Şeyh Pir’in Kutbü’l-Arifîn Olmasına Delalet Eden Bir Ermişlik Oyunu; Venedik Taciri

Abone Ol

Kötülük, tanımı yapılarak bir tasavvura, bir plana uygun şekilde gerçekleşmez. Eylem sahibi, adını koyarak ve kötülük anlamında kasten iş yapmak zorunda değildir. İşi adam öldürmek olarak tanımlanabilecek bir katil dahi eylemini gerçekleştirmek üstüne kendince makul sebepler bulur; maktul suçludur yahut kötüdür, emir almıştır, birilerini zarardan kurtaracaktır vb… Bir savunu zemininde buna benzer tezler dile getirilir. Sırasında pişmanlık dahi kasıttan eksiltebilir.

Çoğu zaman kötülük, iyilik yapmak niyetiyle tezahür eder. Özellikle bir dine, ideolojiye bağlı kişilerde, ideolojinin yahut dinin yorumlanışı doğrultusunda temellenir. Ancak işleyen, tanımını yaparak, bir niyet kurarak salt kötülük maksadıyla eylemez. Ve tekraren söylenirse, temelde niyet iyidir, iyiye yöneliktir. Sonuç, kötü olarak nitelenir. Blaise Pascal (1623 – 1662) kötülüğün bu anlamda tezahürü için şöyle söyler: “İnsanlar dini düşünceler işin içine girmedikçe bütünüyle ve neşeyle kötülük etmezler.” Demek tarafgirlik ğayri iradi ve farkındalıktan uzak, hüsnü niyet ve aldanışla kişiyi kötülüğe sürükler. Genellenebilecek bir yargı değildir ama böyle olabildiği de vakidir, örnekleri mevcuttur.

William Shakespeare (1564 – 1616)’in ünlü oyunu Venedik Taciri / The Merchant Of Venice ticaretin ve elbette kapitalizmin el üstünde tutulduğu 16. yüzyıl Venedik’inde geçer. Oyun, bir komedi olmakla birlikte tragedyaya yaklaşan bir yanı da vardır. Shylock (Zengin bir Yahudi), Antonio (Venedikli bir tacir), Bassanio (Antonio’nun arkadaşı, esas oğlan), Portia  (Zengin bir mirasçı kadın), Lorenzo, Jessika gibi karakterler içerir.

Özet olarak Venedik Taciri isimli oyun: Bassanio’nun karı kız derdi sebebine Yahudi tefeci Shylock’tan borç alınır. Tefeciliğiyle tanınan ve faizciliği dolayısıyla aşağılanan Venedik Taciri Shylock, kendisinden alınan borç için faiz işletmemeyi, bunun yerine alınan üç bin düka eğer zamanında ödenmezse vücudunun neresinden isterse oradan, bir pound (yaklaşık 450 gr) eti keseceğini senedin sonuna şart olarak ekletir. Borcu alan Bassanio’ya kefil olan ve öne sürülen şartları kabul eden tüccar Antonio, işleri kesat giden bir armatördür, gemileri tek tek batar ve borcu zamanında ödeyemez. İnsan etinin işe yaramazlığına rağmen Yahudi’nin Hıristiyan düşmanlığını vurgulamak amacıyla ille de sözleşmeye yazdırdığı eti istemesi dikkat çeker.

Bu arada Shylock’un biricik kızı Jessika da Lorenzo isimli Hıristiyan genç tarafından kaçırılmış, kaçırma esnasında Yahudi’nin bir miktar parası da çalınmıştır. Duruşma sırasında Shylock, dramatik yapının “sevilmeyen adam” rolünü zedeleyici sözler sarf eder, sözler hakka hukuka dairdir fakat haklı olduğunu ispatlayamaz. Shylock’un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur. Avukat ise kılık değiştirerek mahkemeye katılan Bassanio’nun sevgilisi ve miras sahibi bir genç kız olan Portia’dır. Senette sadece et yazıldığını, kan yazılmadığını savunur. O halde Shylock, tek damla kan akıtmadan senede göre hakkı sayılan eti almalıdır. Eğer kan akarsa, bir Hıristiyan’ın kanını akıttığı için Shylock’un tüm mal ve mülkü müsadere edilecektir, kanun böyledir. Sonuç olarak Shylock, senede dayanan hakkından vazgeçer. Fakat bu sefer de bir Hıristiyan’ın canına dolaylı yoldan kastetmekten mallarına el konur, hayatı ise Antonio’nun merhametine bırakılır. Antonio ise Shylock’u Hıristiyan olması şartıyla bağışlar.

Türkçede kitap olarak birçok çevirisi bulunan Venedik Taciri, ayrıca birçok tiyatroda da oynanmıştır, oynanmaktadır. Tiyatrodan uyarlama Michael Radford’un 2004 yapımı, Al Pacino’nun oyunculuğuyla gayet zengin görünen bir film de mevcuttur.

Ciddi bir antisemit görünümündeki Shakespeare’in bu eserinde esasen kötülüğün dinsel kaynaklarını çıkarsamak mümkündür. Yahudi milletinden ve Musevi dininden olanları aşağılayan, onları insan yerine koymayan, her haliyle köpek çeken bir toplum; sözünde duramayan bir Antonio ve karı kız uğruna arkadaşını güç duruma düşüren bir Bassanio, Shylock’un kızını kaçıran, parasını çalan bir Lorenzo, mahkemede bin türlü ayak oyunu yapıp Antonio lehine davayı kazanan, hiçbir hukuk müktesebatı olmayan ama mahkemenin dikkate aldığı bir Portia, borç alınıp ödenmeyen üç bin düka bir yana Yahudi’nin tüm mal varlığına el koymaya hükmeden ve Yahudi’yi Antonio’nun insafına bırakan bir mahkeme kimsenin dikkatini çekmez. Varsa yoksa Hıristiyan kanı dökmeyi amaç edinmiş bir Yahudi görüntüsü verilmeye çalışılır. Bir yerde koyun koyuna iktidarlar aşırıp sonra bir topluluğu terörist ilan eden, tüm suçları belli bir zümrenin üstüne yıkan ve gayrısını görmeyen, göstermeyen günümüz otoritelerine benzer. Demek tarih boyunca bu işler böyle yürüyor dersiniz.

İnsan olmanın hakkını teslim etmek adına İslam ahlakı gereklidir dedirtir oyun. Ömer öncesi ve Ömer sonrası, yine Selahaddin öncesi ve Selahaddin sonrası Kudüs’te de görüleceği gibi farklı din mensuplarının bir arada yaşaması, İslam harici herhangi bir dinin tahakkümüyle gayri mümkündür dedirtir. Sonra dönüp Pascal’a; ‘Sözünü ettiğin şey bu dini kapsamaz gardaş, az ötede eğleş’ diyebilirsiniz.