30 Nisan da başlayan ve okuduğunuzla birlikte 6 yazıyı bulan bu seriyi bugün noktalamak istiyorum. Zira Mehmet Emim Akın hocanın eş-Şevkânî müdafaası sadedinde el-Kevserî ye yönelttiğin tenkitlerden gerek bugüne kadar ele aldıklarım gerekse geriye bıraktıklarım, "Kevserî Külliyatı na Giriş" çalışmasında detaylı biçimde yer alacak inşaallah. Böylece hem bu köşeyi daha fazla meşgul etmemiş, hem de meseleye hak ettiği derinlik ve detayı kazandırma imkânı bulmuş olacağız.
Akın hocanın dile getirdiği hususlar arasında, Zeğalu l-İlm1 adlı risalenin ez-Zehebî ye aidiyeti, kabirler üzerine türbe yapılması, İbn Teymiyye ile ilgili tartışmalar, eş-Şevkânî ye ağır suçlamalar yönelten İbn Hureyve2 vs. yer alıyor ki, bütün bunlar hakkında "Kevserî Külliyatı na Giriş" çalışmasında detaylı biçimde değineceğim inşaallah.
Burada bir noktaya dikkat çekmem gerekiyor: Akın hoca, el-Kevserî nin "es-Sırâ u l-Ahîr " başlıklı makalesini3 biraz aceleye getirerek okumuş anlaşılan. el-Kevserî orada eş-Şevkânî ye de değinir, ancak asıl muhatabı başkasıdır. Makalenin başından beri bu husus açıkça görülmektedir. Dolayısıyla onun, Akın hocanın çevirisiyle " İstiva hakkındaki görüşü " diye başlayan ifadeleri4 eş-Şevkânî ye yönelik değildir. Devamından da anlaşılacağı üzere bu tenkit, el-Kevserî ye "meydan okuyan" birisine aittir.5
eş-Şevkânî nin 4 ten fazla kadınla evlenilebileceğini söylediği sadece el-Kevserî nin iddiası değildir. el-Leknevî, onun Veblu l-Ğamâm adlı eserinden naklen bu meseleyi Tezkiretu r-Râşid de6 ve Tenbîhu Erbâbi l-Hibre de enine boyuna tartışmıştır. İddia, 4/en-Nisâ, 3 ayetinin, evlenilebilecek kadınların adedini 4 le sınırladığını söylemeye müsait olmadığıdır. Eş-Şevkânî, bu ayetten hareketle meseleye bakıldığında, adeta sonsuz sayıda kadınla evlenilebileceğini söylemenin mümkün olduğu gibi bir sonuç çıkarmaktadır.
Oysa meseleye böyle bakıldığında, kişinin istediği kadar kadınla aynı anda evlenebileceği şeklindeki cahiliye adetini ortadan kaldırmaya yönelik olan bu ayetin maksadı hasıl etmeye yetmediği gibi bir sonuç çıkmaktadır.
eş-Şevkânî nin şazz görüşleri meyanında ifade edilmesi gereken hususlardan biri de, yine el-Leknevî nin nakline göre İcma hakkındaki görüşüdür. Yer darlığı sebebiyle burada ayrıntısına giremediğim bu meseleyi de yukarıda sözünü ettiğim çalışmaya bırakmak durumundayım.
Bu yazıyı bitirmeden el-Fevâidu l-Mecmû a nın durumuna da bir nebze de olbsa değinmek isterdim. Bu eserde yer verilen kimi rivayetler hakkında eş-Şevkânî nin isabetsiz hükümler verdiğini yer yer muhakkik el-Yemânî de vurgulamıştır. Ancak onun değinmediği eksiklikler de vardır. İnşaallah bütün bunlar bahsi geçen çalışmada okuyucunun nazarına arz edilecektir.
1) Tam adı Beyânu Zeğali l-İlm ve t-Taleb dir. Çeşitli ilim dalları ve onlarla iştigal edenler hakkında ilgi çekici değerlendirmelerin yapıldığı bu eser, yine ez-Zehebî ye ait en-Nasâhatu z-Zehebiyye isimli risale ile birlikte basılmıştır, Dimaşk, 1347/1928.
2) Hoca bu ismi "İbn Heryeve" olarak zabtetmiş. Doğrusu zikrettiğim gibi "İbn Hureyve" olmalıdır. Tam adı Muhammed b. Sâlih olan bu zat Yemen de "müçtehid" olarak anılan saygın birisidir. Genç yaşta kaleme aldığı el-Gatamtımu z-Zehhâr adlı eseri, eş-Şevkânî nin eski mezhebi Zeydiyye yi tenkit ettiği es-Seylu l-Cerrâr ına reddiye mahiyetindedir. 6 cilt halinde basılmış bulunan eserle müellif, aklî ve naklî ilimlerdeki yetkinliği ile eş-Şevkânî yi ciddi biçimde tenkit etmiş, eserini tamamlayamadan eş-Şevkânî nin adının karıştığı bir komplo ile önce tutuklanıp zincire vurulmuş, sürülmüş, ardından da boynu vurularak öldürülmüştür (1241/1825). eş-Şevkânî bu olayla bir ilgisi olmadığını söylemiştir. Mesele bugün dahi tartışılmaktadır.
Ziriklî nin, el-A lâm ı (VI, 163) ve Kehhâle nin Mu cemu l-Müellifîn i (III, 357) hakkında kolayca bilgi edinilebilecek kaynaklardandır.
3) Makâlât (Hoca nın kullandığı nüsha,), 367 vd.
4) Mevzu Hadisler, 49.
5) Muhatabın adı açıkça zikredilmediği için kimlik tesbiti yapmak şu an için mümkün değil.
6) Tezkiretu r-Râşid, 52-3; Tenbîhu Erbâbi l-Hibre, 445 vd.