Şerafettin Töbü’nün en büyük hayali, Erbakan Hoca’nın cumhurbaşkanı olmasıydı!

Abone Ol

Milli Görüş çınarlarından, Erbakan Hoca ve Milli Gazete sevdalısı Şerafettin Töbü amcamız geçen gün Hakk’ın rahmetine kavuştu. Rabbimden rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Şerafettin amcamız, Peygamber Efendimize (S.A.V.) komşu olsun. Ailesine, sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Şerafettin amcamızın oğlu Nurettin Töbü’yü aradım. Hem taziyede bulundum, acılarını paylaştım, hem de merhum babası hakkında hasbihal, sohbet ettik.

Nurettin Töbü Bey anlattı, ben yazdım. Buyursunlar;

* “Merhum babam Şerafettin Töbü’nün en büyük hayali, en büyük dileği ve temennisi Erbakan Hoca’mızın Başbakanlıktan sonra Cumhurbaşkanı olmasıydı. Bu hayalini hemen her fırsatta, sohbetlerinde bizlere aktarırdı.”

* “1960’lı yılların ikinci yarısıydı. 1966 yılıydı… Erbakan Hoca’mız 40’lı yaşlardaydı. Babam, Fatih Camii merdivenlerinden inerken Erbakan Hoca’mızla karşılaşıyor ve sohbet ediyor. Hocamızın yanında Osman Nuri Önügören ve Zeki Çamlı da var. O karşılaşmadan sonra babam, Erbakan Hoca’mızdan bir daha kopmuyor. O karşılaşmadan bir hafta önce Demirel’in Gaziosmanpaşa’daki mitingine katılmış. O mitingde Süleyman Demirel’in neler söylediğini de hep anlatırdı, rahmetli…”

* “Babam nalburdu. Uzun yıllar nalbur dükkânı işletti. Ama babamın işinden önce Erbakan Hoca gelirdi. Yeşilova Mahallesi’ndeki nalbur dükkânını kilitler Edirne’ye ve diğer illere Erbakan Hoca’mızın mitingine iştirak ederdi.”

* “Ümmet kavramına çok farklı bakardı, rahmetli babam. Dünyanın bir ucunda bir Müslüman’ın ayağına diken batsa çok rahatsız olurdu. Sürekli ve mütemadiyen söylediği İslam Birliği idi. ‘Müslümanlar ne zaman tek vücut olacaklar!’ diye yakınırdı.”

* “Babam hep, ‘şuur, şuur, şuur’ derdi. ‘Şuur olmadan hiçbir şey olmaz’ derdi. FETÖ’ye düşmandı.”

* Bediüzzaman Hazretlerinin, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin elini nasıl öptüğünü anlatırdı bize. Âlimlerle, zahitlerle beraberdi hep. Hayatı böyle geçti. Beraber Mehmet Zahit Kotku’nun sohbetine katıldık. Ben de Kotku Hazretlerinin elini öptüm. O zaman daha küçüğüm tabi. Adımı sordu. ‘Nurettin’ dedim. Hiç unutmuyorum, Kotku Hazretleri, Nurettin isminde âlim, fazıl bir zattan bahsetti ve benim de öyle olmam için dua etti…”

* “Babam aynı zamanda ehl-i tarik bir kişilikti. Kadiri Tarikatı’na mensuptu.”

* 40 yıl boyunca 3 ayları oruçlu geçirdi. İtikâfı hiç kaçırmadı, ihmal etmedi.”

* “Namazınızı aksatmayın ve vaktinde kılın, diye vasiyet ederdi bize, sürekli. Namaz kılan bir genç gördüğünde sevinçten, mutluluktan göklere uçardı. ‘Rapçi Engin’ diye, rap müziğe ilgi duyan bir delikanlıyı görmüş camide, namaz kılarken. ‘Bundan sonra senin adın Eyüp olsun oğlum’ demiş. Eyüp Sultan’a ayrı bir sevgisi vardı. Cuma namazlarını çoğunlukla Eyüp Sultan Camii’nde kılardı, rahmetli babam.”

