Eğitim sistemi üzerinde şimdiye kadar yapılan tartışmalar ve eleştiriler, genel olarak, eğitim teknikleriyle (müfredat, program vb.) sınırlı kalmıştır, denebilir. Yeni isimle kurulan okullar (Süper liseler, Anadolu liseleri, yabancı dil ağırlıklı liseler vb.) da, esasında eğitim tekniğiyle ilgili düzenlemelerden öteye anlam taşımazlar. Kaldı ki dil öğretimini amaçlayan bu tür düzenlemelerde, "dil"den maksat adeta tek dil olarak İngilizce ye saplantıyı tezahür ettirmiştir. Eğitim zorunlu bir güdüme indirgenmiş oluyordu böylece. Dahası lise ve meslek lisesi ayrımının önünde tanımı yapılmış bir eğitim sistemi değil, eğitim tekniğinin kurum oluşturmada adeta manivela işlevi görmesine dönüştürülmesi sözkonusudur.
Eğitim sistemi, her halükârda açık seçik, genel kabule mazhar olmuş bir takım ilkeleri içeren bir eğitim felsefesi üzerinde yükselirse anlam ifade edebilir. Eğitim felsefesi, birbirinden farklı görüşleri benimsemiş bazı felsefi anlayışları kesinlikle reddetmez ama belli bir felsefi akımın hakimiyetini kabul etmiş bir sözcülüğü de tasvip edemez. Çünkü eğitimin muhatabı ya da öznesi konumunda bulunan insandır ve insanın fıtratını gözetmeyen bir eğitim sistemi, dolayısıyla felsefesi kaçınılmaz olarak insanı nesneleştirir, şeyleştirir. Daha açık söylenirse, insanı manevi dünyasından (din, ahlâk, sanat gibi) sürüp çıkarır. Nesneleştirilen insan, yarım bırakılmış olsa da, insanî olan her şeye bigâne kalmanın yanında, nerdeyse hiçbir denetleyici gücü ve değeri de reddetmek zorunda hisseder kendini.
Bugünlerde basının öne çıkarttığı "okullarda şiddet" haberleri, eğer arka planda bir takım çıkar hesaplarına matuf değilse, eğitim sisteminin sorgulanmasına yol açabilirse, üzerinde ciddiyetle durulması gereken hayati bir konudur, hatta sorundur. Eğitimin devam ettiği ve okulların faaliyette bulunduğu bir sırada patlak vermesi, eğitim sorununu sadece okulla eşleştirerek sınırlamak yanıltıcı olur. Kavgalar, çeteleşmeler, tecavüzler, yaralamalar ve öldürmeler, birer işaret fişekleri olarak açık bir tehlikenin varlığını haber veren göstergelerdir. Ama bütün bunların, bir yoldan önü alınmış olsa bile, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ve kökleri gerilere kadar giden eğitim sorununu perdelememelidir. Bugün şiddet ve düzensizlik okullarda görülebiliyor. Toplumun ve kurumların şöyle veya böyle yaşayageldiği, gelecekte de her an karşılaşacağı düzensizlikler, kargaşa ortadan kalkmış olmayacaktır. Mesela trafik kazaları, bir açıdan toplumu ve insanı tehdit eden sorun değil midir Banka hortumculuğu, gelir dağılımı adaletsizliği, işsizliğin makul bir program çerçevesinde tedricen önlenememesi, basın ve televizyon yayıncılığının hiç bir değer gözetmeden sürdürülmesi, siyasetin pahalı ve paraya dayalı bir uğraş haline getirilmesi vb. ekonomik, toplumsal, kültürel alanda gerçekleştirilen şiddetler olarak değerlendirilemez mi Ve bütün bunların temelinde ve özünde eğitimin sorun olma niteliği yatmıyor mu
Yapılan yayınların satır araları okunduğunda, adeta olaylara sebebiyet veren çocukların, gençlerin üstü kapalı suçlandıklarını çıkartmak mümkündür. Okula giden bu çocuklar, gençler bu toplumun birer üyesi, parçasıdırlar. Dünyayı yeni yeni duyumsama ve anlama eşiğinde bulunan bu körpe dimağların neden ve niçin şiddete yöneldiklerini ve nedenlerini sağduyu ve insaf ölçüsünde tahlil ederek kavramaya çalışılması şarttır. Sözgelimi babası veya kardeşleri işsiz ya da çalışmalarının karşılığını tam olarak alamıyorlarsa, şiddete yönelen öğrencinin iç dünyasının nasıl yıkıma uğradığını hesaba katmak gerekir. Keza üniversiteden mezun olan ağabeyinin işsiz güçsüz, babasının eline bakması, elbette eğitim gören gencin gelecek hayallerini ve umutlarını gölgeleyecektir. Sanılıyor ki, okullarda zaptu rapt altına alacak bir mekanizma kurulur ve gençlere bu süreçte at gözlüğü takılırsa, eğitim dediğimiz şey amacına ulaşır. Böyle bir amacı gözeten ve kollayan şeyin eğitim olmadığını, okulların torna tezgâhı gibi çalışarak nesne üretmediğini, üretemiyeceğini anlamak zorundayız. Bugün sınıfında sıra arkadaşına bıçak saplayan, bir süre sonra iş merkezlerinin, sitelerin veya rezidansların kapılarına yüklenirler, yüklenecektirler. Ne duvarlarınız engel oluşturur buna, ne güvenlik görevlileri başedebilirler bu gelen dalgayla.