Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Şura 13: “İşte o sonsuz ilim sahibi Allah; dini dosdoğru uygulayıp ayakta tutuverin ve onda ayrılığa düşmeyin, dinin hiçbir hükmünü gereksiz ve geçersiz görmeyin diye Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi şimdi sizin için de mutlaka uyulması gereken bir şeriat kılıvermiştir. Ancak, senin kendilerini çağırdığın şey (Kur’an ve hükümleri), müşriklere ağır gelmektedir. Allah; sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri yolunda cihat için seçer. Kendisine yöneleni, yoluna baş koyanı da doğru ve hak yolda başarıya ulaştırır.” İnsan kalbiyle, ruhuyla, akıl ve bedeni ile bütünlük arz eden şerefli ve saygın bir varlıktır. İslam düzeni, insanın bu bütünlüğünü dikkate alarak, yaratılışındaki özelliklere uygun bir eğitimi esas almış ve belirleyici hükümler koymuştur. İman; Allah’ın ilahlığını kalbin tasdik, dilin ikrar etmesidir. İslam ise, insanın dünya ve ahiret saadeti bakımından teslim olacağı bir hayat düzenidir. İman ve İslam; insanın birlikte ele alıp, hayatını üzerine bina edeceği lazım ve gerekli olan şeylerdir. İman; İslam’ı, İslam ise; imanı telkin ve teklif eder. Ruh bedensiz, beden de ruhsuz bir işe yaramaz. İnsan; iman edecek, salih amel işleyecek, hakkı ve sabrı tavsiye edecek ki, dünya ve ahiret saadetine nail olabilsin. Allah’ın ilahlığına inanıp tasdik etmeyen, namaz ve cihat gibi ibadetleri yerine getirmeyen, fıtri sorumluluklarına ilgisiz kalan bir kişinin huzur bulması, gönül rahatlığına kavuşması mümkün olmaz. Haram lokma, İslam düzeninde kınanan bir husustur. Midesi haram lokma ile dolan bir kişi ibadetten haz alamaz. Zekât, infak ve sadaka mali bir ibadettir. Zekâtını veren, infakta bulunan, sadaka dağıtan bir kimse, Allah’ın bu husustaki emrine uyarak, O’nun rızasını talep etmiş olur. Göz vardır hayrı görür, göz vardır hain bakar. Göz vardır batıla kayar, göz vardır Hakkı görür. Kalp eğrilirse, ayaklar dolanır, gözler körelir, kulaklar sağırlaşır, diller yalan konuşur. Kalp eğrilirse, haramı helal, israfı meziyet, faizi zaruret, kumarı maharet, içkiyi zevk, zinayı hürriyet zanneder. Kalp eğrilirse, insanlık eğrilir, ruhlar köleleşir. Allah’a kul olmayan, şeytanın elinde maskara olur. Müslüman’ım çok şükür deyip, İslamsız bir hayatı tercih edenler, batılın ikramlarını kazanım zannederler zelil olmaktan asla kurtulamazlar. İmansız İslam, İslamsız insan yaşamaz. İslamsız saadet olmaz. İslam; şeriattır, şeriat ise hukuktur. Adalet, hukukun orta direğidir. Orta direği olmayan binanın yıkılması hakikattir.
TAKVA
Takva; Allah’ın gazabından, azabından, sapıklıktan, haramlardan, nankörlükten sakınmaktır. Takva; Allah’ın rızasına, rahmetine, affına, yolu olan İslam’a sığınmaktır. İslam düzenine aykırı, Kur'an ve sünnet ile yaşanmayan bir hayat zillettir. Ebedi olarak cehennem azabından korunmak için, iman edip inkârdan, şirkten ve nifaktan korunmak takvadır. Takva, büyük günahlardan kaçınmak, küçük günahları tekrar tekrar işlemekten uzak durmak, faizci kapitalist düzenden uzaklaşmaktır. Takva, bütün benliği ile Allah'a dönmek ve insanı Allah'tan alıkoyan her şeyden uzak durmaktır. Al-i İmran 102: “Ey iman edenler; Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin” ayeti ile takva emredilmiştir. Ancak takva sahipleri Müslüman olarak ölebilmenin mücadelesini verirler. Teğabun 16: “O halde gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden kurtulursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir” Takva kurtuluştur. Takvanın aynası ihsandır. İhsan; Allah'ı görüyormuş gibi hareket etmektir. Biz O'nu dünya gözüyle göremiyorsak bile, şüphesiz O bizi görmektedir. Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır. Şüpheli şeylerden korunan, dinini ve ırzını temiz tutmuş olur. Şüpheli işleri işleyen sonunda harama da düşer. Takva sahibi olan insanlar, hiç tereddüt etmeden hidayet ve kurtuluş yolu olarak Kur'an nizamını seçerler, Allah’a inanır, namazlarını ikame ederler, helal yoldan elde ettikleri mallarını Allah yolunda infak ederler.
NEFİS
Nefisle cihat etmek, nefsi terbiye, kalbi iman ile nurlandırmak için gayret etmek takvadır. Nefis ile cihadın bir görev olduğu şuuruyla sürekli olarak çaba göstermek şarttır. Nefis, aşırı şekilde kötülüğü emreder. Şuurlu bir Müslüman şeytan ve adamlarının peşinden gitmez. Şeytan, insanın baş düşmanıdır. İnsan, şerefli ve saygın olarak yaratıldığı halde, iyi bir şekilde eğitilmez, edep ve hayâdan yoksun bırakılır ise sapıtır, etrafındaki kişileri de saptırır. Hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatçı olmak, Milli Görüş yoludur. Hidayet, feraset ve dirayet sahibi olmak Milli Görüş’ün şiarıdır. Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız. Öyle ise İslam Birliği ve Adil Düzen için mücadele etmek zorundayız. Kitabımız Kur’an, öğretmen ve önderimiz peygamberimiz Hz. Muhammet’tir. Müslüman’ın yolunu aydınlatan iki kandil vardır. O da Kur'an ve sünnettir. Bizler ona uyar, Kur'an ve sünnet ile bildirilen hak ve adalet ölçülerine tabi oluruz.
Milli Görüş’ün benimsediği siyaset adil ve ıslah siyasetidir. Bu siyasetin kapısını Saadet Partisi tutmuştur. Bu kapıya sarılmaktan başka çare yoktur. Nefsine uyan helak olur, nesini terbiye eden kurtulur. Nefis terbiyesi, materyalist eğitimle değil, maneviyatçı bir eğitimle yapılır. İnsan bunu idrak etmelidir. Allah, “Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye emreder. Böyle bir okumanın dışındaki bütün okumalar boşunadır ve zararlıdır. Okunacak ve yaşanacak tek kitap Kur’an’dır. Selam hidayete tabi olanlara…