Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla Sevgili Efendimiz dört
bir yanda çeşitli kurumlar, cemaatler, gruplar Sevgili Efendimizi anıyorlar.
Bütün Müslümanların ortak buluşmalarının en başında geliyor. Birbiriyle
kavgalı, gerilimli, çatışmalı ve savaşan grupların her biri Sevgili Efendimizi
anıyor.
O, insanlığın efendisi, sevgilisi.
O, insanlığın sevgilisi.
O, Müslümanların sevgilisi.
O, kendisine ümmet olanların sevgilisi.
O, Allah ın biricik sevgilisi ve kulu.
Her topluluk, grup cemaat, parti mensubu, dernek mensubu
kendisinin biricik sevgilisidir. Kimsenin ne çok uzağında ne çok yakınında. O,
iman eden her kulun biricik peygamberi. Allah ın Elçisi.
Onun koruması ve şefaati bütün iman edenler içindir. O
mahşer gününde her ben kendi telâşında, koşturmasında, çırpınışında iken;
Sevgili Efendimiz: Ümmetim Ümmetim yakarısı ve arayışı içinde.
O, biricik sevgili amcası Hazreti Hamza nın ciğerlerini,
yüreğini öğürerek çiğneyen Ebû Sufyan ın Karısı Hind, Mekke nin Fethi nde
Sevgili Efendimizin huzuruna vardı, iman etti. Sevgili Efendimiz acısını
yüreğine bastı, sabırla geçmişe ait olanı unuttu.
Hazreti Hamza yı şehit eden Vahşi, Mekke nin Fethi nden
sonra Şam a gitti. Şam ın da fetholunacağını anlayınca kaçacak bir yer aradı.
O na Sevgili Efendimize gitmesi ve bağlanması önerildi. Çekinerek gitti.
Sevgili Efendimizin gönlü kırıktı. O, hep kenarda kıyıda gözden uzakta durmaya
çalışıyordu. Bir gün kendisini çağırdı, Hazreti Hamza yı nasıl şehit ettiğini
anlatmasını istedi. Hazreti Hamza yı tanımadığını, birilerine sorarak
izlediğini, bir kayanın arkasına saklandığını tam ona yaklaştığı sırada
harbesini fırlattığını, harbenin göğsüne saplandığını, Hazreti Hamza nın
öldüğünü anladıktan sonra gidip göğsüne saplanan harbeyi ayaklarını basarak
çıkardığını anlatır. Sevgili Efendimiz ağır bir hüzünle acıları içinde tutarak:
Git benim gözüme görünme der. O da gözden ırak orada kendi acıları içinde
kıvranır. Efendimizin vefatından sonra Müseylemetü l-Kezzab peygamberliğini
ilân edince Hazreti Ebû Bekir ona savaş açtığında Vahşi de savaşa katılır.
Hazreti Hamza yı şehit ettiği gibi, aynı yöntemle o yalancı peygamberi öldürür.
Bir süre sonra yorgunluktan bir yerde uyuyakalır. O zaman Sevgili Efendimizi
rüyasında görür, ona kucağını açar.
Sevgili Efendimiz, bir arkadaşlarıyla birliktedirler.
Densizin biri durmadan Hazreti Ebû Bekir e hakaret eder, ağır sözler söyler.
Herkes Sevgili Efendimize bakar ne tepki verecek diye. Başı önünde hiçbir şey
yapmaz. Adam densizliğini sürdürür, Hazreti Ebû Bekir in sabrı taşar karşılık
verir. Allah Elçisi o meclisten çıkar. Hazreti Ebû Bekir de peşinden gider. Ey
Allah ın Elçisi o adam bana hakaret edince sen hiç tepki vermedin, sustun. Ben
karşılık verince hemen orayı terk ettin. Neden
O adam sana hakaret ettikçe senin önünde bir melek
vardı, onun bütün hakaretlerini, küfürlerini ona çeviriyordu. Sen karşılık
verince şeytan içeri girdi, göründü. Şeytanın olduğu yerde ben duramazdım
buyurur Sevgili.
Kendimize ölçü aldığımız Sevgili Efendimizin hayatı,
anlayışı, bakışının ne kadar da uzağındayız. Öfkemiz, nefretimiz, hıncımız
burnumuzun ucunda. Sabırsız, telaşlı, kavgacı, hırçın, doyumsuz bir zamanda.
Ceplerinde en az bin beş yüz TL değerinde cep telefonları bulunan,
rasyonalizmin ve doyumsuzluğun tuzağındaki insanlara bunları anlatmak ne kadar
da zor bir durum.
Not: AGD İTÜ deki gençleri sevgiyle selamlıyorum. Çok
güzel bir program, güzel bir gece, güzel bir gençlik. Allah bahtlarını,
yolların açık etsin. Sevgili Efendimiz yolunda sahih, sabırlı, azimli olmaları
için dua ve niyazda bulunuyorum. Allah muniniz, yar ve yardımcınız olsun.