Seri Seri Siren Sesleri

Abone Ol

Yaklaşık 5 aydır seçimle yatıp seçimle kalktık.
Nihayet o da bitti, bu yazımız yayımlandığında sonuçlar aşağı yukarı belli olmuş olacak. Kazananlar yeni bir ekip kurup ülkemizi yönetecekler.

Yönetmesine yönetecekler de, eski yönetimden devraldıkları; seçim süreci boyunca, hatta 3-4 senedir halının altına süpürülen sorunları ile eskilerin “enkaz” diye vasıflandırdığı bir Türkiye var. Seçim dolayısıyla pek üzerinde durulmayan bir Türkiye. Her tarafından, her seriden siren sesleri ile alarm vermekte olan bir Türkiye.

Bu seri siren sesleri ile imdat çığlıkları atan devlet ve özel sektör birimlerinin hangi birini sayacaksınız?
Hazine mi? Tamtakır kelimesi durumu karşılamıyor. Seçim sürecinde döviz piyasasında anormal artışlar olursa aleyhimize ve oy kaybına sebep olur diye devamlı döviz satışı yapıla yapıla, eksi değerlere yuvarlanmış. Geçen gün durumu açıkladılar, eksi bilmem kaç milyar dolarda imiş. Kulak verin şimdi siren seslerine.

Döviz fiyatları mı? Fiyatları bir noktada tutabilmek için ne kıymetler harcanmış, rakamlar ortaya çıkacaktır. Peki sabit tutabilmişler mi? Olur mu efendim, bankalar ve şirketler baktılar ki, resmi döviz fiyatları olması gereken seviyenin altında baskı yapılarak tutuluyor, ya çift fiyat uygulayarak ya da ödemeleri erteleyerek tepki gösterdiler. Şimdi her kesim döviz fiyatlarının hızlı bir artış temposuna gireceği beklentisi içinde. Kriz kapıda, siren seslerini gözleyin.

İç ve dış borçlar mı? Zaten cari açıklar jet hızı ile büyüyor. Borç taksitlerini ödemek şöyle dursun, yeni borçlar almadan günlük ve aylık ödemelerin yapılması mümkün değil. Borç alınmasına alınacak ama, veren var mı? Şimdi memur, emekli ve diğer maaş ödemelerinin zamanında yapılamaz duruma gelindiği anlaşılıyor. Mesela EYT’lilere yapılacak ödemelerin devamlı ileri tarihlere atılıyor olmasından anlaşılmıyor mu? İthalat için döviz bulunamıyor. Siren sesleri çalmak üzere.
İhracat ve ithalat arasındaki makas daha da açılıyor. Dış ödemeler dengesini oluşturmak mümkün değil. İthal ürünlere düğme dikip-ilik açarak ihracat artışı sağlamak da iyice zorlaşmış durumda. İhraç kalemler arasında yüksek teknoloji ürünlerinin payı yüzde 5-6’lardan yüzde 1-2’lere inmiş bulunuyor.

Enflasyon mu? İşsizlik oranları mı? Tarım ve hayvancılıktaki iç karartan durumlar mı? Tüketim maddeleri fiyatları mı? Artık TÜİK de adeta ısmarlama rakamlarla olsun vaziyeti kurtaramaz duruma geldi.
Adalet, istihdam, sanayi, tarım, hayvancılık, gıda güvenliği, bölüşüm, eğitim, göçler, mülteciler, düzenli ve eğitimli silahlı güç haline getirilmiş terör, dış politikadaki tıkanıklıklar, BOP’un aleyhimize devamlı daralttığı çember, aile kurumunun üstündeki karabasanlar, hapishanelerin durumu, beyin göçünün can yakıcı trafiği, şehirlerimizin betonlaştırılması, deprem beklentisinin endişe verici etkileri…

Hangi birini saysak imdat isteyen siren sesleri duyacağız.
Bu enkazı devralan ekibin işi çok zor. Devralan durumumuzu bu seviyelere düşürenler ise zaten beceriksiz olduklarından bu duruma düşürdükleri için düzeltmelerini beklemek hayalcilik olur.
Devralan yeni bir ekip ise kısa sürede düzeltmelerini bekleyemeyiz. Kalıcı bir düzelme olması için hem zamana ihtiyaç var hem de ne tür ilaçlar kullanılacağına bakmak gerek.
Şu cümleyle yazımızı noktalayalım:

Bütün bu siren seslerine cevap vermek için Millî Görüş’ün ortaya koyduğu ve örneklerini de geçmişte uygulamaya sokup efsane sonuçlar aldığı çözümlere ihtiyaç vardır. Bu çözümler devreye sokulmadan uygulanacak tedbir paketleri ve reform programları ile oluşturulacak iyileştirmeler kalıcı olmayacaktır.

Bu yazımızı seçim sandıkları henüz açılmadan yazdık. Hangi ekip devralmış olursa olsun, bu her bir seriden kulak tırmalayıcı siren seslerini, acil tedbirler alarak bir an önce kesmeleri ümidi ile başarılar dileriz.

EMEKLEYEREK GEL

Millî Görüş çözümleri üretmiş,
Ellidört yıllık çabayla, emekle...
Ey inat, ey hırs, bu çözümlere gel,
Kol bacak kırıksa, bari emekle!