Sekiz milyar bize lazım

Abone Ol

Allah rahmet eylesin, Karaman’ın bir Kambır Yunus’u vardı.

İliklerine kadar CHP’li idi. Kendi ifadesiyle CHP’nin 23 yıl Karaman Belediyesi’nde meclis üyeliği yapmıştı.

Cumartesi akşamları Karaman esnafına ilmihal, tefsir ve sosyal olayları İslam’a göre yorumlayan kitapları Muzaffer Can hocayla beraber özetlerdik.

Derken merhum Necmettin Erbakan 1969 yılında çıkageldi ve Konya’dan bağımsız adaylığını koydu.

Bizim ekip olduğu gibi hocayı destekledi.

Kambır Yunus, parti kurulunca başkan oldu.

Bir gün şöyle demişti: “Ben Halk Partiliyim, adımız solcu ama ben namazımı hiç geçirmeden kılarım.

Adalet Partisi Başkanı Cuma’dan Cuma’ya kılar.

Ben hiç içki içmem, o içer.

Ben belediye imkânlarından yararlanmamaya dikkat ederim, o yararlanmak için orada…” derdi.

Durum bu. Ne yapacaksın? Malzeme bu ve bu malzemeden yeniden bir toplum meydana getirmek zorundayız.

Şimdi de iyi yönde çok güzel değişimler olsa da az da olsa yanlış yapanların yaptıkları, insanları huzursuz etmeye devam ediyor.

Açık-kapalı, sakallı-sakalsız, içkili-içkisiz, hırsız-dürüst, namazlı-namazsız, ahlaklı-ahlaksız… Hepsi bizim adamımız.

Hatta biraz daha ileri götürmek zorundayız, Yahudi, Hıristiyan, Budist, komünist, ateist… Her ne olursa olsun, Hazreti Adem’in çocuklarıdırlar ve bu çocukların öldükten sonra cehennem çöplüğüne atılıp sonsuz senelerde yanmaması için gönlüne Kelime-i Şehadet’in nakşedilmesi, gönlünü süslemesi için gereken ve meşru her şeyin yapılması lazım.

Eğitim kurumlarına çok iş düşüyor.

Öğretmek yeterli değil. Teknik okullarda teorisini dershanede öğrettikten sonra pratiğini de göstermek için laboratuara, atölyeye geçerek eğitimi elle tutulur hale getirildiği gibi sosyal bilgiler ve ilişkilerinde pratiğini yapabilecek alanlar meydana getirilmeli ve bilgi hayata dönüştürülmeli.

Yalnız bilgi yükleniyor ama nasıl yapılacağı öğretilmiyor.

Hocayla beraber eskilerin ifadesi ile “meşk” yapılmıyor.

Yani hoca/öğretmen dersini iyi bildiği gibi o verdiği dersi uyguluyor ve öğrencisi de onun yanında ders alırken hem bilgiyi yükleniyor hem o bilginin uygulamasını yapıyordu ve buna “meşk” deniyordu.

İlme ve amele/eyleme âşık nesil yetiştirilmesi gerekirken, diplomaya odaklı nesil üretildiğinden makama oturduğu an, iş yapmaz, halkına yukardan bakan bir okumuş gurubu üretiliyor.

İş bulamayanlar da sorun yumağı haline geliveriyorlar.

Hapse düşseler orada suç ortağı olabilecek arkadaşlar tanıyor ve hapishaneler, ıslah evi olmaktan çıkıyor ve ifsat evi haline dönüşüyor.

Ne yapıp edip, kişinin, kimliğine, rengine, ırkına, partisine, derneğine bakmadan, yalnız Allah celle celalühün kulu, Hazreti Adem’in çocuğu, bütün peygamberlere iman eden Hazreti Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin ümmeti kabul edip, bütün dünyayı kucaklayacak kadar geniş gönlümüzün sevgi yumağının içine sarmaya çalışalım.

 Rabbimiz yardımcımız olsun.