Yöneticiler, kendilerini destekleyen ve desteklemeyen göz sayısınca gözle ülkesini gözetleyenlerdirler. Kendilerine oy veren ve vermeyen milyonlarca elin üzerinde hizmet verdiklerini bilenlerdirler.
Bu günlerde CIA nın bazı raporları gazetelerde açıklandı. O raporlara göre Türkiye"nin yüzde yetmiş beşi Cuma namazı kılıyor, yine yüzde yetmiş beşi domuz eti yemiyormuş. İkincisinde yanılmış. Türkiye de Müslüman olan hiçbir insan domuz eti yemez.
Önümüzde Ramazan ayı orucu geliyor. Asıl seçim o zaman belli olacak. Ramazan ın ilk günü Türk halkının yüzde doksan dokuzu bir şekilde oruç seçimine olumlu olarak katılacak.
İşte asıl seçim bu. Başkanın istifasıyla, ölümüyle, öldürülmesiyle seçim dışı kalacak bir şey değil.
Bin dört yüz yıldır seçeni devamlı artan, iki binli yıllardan sonra dünya genelinde en fazla seçeni olan İslâm dinidir.
Halkımızın yüzde doksan dokuzu Müslüman olduğuna göre asıl istişare edilmesi gereken bunlardır. Yöneticiler bir konuda tereddüde düştüğünde onlara müracaat etmeli Hakkın ve halkın hizmetinde olmalı.
Yabancı uzmanların akıllarına müracaat etmeyecek derecede akıllı olmalı. Çünkü düşmana akıl danışmak, Şeytana cennetin yolunu sormak gibidir.
Deylemi nin (H. 445-509) el Firdevs inde Cabir Radıyellahü anhden rivayet ettiği bir hadisi şerifte sevgili peygamberimiz "Lâ testedıyû bi nâr-il müşrikin/ Müşriklerin akıl ışığıyla aydınlanmayın, yani Müşriklere akıl danışmayın" buyurmuş. Bu hadisi Kurtubi tefsirinde 4/179 da delil olarak kullanmış. Hadisi, Zemahşeri, elFaik ında, İbn-i Esir in Nihayesinde zıya maddesinde nakletmiş.
Olur mu bu günün kafirleri IMF adıyla bizim paramızın trafiğini düzenleyiveriyor. Amerikalı dostlarımız, PKK sorununu çözüveriyor, İsrailli dostlarımız da Filistin de, Lübnan da demokrasi dersleri veriyor" diyenler olabilir mi bilmem.
O dostlarımız, bizim hava, kara ve deniz yollarımızı kullanarak, bizi de Haçlı seferlerinin içine katarak bir milyondan fazla Müslüman ın öldürülmesine on milyona yakın insanın evinden yurdundan olmasına sebep olmuştur.
Sevgili peygamberimiz: "Müsteşar/Danışman, güvenilen insandır" buyurmuş. (Ebu Davud, Edep 123, hadis 5128, İbni Mace, Edep, Hadis 3745, Tirmizi, Edep, Hadis 2823)
Düşmana akıl danışmak, şeytana yol sormak gibi bir şey. Cahilden bilgi almaya çalışmak körden renkleri sormak gibi bir şey. "Altının ayarını sarraf bilir" demişler. Altının ayarı, tezek satıcısından sorulmaz.
Nahl süresine isim olan arılar, bal alacak çiçeği bilirken, İnsanoğlu insanın, akıl alacak yeri bilmemesi ve işi ehline sormaması kendi işini zorlaştırır.
Bal yapması için kovanlarda arı yerine sinek beslemiyoruz. Hastamızı doktor yerine kasaba götürmüyoruz.
İktidar, muhalefet ayırımı yapmadan her milletvekilinin düşüncelerini almanın bir yolunu bulmalı.
Mecliste konuşmaları beklenmemeli. Kanunlar, içtüzükler nedeniyle dört sene içinde bir defa düşüncesini açıklayamadan meclisten ayrılan milletvekillerimiz vardır.
İktidar milletvekillerine her hafta en az bir fikir üretme görevi verilmelidir.
Bu fikir, seçim bölgesinin ihtiyacı olduğu gibi Türkiye nin çıkarına olacak herhangi bir görev de olabilir.
Milletvekillerinin her hafta ürettiği düşünceleri toplayacak, tekrarları birleştirecek, her teklifin karşısına teklif edenin adını yazacak ve özetleyerek her hafta başkana sunacak bir heyet oluşturulmalıdır.
Muhalefet milletvekillerini muhalif olarak görmeden, onlarla ilgilenecek ve tekliflerini, düşüncelerini alacak bir komisyon daha kurulmalı ve gelen tekliflerden uygulanabilenler olduğunda teklif sahibi bir şekilde ödüllendirilmelidir.
Bence Türkiye nin en büyük sivil toplum örgütleri siyasi partilerdir. Seçime giren veya giremeyen bütün partilerin il başkanları ile en geç her üç ayda bir araya gelerek tekliflerini yazılı ve sözlü olarak alacak bir komisyon daha kurmalı ve uygulanabilen her teklif yine mükâfatlandırılmalı.
Halkın her kesiminden insanların düşüncelerinden yararlanmanın yolu bulunmalı.
Kahvelerde, dükkânlarda, dairelerde, akşama kadar hükümet devirip hükümet kuran insanlara, tekliflerini partilerinin il başkanları aracılığıyla bildirebilecekleri gibi doğrudan yazabilecekleri bir adres verilmeli, kurulan bir komisyon ciddi olarak bu teklifleri özetleyerek başkana sunmalı.
Tekliflerin önemli veya önemsizliğine komisyon karar vermemeli. Mutlaka ilgilisine ulaştırılmalı.
Üniversite öğretim üyelerinin hepsine, hiçbiri ihmal edilmeden, çok ciddi birer mektup yazılarak "Bu güne kadar "Ben bakan olsaydım, ben başbakan olsaydım şunu veya şunları yapardım" dediğiniz her şeyi yazınız" denmeli ve gelen her teklif için hatırı sayılır bir ücret ödenmeli ve o teklifler bir komisyon tarafından başkana özetlenmeli.
Başkan, basına bilgi verdiği gibi, basın mensuplarının yalnız yazılarından değil, sözlü tekliflerinden de yararlanmanın yolunu bulmalı.
MÜSİAD, TÜSİAD, TOBB, ATO, İTO, Hak-İş, Türk-İş gibi genel, kuruluşların yanında her il ve ilçedeki kuruluşların başkanlarını ayrı ayrı değil, hepsini birlikte davet ederek tanışma, danışma ve dayanışma sağlanmalı ve bu belirli ayın belirli günlerinde aksatılmadan devam ettirilmeli.
Vücudda baş ne ise devlette başkan da odur. Baş vücuda ağırlık vermediği gibi başkan da halka ağırlık vermemeli.
Baş vücudun bütün organlarını aynı şekilde gözetir. Burun güzel bir koku alsa vücudun her bölgesi haberdar edilir ve o güzel kokuyu hisseder. Göz güzel bir gül görse ayak tırnağımızdan saçımızın ucuna kadar bütün organlarımız güler.
Ülkem insanı yediğinizden yiyebilsin, giydiğinizden giyebilsin, ağladığınıza ağlayabilsin, güldüğünüze gülebilsin.