Terörle Mücadele Yasası nın komisyonda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu nda kabul edilmesi ile düşünce özgürlüğüne yeni sınırlamalar getirildiği tartışmaları gündeme geldi. Bir fikrin ifade edilmesi ile terör arasında nasıl ve ne şekilde bir bağ kurulduğu ayrı bir konu olmakla birlikte ülkemizde nedense hep düşünce özgürlüğü denince bir takım çevreler herkesin kendisi gibi düşünme, konuşma ve yazmasını algılıyor. Sıra kendisi gibi düşünmeyenlere gelince bazen terör, bazen laiklik, bazen Cumhuriyet, bazen devletin bölünmez bütünlüğü öne sürülerek düşünceye pranga vurulmasına destek çığlıkları atılabiliyor.
Halbuki düşünce özgürlüğü denildiği zaman akla ilk gelen husus, benim senin gibi düşünmüyor olmam ve bunun teminat altına alınmasıdır. Bir başka ifade ile düşünce özgürlüğü "Ben senin gibi düşünmüyorum" diyebilme hakkıdır ve bu hakkın hiç kimse tarafından sınırlandırılamamasıdır. Benim de senin gibi düşünüyor olmam düşünce hürriyetine ihtiyaç hissettirmez. Herkesin aynı şekilde düşündüğü bir ortamda benim söyleyecek farklı bir sözüm yok demektir. Olaya bir başka açıdan baktığımızda şunu söyleyebiliriz. Herkesin aynı şekilde düşünmesini sağlayacak yönde düzenlemeleri ve zorlamaları düşünce özgürlüğü ile açıklamaya kalkışmak en hafif ifadesi ile zorbalık olur. Hatta madrabazlık olarak ifade etmek bile yanlış olmaz. Yeryüzünde canlılar içinde insanı en şerefli mahluk haline getiren özellik düşünce ise herkesi tek bir düşünce kalıbına mahkum etme çabaları insanı sahip olduğu bu şereften soyutlamak anlamına gelir.
Medyanın kirli ve özellikle de kirletilmiş haberlere sayfa ve ekranlarını açması elbette yanlıştır ve bunun bir düzene konulması gerekir. Ama, bir gazete ya da dergide çıkan bir yazıyı terörle eş anlamlı hale getirmek bu meseleyi içinden çıkılmaz duruma sürükleyecektir. Çünkü, bir haber ve yazının yorumu kişiden kişiye farklılık arz edeceği için bir yetkili benim yıllardan beri söyleyip yazdığım düşüncelerimi yarın kalkıp teröre destek şeklinde yorumlayabilecektir. Böyle olunca da bir fikrin nerede teröre destek, nerede fikir sınırları içinde kalacağını kim neye göre belirleyecektir Ortaya bir keyfilik çıkmış olmayacak mıdır
Eğer bu ülkede yaşayan insanları aynı fabrikada üretilmiş ve aynı tezgahtan çıkmış standart ürünler gibi görmüyor ve algılamıyorsak herkesin "Senin gibi düşünmüyorum" deme ve bunu söz ya da yazı ile ifade edebilme hakkı olmalıdır. Birileri çıkıp da herkes düşüncesinde özgürdür ama deyip bir takım düşünceleri sakıncalı olarak ilan etmeye kalkışır ve düşünce özgürlüğünü sadece kafasının içinde hapsetme hakkı olarak algılamaya başlarsa zaman ve şartlara göre bu ülkede yaşayan insanların hiç birinin düşünce özgürlüğü kalmaz. Çünkü, birileri bugün beni kendisi gibi düşünmeye zorlayacak olursa yarın da ben onu kendim gibi düşünmeye zorlayabilirim. Bunun adı düşünce özgürlüğü değil, herkes benim gibi düşünmelidir özgürlüğü olur.
Şahsen "Senin gibi düşünmüyorum" deme hakkı elde edene kadar bu ülkede düşünce özgürlüğünü savunmaya ve birilerinin bir takım bahanelerle bu özgürlüğü sınırlandırma hatta ortadan kaldırma heves ve girişimlerine karşı durmaya devam edeceğim. Elbette bunu toplum olarak birlikte yapmak mecburiyetimiz vardır.