Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısının, Nisan‘da yasalaşması beklenirken, bu süre içinde üye sayısı bakımından kritik durumda olan sendikalar yetkilerini kaybetmemek için "anlaşmalı" üye yapıyorlar. Bu durum sendikalı ancak sendikal haklardan yararlanamayan yeni bir işçi kesimi ortaya çıkarırken, noterlere de yeni bir gelir kapısı açmış oldu.
Sadettin İnan
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülerek kabul edilen Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı‘nın önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor. Sendikalar kanunun olarak bilinen Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, komisyonda kabul edildiği hali ile yasalaşırsa, bir işçi sendikasının işyeri veya işletme toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için işyerinde çoğunluğu sağlamanın yanında en az 2 bin üyesi ve işkolunda yüzde 1 barajı geçmesi gerekiyor. Özellikle bu kritere takılma tehlikesi bulunan sendikalar, iş kolunda mevcut yetkilerini kaybetmemek için işverenlerle anlaşarak üye sayılarını arttırmaya çalışıyorlar. Bu üyeliklerin de noter kanalıyla yapılması noterlere yeni bir gelir kapısı açmış durumda. Yani tasarı yasalaşıncaya kadar noterler, anlaşmalı sendika üyeliklerinden önemli bir kazanç elde edecek.
Üye sayıları az olan işçi sendikalarının böyle bir arayışa girmesi yeni bir tartışmayı da beraberinde getirecek. Mevcut durumda gerçek olmayan rakamlarla sendikalı işçi sayısı fazla görünürken, yeni dönemde ise sendikalı işçi sayısı artacak ancak sendikal haklardan yararlanamayan bir işçi kesimi oluşacak. Sendikaların böyle bir arayışa girmesinin temelinde ise işverenlerin sendika karşıtlığı ve ülkede örgütlü toplum bilincinin bir türlü yerleşmemesi yatıyor.