Sezai Karakoç

Abone Ol

İkinci Yeni akımının yedi şairinden biri Türk şiirinin köşe taşlarından usta şair ve düşünür Sezai Karakoç, üç gün önce (16 Kasım 2021 Salı) 88 yaşında dâr-ı bekaya irtihal etti. Vefat haberini telefonla aldığımda çok üzüldüm. Gözlerimden süzülene engel olamadım. Bir müddet ne yapacağımı bilemedim, odada bir öte bir beri gittim geldim. Sonra arka arkaya sigara yaktım. İnsan şahsen tanıdığı, sohbet ettiği, yemek yediği, çay içtiği kısacası anıları olan önemli bir ismin vefat haberini alınca zamanda bir müddet geriye doğru gidiyor. Sezai Karakoç ismini ilk defa, lise ikinci sınıf öğrencisiyken Monna Rosa şiir kitabının henüz basılmamış, şiirlerin fotokopiyle çoğaltılıp zımbayla bir araya getirilmiş halini o zaman üniversiteye giden bir arkadaşımın bana getirmesiyle öğrenmiştim. Daha sonra bütün şiir kitaplarını edinmiştim. Şahsen tanışmamız ise, 2002 yılının Kasım ayında (ramazanda) Cağaloğlu’ndaki Diriliş Yayınevi’ne ziyaretine gittiğimde olmuştu. Bu ziyaretimi, sorulması üzerine, 2009 yılında anlatmıştım (www.dunyabizim.com, Sezai Karakoç ile iftar ettim). Kısaca şöyle; 2002’de Eminönü’ndeki Yeni Cami’nin avlusunda tek başıma biraz oturduktan sonra aklıma, “Benim aşkım uymaz öyle her saza” dizesi düşmüştü. O dakika karar vermiştim ziyaret etmeyi. Ziyarette, “İsmim, Cafer Keklikçi, şairim, bekârım, İstanbul’da oturuyorum, bir yayınevinde çalışıyorum” demiştim. İsmimi tekrar sormuş, söylediğimde ise, “Senin ismini bir dergiden hatırlıyorum, hatırladım, neydi o, Dergâh mıydı?” demişti. “Evet şiirlerim orada yayımlandı, başka yerlerde de yayımlandı” demiştim. “Güzel, böyle güzelliklerle uğraşman senin için hoş, İstanbul zor şehir, nerede yatıp kalkıyorsun?” diye sormuş, o zamanki oturduğum evi tarif etmiştim. O ziyaretimde Sezai Karakoç’la birbuçuk saat baş başa sohbet etmiştik. Türk şiirine dair birçok konu konuşmuştuk. Daha sonra da faklı yıllarda birkaç kere baş başa sohbet etme imkânı bulmuştum. Sezai Karakoç, her ne yaparsa yapsın ömrü boyunca şiirin içinde yaşamış bir şairdir. Şiirin hayatın kendisi olduğunu ve dürüst bir ahlâkla birlikte insanın bütün eylemlerinde yer aldığını kendi hayatıyla ispatlamıştır.

Sezai Karakoç, İkinci Yeni içinde akımın özelliklerini ilk şiirlerinde göstermeyen fakat ilk şiir kitabından itibaren gösteren bir şairdir. İlk şiirlerinin yer aldığı Monna Rosa kitabını en son yayımlamıştır. İlk şiir kitabı Körfez (birinci baskı: 1959) İkinci Yeni şiirinin özelliklerini gösterir niteliktedir. İkinci Yeni akımının dil ve şiirdeki atmosfer özellikleri hâkimdir daha sonra genişletip birleştirilerek Şahdamar/Körfez/Sesler olarak yayımlanan kitabında; “Bir balığın, bir siyah, bir kara balığın / İncecik kılçığı üzerine yemin edersiniz / (K) harfi üzerine yemin edersiniz // Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız”. “Çocuk düşerse ölür çünkü balkon / Ölümün cesur körfezidir evlerde // İçimde ve evlerde balkon / Bir tabut kadar yer tutar / Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen / Şezlongunuza uzanın ölü”.

İkinci Yeni, Türk şiirinde kendine özgü alan meydana getirerek resmi ideolojinin buyrukları dışına çıkmıştır. Modern şiirimize, şiirde yeni bir atmosfer meydana getirerek çok önemli katkı yapmıştır İkinci Yeni. Meydana getirdiği alanda gerçekliği kendine özgü tasarımlamıştır. İkinci Yeni şiirinde gerçeklik üst düzlemde soyuttan somut bir şekilde yaratılmıştır. Olağan bir olay veya durum olağanüstü bir görüntüyle ruha büründürülmüştür. Anlamsızlık ya da kapalılık sanılan durum üst düzlemdir; şiirdeki atmosfer algılandıktan sonra yeni bir gerçeklikle soyuttan yaratılmış somut (veya tersi) olan görülebiliyor. Burada şairin olmayan bir dünyayı olan dünya düzlemine getirme yaratımıyla ilk bakışta kapalılık denilen durum oluşsa da kapalı atmosferin içine girildiğinde somut gerçeklikle karşılaşılıyor. Bu bağlamda Sezai Karakoç şiirinin iki önemli özelliği var. Birincisi, İkinci Yeni şiiri özelliklerini taşıyan şiirleri, ikincisi ise halk şiirine yaklaşan şiirleridir. Dokuz şiir kitabında Monna Rosa hariç bütün şiirlerinde İkinci Yeni özelliği var. Monna Rosa’da ise yer yer olmakla birlikte daha çok halk şiirine yaklaşıyor.

Sezai Karakoç şiirinde, Hızırla Kırk Saat’ten sonra İkinci Yeni’nin dil özelliklerini taşımakla birlikte şiirin düşünsel ana eksenini Diriliş düşüncesi oluşturuyor. Bu durum Taha’nın Kitabı/Gül Muştusu ve sonraki şiir kitaplarıyla devam ediyor. Dil yapısında İkinci Yeni, şiir atmosferinde metafizik duyuş vardır. Karakoç, şiirde metafizik düşüncesini şiirleriyle ortaya koyduğu için İkinci Yeni’den bu yönüyle ayrılmakta. İkinci Yeni’nin Müslüman şair kimliğiyle öne çıkan tek ismidir. Karakoç, kendine özgü Diriliş düşüncesini ortaya koyarak düşünür yönüyle de İkinci Yeni’de farklı bir şairdir. Düşüncesi farklı olsa da şiiri İkinci Yeni’dir.

Karakoç, Gün Doğmadan isimli toplu şiir kitabıyla Türk şiirine kendi mührünü vurmuş bir şairdir. Sezai Karakoç Gün Doğmadan, Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir, Dişimizin Zarı, Eğik Ehramlar, Ruhun Dirilişi, Kıyamet Aşısı, Dirilişin Çevresinde, İnsanlığın Dirilişi, Yitik Cennet kitaplarıyla Türk şiiri ve Türk düşüncesinde yeni bir yol açmıştır. Türk şiiri, büyük bir ismini kaybetti. Sezai Karakoç’a Allah’tan rahmet, yakınları ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.