Şeytan tembellik telkin eder

Abone Ol

Muhterem Müslümanlar!

Salihlerin tembelliği fasıkların hâkimiyetini hazırlar

diyor Mevlâna.

Bugün bütün kötülüklerin cemiyetimizde işleniyor olması,

salih/iyi ve doğru kişilerin vazifelerini yapmamasından kaynaklanmaktadır.

Tembellik musibetlerin sebeplerinin başında gelir,

şeytanın iç karakol komutanı olan nefis, tembellikten çok hoşlanır, hayırlı

işlerde, ibadetlerde bulunmak istemez. Yatıp uyumayı, yemeyi içmeyi, aylakça

gezip eğlenmeyi çok sever. Böylece şeytana kapıları açar ve kalenin

anahtarlarını teslim eder. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz: Âcizlikten,

tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve borç altında kalıp ezilmekten yani

nefis şeytanının insanın aleyhine olarak yapmaya bayıldığı şeylerden Allah a

sığınmıştır.

Muhterem Müslümanlar!

Çalışmaktan hoşlanmayanlara, üşengeçlere, gönülsüz

davrananlara tembel denir.

Dinden uzak olan toplumlar üzerinde şeytanın tembellik

telkini çok şiddetlidir. Çünkü tembellik insanı İslâm ın getirdiği güzel

ahlâktan uzaklaştırır.

Düşüncesinde ve iradesinde tembellik olanlar dinin

emirlerini yerine getiremezler.

Tembelliği herhangi bir işte çalışmamak şeklinde anlamak

yanlıştır. Fikir tembelliği de vardır ve bu en büyük musibettir. Fikir

tembelliği düşünmemektir. Düşünemeyen insan şeytanın etkisine girer, böylece

anlayışı kıtlaşır, gerçekleri göremez. Kur ân-ı Kerim de bu anlayışsız

insanların çokluğuna dikkat çekilmiştir. (Bakara suresi, ayet: 18)

Kur ân-ı Kerim deki ayetlerde şeytanın etkisini

kaldırmanın yolu sadece samimi olarak düşünmek olduğu bildirilmiştir. (Araf

suresi: 200 203)

Muhterem Müslümanlar!

Düşünmekten uzak yaşayanlar şeytanın tuzağına çabuk

yakalanırlar. Çoğu insan düşünmek yerine tembelliği seçerek şeytanın oyununa

gelmiş olurlar.

Şeytan insanları düşünmekten alıkoyarak tembelliğe

sürükler. Tembellik de din ahlâkından uzaklaştırır.

Şeytanın samimi iman edenler üzerinde hiçbir etkisi

yoktur. Çünkü iradesi sağlam olanlar şeytanın telkinlerinden etkilenmezler.

Muhterem Müslümanlar!

İnsan ibadetten, zikirden, fikirden, çalışmaktan

uzaklaştıkça tembel tembel oturmaya, miskin miskin düşünmeye başlar ve canı

sıkılır. Canım sıkılıyor diyen insanın durumu budur. Böyle bir insanın kalbi

rahat değildir. Kalplerin rahatlamasına giden iki yolun biri dışarıda;

çalışmaktan, diğeri içeride; Allah ı çok zikretmekten geçer. Dikkat edin!

Kalpler ancak Allah ın zikriyle mutmain/ tatmin olur. (Ra d suresi, ayet: 28)

Muhterem Müslümanlar!

Dünya ve ahirette huzurlu olmayı isteyenler Allah ın

koyduğu ölçüler dâhilinde çalışmak zorundadırlar. Çünkü İnsan yalnız

çalıştığının karşılığını alır. (Necm suresi, ayet: 39 40)

Başkalarına yük olmak ayıp, yardımcı olmak fazilet

sayılmıştır.

Dünya ahiretin tarlasıdır. Dünyayı kazanmak için de,

ahiret mükâfatını almak için de burada/dünyada çalışacağız. Mü min olarak kim

iyi işler yaparsa, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız buyuruyor Allah-u

Teâlâ... (Nahl suresi, ayet: 97)

Fikren, zikren ve fiilen çalışmayan insanlar

toplumun/çevrenin maskarası olurlar. Dilencilik onlar için tek çare olur. Kötü

yola düşerler. Hırsız ve arsız olurlar. Rezil ve rüsvay olmaya mahkûm hâle

gelirler.

Mehmet Akif Ersoy un şu iki mısraı herkesin kulağına küpe

olsun:

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası

Dostunun yüz karası; düşmanın maskarası.