Sempozyum notları…

Abone Ol

Doğumunun 173. yılı olması münasebetiyle Millî Saraylar tarafından düzenlenen “Sultan V. Mehmet Reşat ve Dönemi” başlıklı uluslararası sempozyumu takip ettim. Birbirinden ilginç bildirilerin sunulduğu sempozyumda açılış konuşması TBMM Başkanı tarafından yapıldı. İlk konferans, ABD Princeton University’den Prof. Dr. M. Şükrü Hanioğlu tarafından verildi. Sultan Reşat dönemi, aynı zamanda İttihat ve Terakki iktidarı olduğu için hoca bu konu üzerine izleyenlerini bilgilendirdi. Konuşmasında Sultan Reşat’ın tek bir biyografi kitabının bulunmayışını aktarması ile bir kez daha ağabeyi Abdülhamit ile ilgili piyasada yüzlerce kitap bulunmasına karşın hâlâ harıl harıl yeni kitaplar yazıldığını anımsayınca hüzünle gülümsedik.

Ne ki Milli Saraylar Müzecilik ve Tanıtım Başkanlığı adeta tarihin karanlık sayfalarında unutulmuş bu bahtsız sultanı, tam da doğum günü olan 2 Kasım’da yapılan bu etkinlikle andı, ölmüş olsa da muhteşem bir hediye ile onurlandırdı. Zira kendi adıma ve pek çok arkadaşımın aktarımı ile Reşat dönemi hepimizin pek de vakıf olmadığı, bilmediği bir zaman dilimi idi. Doğum günü hediyesi bununla kalmadı, hakkında kitap bulunmayan sultan için Müzecilik ve Tanıtım Başkanlığı 10 kitap hazırlayıp tarihseverlerin bilgisine sundu ki ben şahsen bu kitaplardan çok istifade ettim. Bu kitaplar, II. Meşrutiyet ve Sultan V. Mehmet Reşat Dönemi Kronolojisi, (T. Cengiz Göncü), Meşrutiyet Sarayı’nın Çelebi Padişahı Sultan V. Mehmet Reşat’ın Hayatı, (Fatih Tetik), Sultan Mehmet Reşat Han’ın ve Halefinin Sarayında Gördüklerim, 3 cilt, ( Lütfi Simavi) Sultan Mehmet Reşat’ın Rumeli Seyahati Albümü, (Üzeyir Karataş), Millî Saraylar Dergisi Sultan Mehmet Reşat Özel Sayısı, Sultan V. Mehmet Reşat ve Dönemi (Sergi Kataloğu), Sultan ve Cemiyet ( II. Abdülhamit Han ve İttihat Terakki Mücadelesi), (Ozan Bodur), Osmanlı Arşiv Belgelerinde Sultan Mehmet Reşat ve Dönemi, (T. Cengiz Göncü), Sultan V. Mehmet Reşat ve Dönemi Fotoğraf Albümü, Millî Saraylar Sempozyum Özel Bülteni ile Reşat döneminin bilmediğimiz bütün detayları aydınlandı.

Öğleden sonraki ilk oturumda, hayatı; savaşlar, çatışmalar, kaoslar, yoksulluklar ile geçtiği; sarayda aylarca bulgur pilavı piştiği için, kendisinden önceki sultanlar gibi devasa camileri, sarayları, köprü ve saat kulelerinin yapımları ile anılmadı, sadece kendi sağlığında yaptırdığı o tek dikili ağacı olan türbesi incelendi. Çok kıymetli sanat tarihçisi Prof. Dr. Candan Nemlioğlu, “Son Osmanlı Sanat Abidesi” olarak sunduğu sekizgen planlı türbeyi, eski çağların türbe ekollerine dayandırdı, türbedeki nefis puşidelere dikkatimizi çekti. Uğur Derman, Hüsrev Subaşı, Ali Rıza Özcan; türbenin hatlarının estetiğini, güzelliğini izleyenlerin yüreklerine nakşettiler.

Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde kültür, sanat, tarih meraklılarının ilgisine sunulan ve bir ay süre ile açık olacak sergide ise, dönemin saray eşyaları, sehpalar, resimler, çeşitli objeler sergilenmekte. Müze araştırmacısı ve serginin hazırlanmasında emeği geçen Ayça Özer Demirli’nin dikkatimizi çektiği Tılsımlı Sancak; tıpkı tılsımlı gömlek gibi, giyeni koruduğu biçimde bu kez sancak, bütün orduyu korumak üzere Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin üzerine yazıldığını gördük. Tılsımlı Sancak, bir cazibe merkezi idi, bütün o sofra takımları, merasim kılıçları, damgalar, tuğralar, tatlı takımlarını gölgede bırakmakta idi; ne kadar seyredilsin ki usanılsın, serginin kalbini oluşturmakta idi.

Sultanın doğum günü 173 yıl sonra güzel kutlandı, dönemin hüznünü anlatan akşamki belgeseli izlerken, savaşlar, yoksulluklar, kıtlıklar, topraklarımızın kaybı, şehitlerimizin artan sayısı gözlerimizi yaşla doldururken; geçmişin zorlukları ile yüzleşmiş, öyle basmakalıp kelimelerle çalakalem tarih yazılamayacağını bir kez daha anlamıştık.