanlar çıktığını görünce, onu içten içe tutuşmuş, yanıyor zannetmiş. Dolu bir su kovasını aldığı gibi efendisinin tepesinden aşağı dökmüş.
Başka bir fıkra:
Bir bağ evine hırsızlar girmiş. Ev sahibi olan ağanın evde olmadığını anlamışlar. Kadınlar çoluk çocuk uyuduktan sonra, eve girip evi soyacaklarmış. Ama evin emektarı olan bir yaşlı kadın, hırsızların çitin arkasında pusuya yattıklarının farkına varmış. Saatlerce bekleyen hırsızlar, efkar dağıtmak için bir sigara tellendirmeye başlamışlar. Meğer evin yaşlı emektarı da sigara tiryakisiymiş ama eline sigara geçmiyormuş. Hırsızların hem de kaçak tütünden sarılmış sigarasının dumanını koklayınca kadın duramamış, yüksek sesle:
Hele hırsızlar hırsızlar, ne olur o sigaranızdan bir tane de bana fırlatın, kokusuna dayanamadım deyince, hırsızlar bir sigara atıp kaçıp gitmişler.
Sigaraya yasak koymak mı daha zor, Ağrı Dağı nı yerinden oynatıp Anayasa yı değiştirmek mi daha zor Bunu okuyucularımızın taktirine bırakıyorum.
Endişem odur ki, iktidar bazı zor işler karşısında yaptığı gibi zora girince başörtüsü yasağı, katsayı haksızlığı gibi problemler karşısında, bir kolayını bulup yükü üzerinden atacaktır. İnşaallah böyle olmaz. Milletimizin sabırsızlıkla beklediği meseleler ele alınır ve birer birer kördüğümler çözülür.