Şeytanın kötülük düzeni

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (c.c.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Her inanın, şeytanı tanıması ve kurduğu düzeni nasıl yürüttüğünü bilmesi önemlidir. Çünkü Şeytan; insanın azılı düşmanıdır. Şeytan; insanları sapıklığa, boş kuruntulara, Cenab-ı Allah’a isyana, cimriliğe, israfa, zinaya, eşcinselliğe, faize, kumara, piyangoya, içkiye, domuza, insanların malını haksız yere yemeye, Hıristiyan ve Yahudileri dost, sırdaş ve yönetici edinmeye, kibirlenmeye, zulme, batıla davet eder. Şeytan, fakirlikle korkutur, insanları Allah’a karşı fitler, vesvese verir, söz verip ümitlendirir ve aldatır. İşi gücü pislik yapmaktır. İnsana, İslam’ı, ahireti ve hesap gününü unutturur. Şeytan; dostlarına, İslam ve Müslümanlarla mücadele etmeleri için telkinde bulunur. Hilekârdır, bozguncudur, yaygaracıdır, akılları karıştırıcı ve nankördür. Şeytanın dostları; inkârcılar, müşrikler Yahudiler, Hıristiyanlar ve münafıklardır. Şeytan; kalpleri katılaştırır ve hidayeti karartır. İnsanı yüzüstü bırakır, rezil ve perişan eder. Şeytanın önemli vasıflarından birisi de, kötülükleri iyilik olarak takdim ve tanıtabilme yeteneğidir. Allah’ın affına güvendirerek aldatır, yorgunluk ve eziyet verir. Şeytan, kötü bir arkadaştır, dostlarına hep kaybettirir. Şeytan, sadece ben diyen, haktan yüz çevirip büyüklük taslayandır. İnanan insanın temel görevi, şeytan, insan ve cin şeytanlarından meydana gelen kuvvetlerine karşı mücadele etmektir. NİSA 76: “İman edenler, Allah yolunda (barış ve adalet için) savaşırlar, inanmayanlar ise tağut yolunda (batıl düzen ve davalar için) savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen pek zayıftır.” Çıkar ve menfaat temin etmek, bozgunculuk yapmak, ifsat etmek için ırkçılık yolunda savaşılmaz. Biz inananlar; adil bir düzen olarak İslam’ı yaşamak ve yaşatmak için savaşırız. İnkârcılar, müşrikler, işbirlikçi münafıklar ise; tapındıkları “üstün insanın” kurduğu faizci kölelik düzeninin ayakta kalması için savaşırlar. Rabbimiz bize onların hile, tuzak, plan ve programlarının gayet zayıf olduğunu bildirir ve insanlığı bu zulüm ve kötülük düzeninden kurtarmamız için mücadeleyi emreder.

PEYGAMBERİMİZ

İbni Mace’nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ey muhacirler topluluğu, düşkün olacağınız beş şey var ki onlara bulaşmanızdan Allah›a sığınırım. Bir toplumda fuhuş ortaya çıkarsa, mutlaka onlar arasında geçmişlerinde görülmemiş salgın hastalıklar ve bunalımlar yayılır. Tartıda hile yaptıklarında kuraklığa, kıtlığa ve yöneten liderin zulmüne maruz kalırlar. Zekâtı vermediklerinde mutlaka rahmetten yoksun kalırlar. Hayvanlar olmasa onlara hiç rahmet yağmaz. Allah ve Resulünün bildirdiği din ve düzen esaslarını bozduklarında Allah onlara yabancılardan olan düşmanlarını musallat eder. Bu düşmanlar, ellerindekini alırlar. Yöneticileri Allah’ın kitabıyla hükmetmeyip alay konusu ettiklerinde Cenab-ı Allah, aralarında iç savaş meydana getirir.” Bu gün bu hali olduğu gibi yaşıyoruz. Tirmizi’nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ümmetim on beş şeyi yaptığında üzerine belâ iner.” Onbeş şeyin ne olduğu sorduklarında şöyle açıklamıştır: “Ganimetler, belli bir kesim arasında dönüp dolaşan sermaye olduğunda, emanetler gasp edildiğinde, zekât angarya sayıldığında, adam karısına itaat edip annesine karşı geldiğinde, arkadaşına iyi davranıp babasına eziyet ettiğinde, mescitlerde sesler yükseldiğinde, toplumun en seviyesiz kimsesi liderleri olduğunda, kişiye kötülüğünden korkulduğu için ikram ve iltifat edildiğinde, içki içildiğinde, ipekli elbiseler giyildiğinde, şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiğinde, bu ümmetin sonra gelenlerinin önce gelenlere sövüp saydığında kızıl bir rüzgârı, yere batmayı veya insanların başka yaratıkların kılıklarına büründürülmesini bekleyin.” Bugün bunları da aynıyla yaşıyoruz.

YERİN ÜSTÜ VE ALTI

Tirmizi’nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yöneticileriniz en hayırlılarınız ve liderleriniz en müsamahakârlarınız olduğunda, işleriniz kendi aranızda şûra ile yürütüldüğünde yerin üstü sizin için daha hayırlıdır. Yöneticileriniz en şerlileriniz ve zenginleriniz en cimrileriniz olduğunda, işleriniz de kadınlara bırakıldığında yerin altı sizin için üstünden daha hayırlı olur.” Ahmed bin Hanbel’in rivayet ettiği hadiste ise, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Sefihler iktidar olduğunda, güvenlik görevlileri çoğaldığında, hâkime rüşvet verildiğinde, tenkitler hafife alındığında, akrabalık bağları koparıldığında, anlama bakımından onlardan geride olmakla birlikte Kur’an’ı müzik aracı edinip onu, eğlendirmek amacıyla insanlara sunan bir gurup ortaya çıktığında hemen ölümü isteyin.” Bu iki hadisi hakikaten düşünürsek, başımıza gelenlerin ellerimiz ile yaptıklarımız yüzünden olduğunu anlamış oluruz. Belki o zaman şeytanın telkin ettiği kötülük düzeninden Milli Görüş’ün yani Saadet Partisi’nin teklif ettiği Adil Düzen’e döneriz.

AK PARTİ’NİN YOLU

Meşru yol Cenab-ı Allah’ın yoludur. Bu yol, din ve düzen olarak İslam’dır. “De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur” esası bunun en önemli delillerindendir. Batıl yol ise, şeytanın ve dostları inkârcıların, müşriklerin, Yahudilerin, Hıristiyanların ve münafıkların yoludur. “Ey iman edenler, şeytanın adımlarını (yolunu) takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını (yolunu) takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği (yüz kızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder” ayeti şeytanın sapkın yolunu belirtir. Şeytanın yolunu bugün ABD, Avrupa Birliği, İsrail ve işbirlikçileri temsil etmektedir. Ey milletimiz; Avrupa Birliği, ABD ve İsrail stratejik ortaklığı, faizci kapitalist nizam Allah’ın yolu değildir. Kumar, içki, israf, zina, insanların mallarını haksız olarak yemek, haksız vergi toplamak, rüşvet, materyalist eğitim, yanlı yargılama, Allah’ın razı olduğu yol değildir. Ülkemizde 17 yıldır iktidarda bulunan AK Parti bu iki yoldan hangisini benimsemiştir? Cevap gayet açıktır. AB yolunu, ABD ve İsrail stratejik ortaklığını, faizci kapitalizmi tercih etmiştir. Gerçek budur. AK Parti’nin tercih ettiği bu yol, milletimize saadet getirmemiştir, getirmeyecektir de. Çare vardır. Milli Görüş-Saadet Partisi. Selam hidayete tabi olanlara…