Panit İstirati: Zorbalara dünyayı avuçlarında tutma
gücünü veren şey herhangi bir ahlaki değer ölçüsü değil, ezilenlerin
korkaklığıdır. diyor. Bugün mazlumların yükselen ağıtını görmek istiyorsanız,
kentlerin siluetine bakın. "Halkın mutsuzluğunu bankaların çokluğu"na
bağlayan şair ne güzel söylemiştir. Şimdi modern çılgınlığın merkezleri AVM ler
kentlerin en belirgin yerleri olurken şehirler ve insanlar banka ekstrelerine
tutsak olmuş, modern kölelerdir. Anlıyoruz ki içimize sirayet eden Her giz,
kendi iç sızısıyla genişlediğinden patlayıcıdır. İçimizde çaresizlik bombaları
patlamadan, bir bakmak gerekmez mi boy aynamıza
AVM ler yüksek girişleri ile herkesi yan yana getiren,
benzeştiren farklılıkları öldüren ve her yaştan insanı bir arada toplayan
halleri ile kentlerin yeni tapınaklarıdır. Kentlerin özellikle hafta sonları insanları bir araya toplayan en önemli
merkezi Bakarak soyulan insanlar, kendi yüzlerini bir başka yüzde
kaybediyorlar. Çalan gürültülü, hareketli müziklerin sürekliliğinde tekrarlanan
tüketim ritüelleri, kartların limitini zorlarken hanelerin ocağına "incir
ağacı" dikmekte. Farkında olmadan istikrarın en önemli parçası haline
geldiğimizde seçimlerde bize istikrarı hatırlatan hatipler, meydanlarda bilinçaltımıza
ince ince şöyle sesleniyor: İncirler olana kadar kalsaydın bari /Onlarca
sözden birini tutsaydın bari /Beni böyle habersizce alıp giderken / Bavuluna
kalbimi de atsaydın bari.
Bizi her seçim döneminde habersizce alıp götüren o
istikrar tılsımı, kalbimizi de kalıbımızı da kurutuyor. Sonra modern çapsızlık ürünü trol lerin
üzerimizde uyguladıkları algı kirliliği ile Urfa ya da Paşa gelir. Belki de
paşa paşa istikrar denen ucube; kentleri, evleri, yolları, esir alır. O zaman
bereket kapıdan değil, bacadan kaçar. Şimdi yeni bir seçimin arifesinde önümüze
yeni bir mecburi istikamet olarak cebimizi aşındıran kartların üzerindeki
sayıları göstererek, büyük tapınakların heybetine baktırarak bir seçim daha
almak isteyecekler. Belki yine seçeceğiz. Belki yine yanılgılarımıza şerhler
düşecek, gururumuza yediremeyeceğiz. Kazanmış görünenlerin bizden sadece
bugünümüzü değil, yarınımızı da aşırdıklarını fark bile etmeyeceğiz. Çünkü fark
o kadar büyük ki hiçbir yama o farkı kapatmaya yetmeyecek. Yine birçok bahanemiz
olacak, yine küresel oligarklar, toplum mühendisleri devreye girecek
Umutsuzluğa düşüyorsun görüyorum kaçırsan da gözlerini ve sana sesleniyorum
dostum: Korkma! Kalbin var.
Kalbine sor, derler. Eğer, gerçekten yaşadığına razıysan
devam et. Yok, şayet; ütüldüğünü, uykuda bırakıldığını düşünüyorsan, bir
mağazanın camekanı önünde modellere bakakalmışsan yine tercihinde devam et(!).
Eğer, vicdanın ve midende bir bulantı var da bu kirliliğe dur demek istiyorsan,
işte fırsat. Yüzlerinde haset, ellerinde kaset, kalplerinde fesat olmayan,
iyiler için iyiliğin kazanmasına ve bu beş yıldızlı gül mevsiminde saadetine
fırsat ver. Yeniden bahar yaşamak, adaletle paylaşmak ve yeniden yediden
yetmişe kucaklaşmak için, algı putunu yıkmak için saadetin vakti geldi.
Kamuoyu yoklamalarının ipini pazara çıkarmak için hep
beraber 60 gün boyunca ekranların fişini çekip boyalı gazetelerin tirajını dibe
vurduralım. Hakkın olan dünya sen de biliyorsun ki işte o vakit seni bulacak.
Dolambaçlı yavan sözlere gerek yok, dışardaki gürültünün sesini kıs ki içinin
sesine kulak veresin. Şimdi saadette birlik zamanı
Hoşça bakın zatınıza
Taş Gemi
Güzel Adamları Tanımak İçin Birkaç İpucu
1- Yürekleri yaralar atlasına dönmüştür. Gönül ehlidir.
2- Her şey bitti dendiğinde bile nefesleri ilham ve ümit
verir.
3- Kınayıcının kınamasına aldırmaz, eğilmez, bükülmez
hele geri vitesi hiç yoktur.
4- Her daim özgündür, katışık ve karışık değildir.
5- Daim zariftir, temizdir. Temiz olanı sever.
6- Paylaşmayı sever. Varlıkta ve yoklukta hali değişmez.
Ne yokluğa yerinir ne varlığa sevinir. Üstünde kibir durmaz, mütevazıdır.
7- İçi dışı birdir. Kir tutmaz, kirletmez. Kaypak ve
kaygan değildir. Hadsiz hiç değildir
8- Vefalıdır. Kıymet bilir, kıymetlendirir.
Kadirşinastır.
9- Haddini bilir, yerini bilir. Emindir. Hıyanet etmez.
Sözün kıymetini, kelamın ağırlığını bilir. Ser verir, sır vermez.
10- Ölüm var bilir, onun için gerisi teferruattır.
Tek bir adamın iyi yürekliliği, bin kişinin kötülüğünden
daha güçlü; kötülük, onu yapanIa birlikte ölüp gider; iyilikse dürüst adamın
yok oluşundan sonra bile ışık saçmayı sürdürür. (Panait Istrati)
Dağarcık
Coğrafyamız
Kemal Abacı ve Genç İstikbal Dergisi nin yayın kadrosu
sessiz sedasız çok güzel bir eseri daha okurlarla buluşturdular. İki cilt
halinde planlanan eserin ilk cildi derginin promosyonu olarak abonelerle
buluştu. Sınırların sadece yoksulları sınırladığını düşünen dergi, coğrafyayı
tanımadan atılan her adımın beyhude olacağını ortaya koyuyor. Öyle ki harita
emperyalizmini ortaya çıkarmak için yepyeni bir dünya haritası ile de kitabı
taçlandırıyorlar. "Coğrafyamız" kitabı, kıtaları ve ülkeleri siyasi
sosyal açıdan ele alıyor. Gençlerin ufkuna katkı sağlayan bu kitap, dünyayı
yeni bir pencereden görmeyi sağlıyor. Bence okumayanlar çok şey kaybedecek. Kaçırmayın!