20 Haziran 2012 tarihinde New York Times gazetesinde bir habere rast geldim. Haberde, Vatikan’a bağlı Cizvit papazlarından birisinin Suriye’den kovulduğu yazılıyordu. New York Times gazetesinin ‘Syria Expels Jesuit Priest Who Spoke for Change’ haberiyle gündeme getirdiği Paolo Dall’Oglio daha sonra karşıma ‘şeriatçı papaz’ olarak çıktı. ‘Suriye’de değişim istedi’ diye defteri dürülen ve sepetlenen papaz bu defa Suriye’den çıktıktan sonra da ‘şeriatçı papaz’ unvanıyla anılmaya başlandı. France 24 Kanalı Paolo Dall’Oglio ile ilginç bir konuşma gerçekleştirdi. France 24 Kanalının Arapça kısmında spikerle akıcı bir Arapça ile konuşuyor ve sorgulayıcı sorularına cevap veriyor. Spiker İslamcıların iktidara gelmesinden korkup korkmadığını soruyor. Mısır ve Irak’ta geçmişte yaşanan bu yöndeki deneyimlerin pek de cesaret verici olmadığını ilave ediyor. Bunun üzerine Cizvit Papaz Paolo Dall’Oglio ilginç bir cevap veriyor. İslamcıların iktidara gelip gelmesinin kendi iç meseleleri olduğunu ve halkın tercihine kalmış olduğunu söylüyor ve ardından asıl cümlesini patlatıyor: “İslamcıları çılgın hale getirenler biziz. İslam’a karşı küresel bir savaş açtık. Onları aşırılar olarak damgaladık ve onlarla her yerde savaştık. Bu itidal iklimine yeşertebilir mi Sadece mazlum insanlar aşırı refleksler verebilirler. İslamcıları kendi haline bırakırsanız bir nesli radikal olabilir lakin gelecek nesiller normalleşecek ve itidal abidesi haline geleceklerdir. O halde İslamcıların sertlik yanlısı damarlarını kaşıyanlar bizleriz yani Batılılar. ..”
*
France 24’ün spikeri kışkırtıcı sorularını sormaya devam ediyor ve şöyle diyor: “Sizin Suriye’de İslam hukuku ve şeriatın tatbikine karşı olmadığınız da söyleniyor Bu ne kadar doğru ve recm gibi cezalar da buna dahil mi ” Bu soru karşısında Cizvit papaz bizden daha sağlam duruyor ve şu karşılığı veriyor: “İslam hukuku Müslüman halkların tercihidir. Tercihlerine saygılı olmak durumundayız. Siz el kol kesmekten ve idamdan bahsediyoruz peki Obama’nın elektrikli sandalyesine ne diyeceğiz Birbirimize karşı edepli olmak zorundayız....” Paolo Dall’Oglio taassup ve aşırılığı Batılı ülkelerin ve siyasetçilerin ürettiğini ifade ediyor. Ve olanları İngilizce bir deyimin ışığında izah ediyor. Self fulfilling prophecy. “Biz Müslümanları kışkırtarak kendi kendini doğrulayan veya gerçekleştiren kehanetin sahipleri olduk. ..”
*
Son yapılan bazı alan araştırmalarında İslam dünyasının İslam hukukunun tatbikinden yana olduğu görülüyor. Hatta sadece İslam dünyası değil Anglikan Kilisesi Canterbury eski Başpiskoposu Rowan Williams da özellikle aile hukuku ve mali konularda İngiltere’de şeriat yasalarının uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Dolayısıyla bu mesele İngiltere’de bile bizim kadar tabu değil. Elbette orada da bu tür konuşmalardan hoşlanılmıyor. Bununla birlikte bunu söyleyenleri hemen tefe de koymuyorlar. Cizvit Papaz Paolo Dall’Oglio bizde olsaydı muhakkak soruşturmadan kaçamazdı. Orada sadece dudak büküyorlar. Rejimi kısmı veya külli değiştirme teşebbüsünden dolayı kendisini yargı önünde bulurdu. Halbuki dünya bu meseleleri rahatça tartışıyor. ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi’nin 39 ülkede yüz yüze görüşerek gerçekleştirdiği ankete göre, Müslümanların çoğu hem kendi hayatlarında hem de ülkelerindeki içtimai ve siyasal meselelerde İslam’ın referans olarak kabul edilmesini istiyor. 38 bin kişiyle yüz yüze görüşüldüğü araştırmanın sonucunda, ‘birçok kişi şeriatın kendi ülkelerinde resmen tanınmasını istiyor” deniliyor. Mesela Azerbaycan’da şeriat isteyenler yüzde 8 oranında kalırken Afganistan’da bu oran yüzde 99’a kadar çıkıyor. Araştırmanın yürütüldüğü Ortadoğu, Kuzey Afrika, Sahra altı Afrika, Güney Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde ezici bir çoğunluk, şeriatın uygulanmasını istiyor. Nijerya’da şeriat isteyenlerin oranı yüzde 71, Endonezya yüzde 72, Mısır’da yüzde 74, Filistin’de ise yüzde 89.
Tabii ki en ilginci Cizvit bir papazın şeriatı istiyor olması.