Aklını akbil gibi kullananların Allah yardımcısı olsun.
İki adım attıktan sonra “yetersiz bakiye” uyarısı ile karşılaşacakları muhakkak.
Aklını kiraya verenler uzun süre başkalarının aklı ile idare ederler.
Başkasının aklı ise insana sadece düşünme katkısı yapar, taşınma işine karışmaz.
İnsan bir taşınmayı gerçekleştirmek için düşünür oysa.
İnsan düşünme fehvasınca taşınır.
Fehva fetvadan önce gelir bu sebepten.
Fetva paketlenmiş, ambalajlanmış dinsel hükümdür.
İhtiyaç duyanlar drajeler şeklinde şikâyet durumlarına göre teskin olmak için bunları kullanır. Fetva ancak Kur’an ve Sünnet fehvasınca insana şifa verir.
Televizyonlardaki dini programlarda din anlatıcısına sorulan sorularda bu durum çok barizdir. Aklını kullanım dışı bırakan kitleler dini mevzuları kestirme ve çoğu defa bir kelimelik cevap alabilmek maksadıyla sorarlar.
Bu cevaplar muhatabı tarafından doğru düzgün içselleştirilmediği için aynı konuda bir başka hocanın farklı cevabı meseleyi içinden çıkılmaz hale getirir.
Bu durumda sonuç bellidir: Din çok sesli bir korodur.
Üzerinde ittifak olmadığı için de yaşanabilirliğinden ziyade tartışılabilirliği vardır.
Geçtiğimiz haftalarda bir televizyon kanalının dini programında yer alan “cünüp asker şehit olur mu ” tartışması böyle bir akıl tutulmasının ürünüdür.
Böylesi durumlarda insanın aklı Hızır gibi yetişmesi lazımdır.
Ekranda hocanın ağzından çıkan değil, aklın ve idrakin fısıldadığıdır asıl olan.
Bir kere aklınızı Müslümanlaştırmadıysanız her şeyi başkalarına sormak gibi bir felaketle karşı karşıya kalırsınız.
Durgun suyu bulanıklaştırmaktan kolay bir şey yoktur.
Halbuki maharet bulanık suyu durgun hale getirebilmektir.
Çözülmüş ipuçlarını düğümlemek dini bir hassasiyet falan değildir.
Düğümlere üfleyen büyücü gibi ukdeleri kutsamak değil, çözümleri hapsedildikleri odalardan çıkarmak gerek.
Sorduğumuz boş sorular mükellefiyetimizi artırıp ayağımıza dolanmaktan başka bir işe yaramaz.
Sen ki ey hoca, bu iler tutar yeri olmayan tutarsız sorulara aynı iştahla cevap yetiştirmeye kalkıyorsan akılsızlığınla bin yaşa e mi !
Aklını kullanmayanların düşecekleri kepazelik bu olsa gerek.
Şu dünyada kullandığınız her cümlenin son kelimesinin kulağını çekin her şey birden sorulu ve de sorunlu hale gelir.
Boş soru sormak soru soranın bu dünyada hiçbir ciddi meselesi olmadığına işaret eder.
Şu da bir gerçektir ki fetva soran kalabalıklar büyük oranda aldıkları fetvanın mucibince davranmazlar.
Biraz gedik açmak, biraz imtiyaz koparmaktır gayeleri.
Şayet bir insan yüksek bir din şuuruna sahipse işlediği fiillerin ve gösterdiği tavırların iyi ya da kötü olduğunu iç uyarıcıları vasıtasıyla fark eder.
Biliyorum bana şimdi hani yazının başlığı ile ilgili cevap diye soracaksınız.
Sevgili okur, soru havada kaldı. İyisi mi siz açılmış kapıları kilitlemeyip, kitli kapıları açmaya devam edin.
Aklınıza ve idrakinize davranın.