Sevilmenin şifresi

Abone Ol

En sevdiğiniz yemeğin ilk lokması en tatlı olanıdır. Lezzetin ölçüsü olmaz ama lezzetin zirvesini kırk dereceyle belirtsek, birinci lokmanın tadı kırk derece, ikinci lokmanın tadı 39 derece, olurken kırkıncı lokmanın tadı bir derece olur. Hatta otuzuncu lokmalarda tuzunun azlığı veya çokluğu, yağı, kaynaması gündeme gelmeye başlar. Yani yediğimiz ve içtiğimiz şeylerin doyumu vardır. Doyumu olmayan şey ise, sevgidir.

Sevmek ve sevilmek, can taşıyan her şeyde vardır. Ancak insanlar, aldıkları eğitimle sevdiklerini de sıraya koyarlar. Öne serveti, şöhreti, saltanatı koyanlar vardır. Çağdaş eğitimde birinci sırayı para alır. “Okumazsan aç kalırsın” sözüyle bu yanlış eğitimi aileden başlatırlar.

İslami eğitimde sıralamada birinci sıraya, sevgiyi, sevdiğimiz her şeyi yaratan Allah sevgisi yerleştirilir. İkinci sırada Allah celle celalühün Rasülü, Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahü alayhi ve sellem gelir.

Ondan sonra nefsimiz, eşimiz, annemiz, babamız, çocuklarımız, akrabalarımız, komşularımız, mahallemiz, şehrimiz insanları... ve dünyadaki bütün Müslümanlardan sonra yedi milyar insanımızın da Müslüman olmasını seveceğiz.

Rabbimiz buyurur: “Umulur ki Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasında bir sevgi kılar. Allah her şeye gücü yetendir, Allah afvedendir, merhamet edendir.” (Mümtehıne süresi ayet 7) Her Müslüman tarafından sevilmek için bütün Müslümanları sevmek gerekir.

Herkesin kalbine giden yolu bilemeyeceğimizden bütün kalpleri yaratanın sevgisine layık olmaya çalışırsak o severse sevdirir.

Rabbimiz haber veriyor:

“İman edip, ameli salih işleyenlere Rahmân, şüphesiz bir sevgi yaratacaktır. (Her mümin onları sevecek).” (Meryem süresi ayet 96)

Akra’ bin Habis başkanlığında bir heyet Sevgili Peygamberimizin evinin önüne kadar gelmişler ve saygısız bir ses tonuyla “Muhammeeeet” diye bağırmışlar. Bunun üzerine

“Odaların arkasından, sana bağıranların çoğunluğu aklı ermeyenlerdir. “Eğer onlar, sen kendilerinin yanına çıkıncaya kadar sabretselerdi, onlar için daha hayırlı olurdu. Allah afvedendir, merhamet edendir.” Ayetleri nazil olmuş. (Hucurat süresi ayet 4-5)

Sevgili peygamberimiz, dışarı çıkınca Akra’ bin Habis: “Muhammed, benim övgüm senin için süstür, senin şanını yüceltir, benim yermem ise senin için ayıptır, senin şanını alçaltır. Yani bana önem ver, benim dilimden kendini koru” der.  (Ahmed, Müsned, Akra’ bin Habis hadisi no 25947) Sevgili Peygamberimiz de ona “Yücelten ve alçaltan yalnız Allah’tır.” Diye cevap verir.

Mekke fethi öncesinde Akra’ Müslüman olmuş, Huneyn, Tebuk gazvelerine katılmıştır.

Allah’ın sevgisini kazanmak için Meryem süresindeki ayetten anladığımıza göre birinci derecede, Kur’an’ın tarif ettiği şekilde  Allah’a imandan sonra ikinci derecede Rabbimizin Kur’an’ında emrettiği ve yasakladığı şeylere Peygamberini örnek alarak uymaktan geçiyor.

Sevgili Peygamberimizin dualarından biri de:  “Allah’ım, sevgini, seni sevenlerin sevgisini, sana yaklaştıran amelin sevgisini senden istiyorum” (Hakim, Müstedrek, K. Dua, Hadis no 1932, 1913) İnkarcıların, seni istersek yüceltiriz, istersek alçaltırız tehditlerine aldırmadan Hakkın ve halkın haklarını gözeteceğiz. Söz ve amel/eylemlerimizde yanlış yapmamaya dikkat edeceğiz. Yaptığımız iyilikleri kimseye söylemeden yapacağız. Sağ elimizle verdiğimizi sol elimizden saklayacağız. O zaman ne olur

Ne olacağını Sevgili Peygamberimiz haber veriyor: O severse sevdirir. “Allah, bir kulunu sevince Cebrail’i çağırır ve, “Ben filan kulumu sevdim sen de sev. Cebrail, onu sever, sonra gök ehline yüksek sesle “Allah filanı seviyor” der. Gök ehli onu sever sonra dünya ehli tarafından kabul görür...” buyur. (Buhari,  Sahih, K. Edeb, bab 41, K. Bed’ül halk bab 5, Ahmet Müsned, Ebu Hüreyre hadisi) Hiç bir devletin basın ve yayın gücü yedi kat semada yayın yapamaz.

Onun için sevgimizi de korkumuzu da yalnız Allah’a ve onun sevdiklerine tahsis edeceğiz.