Sıfırı tüketmek

Abone Ol

“1 dolar 15 lira oldu” manşeti ile 50 yıl sonra tekrar karşılaşıyorsak, altı sıfırı tükettik demektir. 50 yılda 1 milyon kat artan, daha doğrusu değer kaybeden bir ekonomi kimseye kazandırmaz. Bugün elindeki değer kazanıyor diye sevinenler bile elinde olmayanı almak istediklerinde sevinçleri kursaklarında kalmaktadır. Çünkü temel sorun; insanlığa hizmet etmesi gereken kaynakların belirli ellerde toplanmasıdır!

Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir ekonomi, aslında orta sınıfı tüketmektedir. Ve kriz, orta sınıfın gelirini üst sınıfa transfer etmektedir. Kazanan, yine bir avuç insandır. Tüm vatandaşların kazanması için; borç almadan, vergi koymadan, zam yapmadan imkânları seferber ederek herkese refah sağlayan bir ekonomi gerekir.

“İstikrar” kelimesinin arkasına sığınarak, üretim ve ihracat sloganları atarak milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma yapılamaz. Çünkü üretim, istihdam ve ihracat; seferberlik programlarıyla değil, alın teri ve akıl teriyle gerçekleşendir. Bilgi, plan, program, kadro, takip ve intaç süreçlerini disiplinle yürütülendir. Bu yüzden kaynakları faiz, yolsuzluk ve israfla yağmalandığı ve basiretsiz yönetimler tarafından yönetildiği ülkeler iflasın eşiğindedir.

Acı reçetelerle değil, tatlı reçetelerle çözüm üretmek, israf ve yolsuzlukları önleyerek reel ekonomiyi güçlendirmek ilk adım olmalıdır. Bu adımı atmak “kalkınma vizyonu” ister. Bu vizyon sahibi insan önce “müstemleke tipi kalkınmayı durdurmak” için kolları sıvar. Bilir ki; halkın alım gücünü artırmayan işler boş işlerdir. Doluluk ise ekonomik yıkımı durdurmak, herkese refah sağlamak, milli ekonomiyi canlandırmak ve rant ekonomisinden reel ekonomiye geçişi gerçekleştirmektir. Asıl iş; borç almadan, zam yapmadan, vergi koymadan tatlı reçeteler üretmektir.

Bir kez daha anladık ki kriz; zihniyet barındıran bir meseledir! Kriz sonrasında karşılaşacaklarımız, krizin doğasından ziyade krizin yönetimine bağlıdır. Başarılı kriz yönetiminin üç unsuru; hazırlıklı olma, gerçeklere dayalı bir yaklaşım ve tüm taraflarla etkili iletişimdir. Tatlı reçeteler içeren bir zihniyet, çözüm üreten bir yönetim ve gerçeklere dayalı bir yaklaşımla hareket edenler “güvenli liman” olacaktır. Güvenli liman olamayanlar, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya devam etse bile sıfırı tüketecektir.