Gündem

Şiddet içerikli dizilere reklam yasağı! Başlangıç olarak ''iyi bir gelişme'' diyoruz! Bu haberle ilgili bir ''açıklamamız'' var!

O açıklama şudur; Baştan şunu ifade edelim; * Milli Gazete olarak; gerek basılı gerek dijital ortamlarında bir faiz kurumunun reklamını asla ve asla yapmadık, yapmayız, yapmayacağız...

Abone Ol

* Bugüne kadar maddeten ne kadar zor durumlarda kalsak da faizi bünyesinde barındıran kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmadık, yapmayız, yapmayacağız...

* Milli Gazete olarak faizden hep uzak durduk, uzak duracağız, uzak durmaya da devam edeceğiz. Zira, faiz haramdır!

TAMAMEN FARKLI BİR HUSUS!

Bu haberde bahsedeceğimiz konu ise tamamen farklı güncel bir konu ile alakalı...

Hepimizin canını acıtan ve yüreklerimizi dağlayan okul saldırıları...

Yapı Kredi Bankası bu manada ilginç bir karar aldı!

Banka, şiddet içerikli dizilere reklam yasağı koyma iradesini ortaya koydu!

Yapı Kredi, şiddeti normalleştirdiği değerlendirilen dizi ve yapımlara reklam vermeyeceğini açıkladı.

Karar "toplumsal sorumluluk" vurgusuyla duyuruldu

Yapı Kredi, şiddet içerikli dizi ve yapımlara reklam vermeme kararı aldığını açıkladı.

Kararın, özellikle gençler ve çocuklar üzerinde olumsuz etki yarattığı değerlendirilen içeriklere yönelik olduğu belirtildi.

TOPLUMSAL SORUMLULUK VURGUSU

Kurumsal İletişim Direktörü tarafından yapılan açıklamada, kararın yalnızca ticari bir tercih olmadığı, aynı zamanda etik ve vicdani bir sorumluluk olduğu ifade edildi.

Açıklamada, şiddeti normalleştiren ya da özendirici şekilde sunan içeriklere reklam verilmemesi gerektiği vurgulandı.

Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın'ın yaptığı açıklama şöyle:

Yaşadığımız trajedi karşısında sadece üzülmek yetmez. Herkes kendi payına düşeni görmek ve yapmak zorunda. Ben de.

Biz iletişimciler bazen kendimizi sadece “işimizi yapıyoruz” diyerek rahatlatıyoruz. Oysa, yaptığımız iş, aynı zamanda hangi anlatıların normal, hangi değerlerin meşru, hangi karakterlerin hayranlık uyandırıcı bulunduğuna dair oluşan toplumsal iklime etki ediyor.

Suçu bir yükselme hikâyesine dönüştüren, korku üretmeyi etkiyle, tahakkümü itibarla karıştıran içeriklerin sadece basit bir kurgu meselesi olmadığını düşünüyorum.

Çünkü tekrar eden her anlatı, zamanla toplumsal algının sınırlarını değiştirir. Önce duyarsızlaştırır, sonra alıştırır, en sonunda da normalleştirir.

Şiddeti sorun olarak anlatan içerikle, şiddeti stilize edip statüye dönüştüren içerik aynı şey değil. Eleştirel temsil ile özendirici temsil arasında fark gözetmek, bana göre bir iletişimcinin asgari muhakeme sorumluluğu.

Çünkü, iletişimci yalnızca görünürlük yöneten biri değil. Anlam, meşruiyet ve güven de üretmek zorunda.

Bu yüzden insana, özellikle kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddeti normalleştiren; şiddeti güç, prestij, karizma ya da başarı göstergesi gibi sunan hiçbir dili ve anlatıyı kabul etmiyorum.

Bir iletişimci olarak, ekibimle birlikte, bu dili ve anlatıyı temel alan dizi ve içeriklere reklam plasmanı yapmayacağız.

Bu bir tercih değil. Etik bir sınır, kamusal bir sorumluluk ve vicdani bir yükümlülük.

Tüm meslektaşlarımı da bu konuda sorumluluk almaya davet ediyorum."