Şehitler ve dava erleri

Abone Ol

Suriye’de neredeyse her evden bir şehit çıktığı gibi Mısır’da da İhvan liderlerinin ileri gelenlerinin neredeyse tamamı, bazı yakınlarını bu mihnet dönemine kurban verdiler. Ciğerparelerini ötelere uğurladı ve toprağa verdiler. Bunların en talihsizlerinden birisi 17 yaşındaki Esma Baltacı idi. Muhammed Baltacı’nın ciğerparesi. Fulul basını da Esma gibi kızların İhvan’ın insan kalkanı kurma şehvetine kurban gittiklerini ileri sürmektedirler. Sadece Muhammed Baltacı’nın dünyalar tatlısı kızı Esma değil Hayret Şatır’ın kızı ve damadı da öteye uğurlananlar arasında. En son Müslüman Kardeşler Lideri ve Mürşidi Muhammed Bedii’nin oğlu Ammar da firavunizmi temsil eden Mısır polislerinin silahlarından çıkan serseri kurşunların hedefi oldu ve inşallah bu suretle şahadet şerbetini içmiş oldu. Müslüman Kardeşler yılmıyorlar ve en büyük şahadet mertebesinin zulme karşı direnirken ölmek olduğuna inanıyorlar. Onların pozisyonunda ayette bahsedildiği gibidir: “Mü’minlerden öyle kişiler/zümreler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir…” Gerçekten de Mısır’da yaramız ağır. Ne İslam dünyasından ne de dünyadan haysiyetli ve onurlu bir ses çıkıyor. Ortama nifak hakim. Adam kıtlığı çekiliyor. İhvan ilk günlerde neredeydi diye soranlar son günlerde ortalıkta görülmüyorlar! İhvan nerede diyenler şimdi ya darbe safındalar ya da yer yarılmış yerin içine girmişler!

*

Mısırda inanılmaz şeyler oluyor. İnanın tarih yeniden yazılıyor. İkinci öfke cumasında Ramses Meydanı’ndaki infaz merasiminde şehit düşen birisi tanınmayabilirim diye tedbirli davranmış ve önceden göğsüne ismini ve lakabını yazmış. Muhammed Mahmut isimli genci ölümünden sonra bu yazıdan tanımışlar. İnanılmaz sahnelerden birisi de darbe karşıtı Vail Kandil adlı Şuruk gazetesinin yayın yönetmeninin canlı yayında göz yaşlarına hakim olamaması ve hüngür hüngür ağlamasıdır. Gazetenin sahipleri gazetenin selameti için yayın yönetmenliğinden ayrılmasını sadece yazar olarak kalmasını istemişler. Onu ağlamaya sevk eden bu hal değil, darbecilerin yaptıkları.

Mürsi döneminde Mürsi’yi eleştirenler arasında da olsa Vail Kandil hakperest ve ateşli yazılarıyla 6 Nisan Hareketi Lideri Ahmet Mahir gibi bilahare darbe karşıtlığına dönmüştür. Bundan dolayı da koltuğunu feda etti. Hem Ahmet Mahir hem de Vail Kandil gibiler Sisi’nin gitmesini istiyorlar. Mısır yanarken Sisi’nin koltuğu da ateş alıyor. ABD’nin de Sisi’yi gözden çıkardığına dair işaretler var. Kandil, Mısır ordusunun ve özel polis birliklerinin katliam için özel hazırlandıklarını ve en modern silahları kuşandıklarını ve bunları Mısır halkı üzerinde denediklerini hatırlatmaktadır. Esat’lar kendi halkı kadar Yahudi öldürmediği gibi Vail Kandil, Sisi ve Mısır ordusunun da tarih boyunca bu kadar Yahudiyi öldürmediğini hatırlatıyor. Darbeciler veya Mısır ordusu İsrail’in zırhı ve muhafızı Mısır halkının ise katili. Onlar sayesinde Mısır büyük Filistin’e dönmüştür.

*

Suudlu davetçi Selman Avde de 11 Eylül’de ABD’de İkiz Kulelerde ölenlerin bile bu kadar yüklü sayıda olmadığını hatırlatmıştır. İkiz Kuleler üzerine dünya savaşı açan ve Haçlı Seferi başlatan ABD, Mısır’da olan bitene kör ve sağır. Üç maymunu oynuyor. Ne darbe ne de katliam diyebiliyor. Dili tutuldu sanki. Mısır’da insanın en zoruna giden olaylardan birisi de kalıntı basının iftiralarıdır. Ölenleri ya az gösteriyorlar ya da Müslüman Kardeşlerin birbirini öldürdüklerini söylüyorlar. Rabiatü’l Adeviyye de ölenlerin sayısı 1500 civarında seyrettiğinin açıklandığı dakilalarda Mısır Sağlık Bakanlığı ölenlerin sayısını 12 olarak gösteriyordu. Darbe destekçisi Körfez basını da buna çanak tutuyor. Yusuf Şerif adlı Filistinli CHP’li Cumhuriyet Muhafızları önünde ölenlerin sayısını Türk basınına 4 olarak takdim etmiştir. Gerçeğe değil ama heva ve hevesine uygun bir rakam. Yalanlarla vicdanını bastırmaya çalışıyor. Vail Kandil’i ağlatan gerçeklerden birisi gerçeklerin tersyüz edilmesiydi. Müslüman Kardeşlerin, Adeviye’nin altında tünel açtıklarını ve bazı insanlara işkence ettiklerini ve buraya gömdüklerini söylüyorlardı. Demek ki yaptıklarını bu suretle İhvan’a yamamak ve örtbas etmek istiyorlardı. Minareyi çalan kılıfı hazırlar misali. Müslüman Kardeşler üyelerine çete kurmak ve işkence etme davası açtılar. Halbuki, 1952 darbesinden beri Mısır askerler sayesinde işkencehaneye