Sessiz kalan dilsizler

Abone Ol

İnsanlarda farklı meziyetler vardır. Yani bir kişiyi benzerlerinden üstün gösteren nitelikler. Kimi en önemsiz konularda kıyametler koparır kimi de sessiz kalır.

Sessiz kalınması gerektiği yerde ses çıkarmak, ses çıkarılması gereken yerde de susmak başlı başına bir tezattır. Bu tezatları yaşayan çoktur. Bunun oldukça farklı sebepleri vardır.       

Yapılan haksızlıklar karşısında da sessiz kalmak her insanın yapabileceği bir şey değildir.     

Yapılan yanlışlar, hatalar, maksatlı davranışlar insanlık için onurlu bir davranış değildir. Ancak bazı durumlar vardır ki insan bir halde ses çıkaramaz. Ses çıkardığı zaman ya baskı görecek ya da başına türlü zorluklar, belalar gelecektir. Fakat bir de ses çıkaracak güçte olanlar vardır ki bu insanlara ne demeli

Sustukça susarlar.

Sanırsınız ki bir mazeretleri vardır. Zor durumda kalacaklardır.

Ama öyle değil…

Böylesi kimselerin topluma büyük zararları vardır. Her koyun kendi bacağından asılır mantığıyla olup bitenlere ses çıkarmayanlar sessiz çoğunluğun gittikçe güdülenmesine de saikidirler. Yani toplumun haksızlıklar karşısında susması gibi…

Peygamberimiz ne buyurmuştu: ’Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.’’

Şunu bir kere ifade edelim: Her doğru her yerde söylenmez. Ancak söylenecek yerler de vardır. Ufak tefek de olsa çıkarlar yüzünden susmak fena bir şeydir.

Toplum ne çekiyorsa dilsiz şeytanlıklar yüzünden çekiyor, çekeceğini.

Albert Einstein demiş ki: “Dünya, kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapamayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.” Çünkü zulme seyirci kalmaktadırlar. Yapılanları bir dram perdesinden seyredenler, hiç ses çıkarmayanlar olanlardan son derece sorumlu ve suçludurlar.

Zalim, yaptığı zulme seyirci kalınması halinde zalimliği daha da artar. Zalimlerin zalimi olur. Bu durum sonraki olacaklara çok fena bir zemin teşkil eder.

Ülkemizde ve dünyada haksızlık aldı başını gidiyor. Dünyada özellikle de Müslümanlar zulme uğruyor. İslam âlemi başta olmak üzere dünya suskun!

Ülkemizde son yıllarda yaşanan zihinsel bir dönüşüm var. Bu dönüşümde kutuplaşma giderek artıyor. Bir tarafta masumane başlayan gösterilerin hükümet kışkırtıcılığı, gösteri ve tahripkâr bir yapıya dönüşmesidir. Diğer yanda da hükümete özellikle ideolojik bir bağla bağlı olanların yapılan adaletsizlikler karşısında sessiz kalmalarıdır.

Burada görünen şu ki siyaset insan hayatını esir almış durumdadır. Politik ve siyasi çıkarımlar ideoloji yerle bir etmeye yetiyor. Politika olsun siyaset olsun illa da içinde olunmak gerekmiyor. Öncelikle insanın insanlığına sahip çıkması yaşaması, göstermesi gerekiyor. Ancak siyasi ve fikirsel bir anlayışla her şey mubah görülüyor. Bu anlamda muhafazakârların büyük bir sorumluluk içinde kendilerini sorgulamaları gerekiyor. Düsturu Kur’an ve sünnet olan bir Müslüman’ın ölçüsü de bu minval üzere olmalıdır. Politik çıkarımlar ve yollar insanın yolunu aydınlatmaz. Bilakis bu yol istenmeyen bir yerlere götürür insanı. Elbette İslami ter4biye almış temiz, tertemiz insanlar da siyaset yapmalılar. Her insanın hakkıdır da. Ancak yapılan iş ve işlemler insanı doğru yere, yerlere götürmelidir.    

Karşı görüşte olanların fikir ve eylemlerini hedef alarak ona göre hareket etmek yerine doğru olanı görüp de öyle hareket edilmelidir. Sübjektif değil objektif olunmalıdır.

İslami düşüncelerle hareket edenler kendi siyasi görüşü içinde olsa da eşitsizlik, haksızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk gibi haller karşısında sessiz kalmamalıdırlar.

Bir başkasının yaptıklarını yargılayanlar önce kendilerinin ne halde olduğuna bakmalılar. Yoksa herhangi bir konuda fetva vermek de hüküm çıkarmak da mesele değildir. Ancak önemli olan Allah’ın adaletini görmek ve ona göre hareket etmektir.

Bugün olup bitenler karşısında sessiz kalanlar yarın kendi başına gelecekler karşısında bir şeyler söylemeye, ah edip vah etmeye bir hakları olabilir mi

Doğru, biri veya birilerine karşı değil her kesim için doğru olmalıdır. Sadece kendi doğrularını doğru görenler ellerindeki güç gittiğinde başkalarının doğruları karşısında mahkûm duruma düşerler. Ancak doğru her yerde doğrudur.

Allah doğrulardan bizleri ayırmasın!