Hükümet, demokratikleşme ve sivilleşme adına sendikaların ipini çekecek. Meclis‘te görüşülen memur ve işçi sendikalarını yakından ilgilendiren iki düzenlemede sendikaların varlık nedenlerini ortadan kaldıracak hükümler içeriyor. Yasal çalışmalarda 12 Eylül darbe düzeninin ruhunun da aynen korunuyor olması dikkat çekiyor. Hükümet, yüzde 3‘lük iş kolu barajı ile işçi sendikalarının, toplu sözleşmenin içini boşaltarak da memur sendikalarının elini kolunu bağlamak istiyor.
Sadettin İnan
Bakanlar Kurulu‘ndan TBMM‘ye sevk edilen, Kamu Görevlileri Sendikası Yasası‘nda yapılacak değişiklikle ilgili yasa tasarısı ve Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, mevcut şekli ile yasalaşırsa işçi ve memur sendikalarını pasifleştirecek. Her iki yasal çalışmada da tarafların taleplerinin yok sayılması dikkat çekiyor.
2821-2822 sayılı yasaları demokratikleştirme gerekçesiyle hazırlanan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, işçi sendikalarına ‘baraj‘ konusunda geçmişi de aratacak hükümler içeriyor. Mevcut yasada yüzde 10 olan iş kolu barajını, sözümona sendikaların önünü açmak için yüzde 3‘e düşürmeye hazırlanan hükümet, burada deyim yerinde ise kaş yapayım derken göz çıkartacak. Sendikaların lehine gibi görünse de, iş kolu sayısının 28‘den 18‘e düşürülmesi, yüzde 3‘ü yüzde 10‘dan daha vahim bir duruma getirecek.
Örnek olarak; 2009 istatistiğinde Ticaret Büro Eğitim İşkolunda 436 bin 794 çalışan bulunurken, bu iş kolundaki sendikaların yüzde 10 iş kolu barajını geçmek için 43 bin 379 işçiyi üye yapmaları gerekiyordu. Meclis‘te görüşülen tasarının yasalaşması durumunda ise iş kolundaki çalışan sayısı 2 milyon 700 bine çıkacak ve sendikalar da yüzde 3 barajını aşmak için 81 bin üye yapmak zorunda kalacak. Birçok iş kolu için geçerli olan bu örnekten de anlaşılacağı üzere "yüzde 3 baraj" sendikaları daha sıkıntılı bir sürece sokacak.
Memur sendikalarının varlık sebebi ortadan kalkacak
Yüzde 3‘lük baraj uygulamasından en fazla muzdarip olacak konfederasyonların başında Hak-İş geliyor. Bu düzenleme ile Hak-İş‘in kurulan yeni sendikaları tamamen yok sayılırken Çelik-İş, Öz İplik-İş ve OLEYİS gibi sendikaları da baraj tehdidi ile önüne setler çekilecek. Yüzde 3‘lük baraj uygulaması daha çok Türk-İş‘e yarayacak. 2821 ve 2822 sayılı yasalarda baraj konusunda yapılan eleştirilerin başında da bu konu geliyordu. Yeni düzenlemede de benzer eleştirileri haklı çıkaracak hükümlerin bulunması manidar karşılanıyor.
Oysa Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısında, Meclis‘e gönderilmeden önce iş kolu barajı binde 5 olarak öngörülüyordu. İşverenlerin, özellikle TOBB‘un, buradaki baskısı, barajın bir anda yüzde 600 oranında yükseltilmesine neden oldu.
Diğer yandan, memurları yakından ilgilendiren Kamu Görevlileri Sendikası Yasası‘nda yapılacak değişiklikle ilgili yasa tasarısında da benzer bir durum yaşanıyor. 12 Eylül referandumunda elde edilen önemli kazanımları memurlara tam anlamıyla kullandırmak istemeyen hükümet, toplu sözleşmenin içini boşaltmaya çalışıyor. Tasarıya çeşitli bahane ve korkularla ‘Hizmet Kolu Toplu Sözleşme‘yi katmayan hükümet, bu tavrı ile memur sendikalarının varoluş gerekçesini ortadan kaldırmak istiyor. Tasarıda memurların önemle üzerinde durduğu bir diğer konu olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Başkanı‘nı da tamamen kendi inisiyatifi ile belirmek isteyen hükümet, burada da referandumda elde edilen kazanımların sadece kâğıt üzerinde kalmasını istiyor. Tasarının ‘Hizmet Kolu Toplu Sözleşme‘ olmadan yasalaşması durumunda toplu sözleşmenin adı ‘pasif sözleşmeden‘ öteye gitmeyecek.