* “Kavurga’nın ne olduğunu bilirsiniz. Buğdayın kavrulmuşuna derler. Geçmişte yokluktan zaman zaman ailecek kavurga yediğimizi bilirim ama buna rağmen rahmetli babam hem bu durumu kimselere hissettirmedi hem de bu arada teşkilat çalışmalarını da hiç aksatmadı…”

* “Biz yedi kardeşiz. Babamızdan çekinirdik. Mesela, ben çocukluğumdan beri ilgi duyduğum futbol merakımı bir türlü rahmetliye söyleyemedim. Hatta Zeytinburnu Spor’dan iyi de bir teklif aldım ama babama ifade edemedim.”

* “Biz ailece rahmetli babamızdan memnunduk. Rabbim de ondan memnun kalsın. Babam, adaletliydi. Torpile, iltimasa, kayırmaya karşıydı. Hep, ‘liyakat, liyakat, liyakat’ derdi… Rahmet olsun…”

BU DÜNYADAN BİR ‘SANCAK DEDE’ GEÇTİ: ŞERAFETTİN AMCA!

Milli Görüş’ün özellikle açık hava ve salon toplantılarında gözler Şerafettin (Töbu) amcayı arardı, hep. Neden mi? Elindeki kocaman bayrağı, en ön safta sallar ve toplantılara heyecan ve coşku katardı.

Bir nevi “Sancak Dede”siydi Milli Görüş toplantılarının, Şerafettin amcamız!

Geçen gün Hakk’ın rahmetine kavuşan Şerafettin Töbü, nasıl birisiydi, peki?

* Erzurum’un Aşkale ilçesinin Merdiven köyünde, 1937 yılında doğdu.

*Alvarlı Efe Hazretleri olarak tanıdığımız büyük veli Muhammed Lütfi Efendi, 12 Mart 1956 tarihinde ahirete irtihal edinceye kadar beş altı yıl onun ziyaretinde ve hizmetinde bulundu. Birçok kereler sohbetlerine iştirak etti.

* O dönemde aslen Hasankale ilçesinin Alvar köyünden olan Efe Hazretleri, Erzurum merkezde ikamet etmekteydi. Şerafettin amca ise on dört, on beş yaşlarında çalışkan ve cevval bir delikanlı idi. Kışları kızaklı, yazları tekerlekli arabasıyla Erzurum’da at arabacılığı yapardı. Sabah namazını kıldıktan sonra köylere arpa taşımak için yollara düşerdi.

* Çocukluğundan bu yana namazını hiç terk etmedi. Rahmetli babasının, “Ben Şerafettin’e namaz kıl demedim, o kendiliğinden kılardı” cümlesini de kayıtlara geçirelim.

* Şerafettin amcanın çocukluk ve gençlik yıllarındaki en büyük zevklerinden biri yaşlılarla oturup sohbet etmekti. Kendi akranlarından ziyade büyüklerle oturup kalkardı.

* Yaşayan ve vefat etmiş olan evliyalara olan ilgisi ve onlara duyduğu derin sevgisi hayatı boyunca hiç eksilmedi.

* Çocukluktan itibaren başta Alvarlı Efe Hazretleri olmak üzere birçok evliyayı ziyaret etti. Rahmetli hanımı ve çocukları ile de İstanbul’un bütün türbelerini birçok kereler dolaştılar.

*Alvarlı Efe ve diğer Erzurumlu mutasavvıf şairlerden beyitleri ezbere okurdu. Elinden hiç düşürmediği Alvarlı Efe Hazretlerinin Hülasatü’l Hakayık adlı kitabından okuduğu gazeller de unutulmaz.

* 1956 yılında Erzurum’dan İstanbul’a taşındı. Mahmut Sami Ramazanoğlu Efendi, Mehmet Zahit Kotku, Süleyman Hilmi Tunahan, Muzaffer Özak ve Mahmut Esad Coşan efendinin sohbetlerinde bulundu.

* Sarığı ve cübbesi ile son Osmanlılardandı…

* 1950’lerdeki Beyazıt Meydanı’ndaki mitinglerde; “La Şarkıyye la Garbiyye; İslamiyye İslamiyye” diye slogan atan öncü nesildendi.

* Şerafettin Töbü, neslinin son örnek şahsiyetlerindendi. Rabbim rahmetini esirgemesin. Âmin.