'Sıcak Barış'tan 'Yeni Soğuk Savaş'a Rusya...

Abone Ol

Dünya, keskin bir kamplaşma sürecine doğru koşar adım

gidiyor. Sıcak Barış yerini bir kez daha Soğuk Savaş a bırakıyor. Bunun en

somut örnekleri uzunca bir süredir içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanıyor ki,

Suriye bu bağlamda vekaletler savaşı boyutuyla Yeni Soğuk Savaş döneminde

tam bir dönüm noktasını oluştururken, İran ve Kuzey Kore süreçte Sıcak Savaş a

doğru iki önemli kırılma noktası olarak karşımıza çıkıyor.

Burada, sahneye bir kez daha Rusya ve ABD nin çıkması

oldukça dikkat çekici. Bir diğer ifadeyle, iki başrol oyuncusu ABD ve Çin

arasında vuku bulması gereken Yeni Soğuk Savaş ın ilk etapta Washington-Moskova

hattında gerçekleşiyor olması oldukça dikkat çekici. Bu rekabet, küresel bazda

güç mücadelesinin dünyanın değişik bölgelerinde patlak vermesine yol açmış

durumda.

Nitekim Stephen Cohen de, Rusya ile ABD arasındaki kısasa

kısas uygulamalarının ilişkileri yeni bir Soğuk Savaş dönemine sevk ettiğini

ileri sürüyor. Cohen, ABD nin uzun vadeli Rusya politikalarının Moskova

tarafından gerilimi yükseltmek le eleştirildiğini belirtiyor ve Obama

yönetimi, geçmiş 20 yıllık ABD yönetimleri gibi, Rusya ile samimi bir işbirliği

geliştirmek yerine, onları iten bir politika sergilemiştir. Bu nedenle ABD ile

Rusya arasında temiz bir sayfa açma düşüncesi de ölmüştür ifadelerini

kullanıyor.

Cohen çok da haksız sayılmaz. ABD nin özellikle NATO

üzerinden Rusya yı güneyden kuşatma girişimleri ve 2009 da Çin e götürdüğü

Rusya yı balkanlaştıralım teklifi halen hafızalarda. Füze Kalkan ı projesi

ise inişli-çıkışlı bir grafik çizmekle birlikte devam ediyor. Dolayısıyla

Moskova daki algı, Rusya nın Büyük Final deki belirleyici rolünün bu ülkeyi

bir hedef haline getirdiği yönünde. Rusya nın İran ı kırmızı çizgisi olarak

ilan etmesi ve Suriye deki varlığının arka planı ile ağırlıklı olarak Romanya

ve Gürcistan ı hedef alan son Karadeniz tatbikatının altında da bu husus

yatıyor.

Putin in Almanya ziyareti öncesi Karadeniz de başlattığı

deniz tatbikatı bir yönüyle Rusya nın bölgedeki çıkarlarını koruma noktasındaki

kararlılık gösterisi olarak karşımıza çıkarken, diğer taraftan son dönemde

geliştirmeye çalıştığı Doğu Akdeniz-Kıbrıs-Suriye eksenli politikalarına

yönelik karşı tutuma da sert bir yanıt niteliği taşıyor. Özellikle, Rusya nın

Rum kesimi üzerinden Akdeniz deki varlığını askeri üs , Gazprom ve finansal

yapılar (bankalar) üzerinden Rusya-Rum Kesimi-İsrail işbirliği çerçevesinde

arttırmaya yönelik yeni stratejisine ABD nin Türkiye-İsrail özür süreci ve

Almanya ağırlıklı olarak AB üzerinden verdiği ABD-Türkiye-İsrail-AB cevabı

Moskova yı daha radikal bir tutuma itmiş gözüküyor.

Bunun dışında, Kuzey Kore krizinde her ne kadar arka plan

aktörü olarak Çin in adı geçse de, yaşanan gelişmelerin daha çok alandaki

aktif oyuncu Rusya yı işaret etmesi ve gerginliğin büyük ölçüde bu ülkeye

hizmet ediyor olması, aslında Moskova nın küresel çapta çok boyutlu oynamaya ve

kriz alanlarını yaymaya yönelik bir stratejiyi uygulamaya soktuğunu gösteriyor.

Dolayısıyla Rusya, Kuzey Kore üzerinden ABD nin kendi üzerindeki baskısını

dağıtmaya yönelik bir strateji geliştirirken, diğer taraftan Washington un yeni

bölgesel politikalarında bir odaklanma sorunu yaşamasını hedefliyor ve bunla

ilgili olarak da neler yapabileceğini gösteriyor.

Açıkçası, bunda da başarılı görünüyor. En azından elinin

boş olmadığını ve kaba güce dayalı politikaların halen prim yaptığını

göstermesi açısından bu türden krizler ve güç gösterileri Rus dış politikası

açısından önemini koruyor. Bunu yaparken de bölgesel-küresel barışa yönelik yaptığı

çağrı ve Rusya nın taşıdığı bir takım kaygıları ortaya koyması da açıkçası

dikkatlerden kaçmıyor.

Burada, özellikle Almanya ya verdiği örtülü mesaj büyük

bir önem taşıyor. ABD ile Çin-Rusya ikilisi arasında sıkışmaya başlayan ve

ABD nin Avrupa daki maliyetlerini daha fazla taşıyamayacak bir noktaya doğru

gelen Almanya açısından hiç kuşkusuz net bir tercih o kadar mümkün olmamakla

birlikte, özellikle Rusya ile enerjiye dayalı derin işbirliği ile önümüzdeki

sürece yönelik farklı sinyaller de vermiyor değil...

Nitekim, Merkel ile görüşmesinin ardından düzenlenen

basın toplantısında Kore yarımadasında tansiyonun yükselmesinden endişeliyiz.

Çünkü bir komşuyuz. ifadelerini kullanan Putin in bölgede böylesine bir tehdit

olup olmadığı ile ilgili soruya, Tehlike var mı yok mu Bence, var şeklinde

cevap vermesi ve tansiyonun yükselmesini önlemek için ABD nin balistik füze

denemelerini ertelemesini olumlu bulduğunu açıklaması, Merkel in de Kore

yarımadasında tansiyonun düşürülmesi ve Suriye de siyasi diyalog sürecinin

teşvik edilmesi konularında Putin ile mutabık kaldığını belirtmesi oldukça

önemli.

Zira, bu ifadeler ABD nin: a. Bu bölgeye kuvvet

kaydırmaya-yığmaya başlaması; b. Tansiyonun yükselmesinin bir parçası olarak

uluslararası kamuoyuna lanse edilmesi; c. Krizin tırmanması üzerine geri adım

atması; d. Kıta Avrupasındaki müttefiki Almanya nın Rusya nın tezlerine yakın

bir tutum sergilemesi dolayısıyla bu tespitimizi fazlasıyla desteklemektedir.