Seksenikinci Sayfa

Abone Ol

Dün hayatını kaybeden Genelkurmay eski Başkanı Doğan Güreş anılarını yazıyordu.

Uzun uzun sohbet etmiştik.

Özellikle Genelkurmay Başkanı olduktan sonraki gelişmeleri bir asker/milletvekili gözüyle değerlendirecekti, anılarında. Yaşadığı ve bu alanda bazı temaslarda bulunduğu Refahyol deneyimi ile ilgili özel bir bölüm olacaktı, çalışmasında. Bunların dışında, askeri bazı konularla birlikte Türkiye’nin dünyada geldiği noktanın da altını çizecekti. Yurtdışında geçirdiği yılların da bir kritiğini yapacaktı, Güreş Paşa. Çiller’le olan ilişkileri anılarında özel bir yer tutacaktı, Güreş’in. Anılarını çok özel bir yöntemle yazıyordu, Doğan Güreş. Bu sebeple de çalışmaları oldukça yavaş ilerliyordu.

Sohbet ettiğimde anılarının henüz seksenikinci sayfasını yazıyordu…

***

1989 yılında 1. Ordu Komutanı iken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olan Org. Kemal Yamak’ın yerine onun da adı geçiyordu.

Diğer adaylar ise; Genelkurmay İkinci Başkanı Kaya Yazgan, Jandarma Genel Komutanı Org. Burhanettin Bigalı ve dönemin MGK Genel Sekreteri Org. Sabri Yirmibeşoğlu. Temmuz 1989’un ilk günlerinde ise netice belli oldu ve Genelkurmay Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada Org. Güreş’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandığı belirtiliyordu. Doğan Güreş’in önü bu açıklamanın ardından tamamen açılacaktı.

Doğan Güreş nasıl bir Genelkurmay Başkanı idi Onun eleştirilen yanları da oldu, takdir edilen tutumları da... Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay’ın istifasıyla boşalan Genelkurmay Başkanlığı’na atandıktan hemen sonra yaptığı açıklaması herkesin dikkatini çekmişti, o zaman. Tarih; 1990 yılının son günleri... Körfez Krizi devam etmektedir ve gazeteciler sürekli Genelkurmay Başkanı’ndan değerlendirme almak istemektedirler. İşte böyle bir ortamda Güreş, konuyla ilgili sorulara “Bundan sonra her şey siyasi otoritenin elindedir. Beni ilgilendiren bir şey olamaz. Muhatabınız da Milli Savunma Bakanı’dır.” diyordu.

Artısı da vardı; Özal’ın 1992 yılında Köşk’te verdiği resepsiyonda HEP kökenli SHP milletvekilleri Sırrı Sakık ve Orhan Doğan’la görüşen Org. Güreş, görüşme sırasında Güneydoğu politikasının değiştirileceğini, demokrasi ve insan haklarına dayalı, baskı ve şiddetten uzak bir politika izleneceğini’ söyledi. Ardından yaptığı açıklamalarda da Sovyetler’in artık bir tehlike olmaktan çıktığını belirtiyor ve Ordu’nun sayıca azaltılacağını ve ateş gücü ile hareket yeteneğinin artırılacağını’ vurguluyordu.

***

Güreş, 1992’de Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Askeri darbenin tekerrürü mümkündür” demecini değerlendirirken de “Bunu yüzlerce keredir vurguladım, daha önce de söyledim. Bu defter artık kesinlikle kapanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ne böyle bir niyet vardır, ne bundan sonrası beklenir” diyordu.

Genelkurmay Başkanı iken, 24 Ocak 1993’te bir faili meçhul cinayete kurban olan gazeteci Uğur Mumcu’nun katlinden 5 gün sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’i ziyareti dikkat çekmişti.

***

DYP’den İki dönem Kilis Milletvekilliği yapan Doğan Güreş’in hayatındaki olaylardan “İşte bu da kaderin cilvesi denilebilecek” olanı belki de Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerindeki tartışmalardır. Türkiye’nin sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Nisan 1993’teki vefatının ardından boşalan Çankaya Köşkü için, daha Özal’ın ölümünden bir gün bile geçmeden fısıltılar başlamıştır. Çeşitli aday adayları dilden dile dolaşmaktadır. Dönemin DYP lideri ve Başbakan Süleyman Demirel de güçlü adaylardan birisidir. Tam da bu ortamda Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş’in ismi de telaffuz edilmeye başlanır. Fakat bir netice çıkmaz. 

***

Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olan Tansu Çiller bu koltuğa oturduktan sonra, 1994 yılında PKK’yı ileri düzeyde zayıflatacak büyük bir atılım gerçekleştirecek ve bu atılım PKK’nın belinin kırılmasıyla sonuçlanacaktı. Operasyonun ardındaki kilit isim ise Genelkurmay Başkanı Güreş idi. O zamanlar bir gazeteye yansıyan ve Doğan Güreş’e atfedilen “Tak emrediyor, şak yapıyorum” demecinde Genelkurmay Başkanı’nın, Başbakan Çiller’le ilişkilerinin düzeyi anlatılıyordu. Paşa’nın adı, “Tak-Şak Paşa”ya çıkmıştı. 

***

Dün hayatını kaybeden eski Genelkurmay Başkanlarından Doğan Güreş, Tuğgeneral rütbesinde iken, vatani görevini yapmakta olan TBMM Başkanı Cemil Çiçek de yedek subay olarak Güreş’in “posta”lığını yaptı. Güreş Paşa o yılları anlatırken, “Cemil Çiçek’in o dönemlerde de hitabetinin güçlü olduğunu ve kendisine birçok alanda yardımcı olduğunu” ifade etmişti. Güreş, 14 yıl kadar önce anılarını yazmaya başladı.  Anılarında Cemil Çiçek’in “posta”lığıyla ilgili ayrıntılara da yer vereceğini söylemişti. Ama nedense bu projesi yarım kaldı…

***

Güreş’in anıları bildiğim kadarıyla yayınlanmadı. Güreş Paşa’nın, 82. sayfasına kadar yazdığını bu satırların yazarına ifade ettiği anılarında acaba neler vardı

NOT:  : Bugün 15 Ekim 2014, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!