Sigara haram mı? "Peygamber döneminde sigara yoktu" itirazına cevap

Abone Ol

Sigara, uzun yıllardır İslam dünyasında en çok tartışılan konulardan biri olmayı sürdürüyor. "Sigara haram mı, mekruh mu, yoksa sadece hoş karşılanmayan bir alışkanlık mı?" sorusu pek çok Müslüman’ın gündemine geliyor. Ancak günümüzde tıbbın ortaya koyduğu kesin veriler ışığında bu tartışmanın farklı bir boyuta taşındığı görülüyor.

İslam'ın temel ilkelerinden biri, insanın bedenini, Allah'ın kendisine verdiği bir emanet olarak korumasıdır. Sağlığa açıkça zarar verdiği bilimsel olarak kabul edilen bir alışkanlığın dini açıdan nasıl değerlendirilmesi gerektiği de bu temel ilke çerçevesinde ele alınmalıdır.

PEYGAMBER DÖNEMİNDE SİGARA YOKTU AMA İNSAN VARDI

Sigaranın hükmüyle ilgili en sık dile getirilen itirazlardan biri, "Peygamberimiz’in döneminde sigara mı vardı?" sorusudur. Ancak bu yaklaşım, İslam hukukunun temel mantığını göz ardı etmektedir.

Hz. Muhammed'in (sav) yaşadığı dönemde sigara bulunmuyor olabilir; fakat insan sağlığını korumaya yönelik hükümler, zarar veren maddeler ve bunlarla ilgili temel prensipler vardı. Bu nedenle bir maddenin o dönemde bulunmaması, onun dini hükmünün belirlenemeyeceği anlamına gelmez.

Bugün sigara paketlerinin üzerinde açıkça "Sigara öldürür", "Ciddi sağlık sorunlarına yol açar" gibi uyarılar yer almaktadır. Dünyada neredeyse hiçbir tıp otoritesi, sigaranın zararsız olduğunu savunmamaktadır. Tam aksine, sigaranın kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok ölümcül rahatsızlığa neden olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir.

Üzerinde insanı ölüme götürdüğü yazan bir ürünün, Müslüman açısından helal kabul edilmesi mümkün değildir.

HOCALARIN HATASI, DİNİN HÜKMÜNÜ DEĞİŞTİRMEZ

Zaman zaman "Filanca hoca da sigara içiyor" şeklindeki ifadeler, sigaranın meşru olduğu yönünde bir gerekçe olarak ileri sürülebilmektedir. Oysa bu yaklaşım doğru değildir.

İslam'da ölçü kişiler değil, Allah'ın hükümleri ve dinin temel prensipleridir. Bir din görevlisinin veya bir âlimin hata yapması, yapılan hatayı doğru hâle getirmez.

Nasıl ki bir insan gıybetin haram olduğunu bildiği hâlde zaman zaman bu günaha düşebiliyorsa, aynı şekilde sigara konusunda da yanlış yapabilir. Bir Müslüman’ın hata işlemesi mümkündür; ancak bu hata din adına meşrulaştırılamaz.

Dolayısıyla bir kişinin sigara içmesi, sigaranın caiz olduğunun delili sayılamaz. Hata yapan herkes bundan sorumludur ve yaptığı yanlış, dini hükmü değiştirmez.

SİGARA SADECE İÇENE DEĞİL, ÇEVRESİNE DE ZARAR VERİYOR

Sigaranın zararları yalnızca onu kullanan kişiyle sınırlı değildir. Pasif içicilik nedeniyle aile bireyleri, eş, çocuklar ve aynı ortamda bulunan herkes sigara dumanından etkilenmektedir.

Kul hakkı açısından da bu durum son derece önemlidir. Sigara kokusundan rahatsız olan bir eşin, aynı ortamı paylaşmak zorunda kalan çocukların veya istemeden dumana maruz kalan insanların hakkı da göz ardı edilmemelidir.

Özellikle çocukların anne veya babalarını örnek alması, sigarayı normal bir davranış gibi görmelerine neden olabilir. Bu da ileride daha ağır bağımlılıkların kapısını aralayabilecek ciddi bir risk oluşturur.

Bu nedenle sigara sadece bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez; aileyi ve toplumu doğrudan etkileyen bir alışkanlık hâline gelmektedir.

Sonuç olarak, Müslüman’ın bedenini Allah'ın emaneti olarak görmesi, ona bilinçli şekilde zarar verecek davranışlardan uzak durmasını gerektirir. Günümüzde sigaranın zararları tartışmasız biçimde ortaya konulmuş durumdadır. Bu nedenle mesele yalnızca "Caiz midir?" sorusundan ibaret değildir.

Mümin hata işleyebilir; ancak yaptığı hataya din üzerinden kılıf aramaya çalışmamalıdır. Sağlığını korumak, çevresine zarar vermemek ve Allah'ın emanet ettiği bedene sahip çıkmak, Müslüman’ın temel sorumlulukları arasında yer alır.

Sigara, hem kişinin kendi sağlığını hem de çevresindekilerin huzurunu olumsuz etkileyen bir alışkanlıktır. Bu sebeple Müslüman’ın, mümkün olan en güçlü iradeyle bu alışkanlıktan uzak durmaya çalışması, hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olacaktır.