Şehitler kervanından Atıf Hoca (rahmetullahi aleyh)

Abone Ol

Şu günlerde şehit namazı kılmadığımız günümüz yok.

Lanetliler akılları sıra Müslümanlara hayat hakkı tanımıyorlar. Hz. Adem

aleyhisselamdan bu yana devam eden Hak-Batıl mücadelesi bütün şiddetiyle devam

ediyor. Mahşer sabahına kadar da devam edecek. Bu yazımda geçen kervandan

merhum şehid İskilipli Mehmed Atif Hoca dan bahsetmek istiyorum. Onun da hayatı

geride bıraktıkları için önlerini aydınlatacak güzelliklerle doludur.

Bu mübarek insan 4 Şubat 1926 da Ankara da eski Meclis

binası yakınındaki Karaoğlan Çarşısı nda Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile

beraber idam edildi. Bu tarih bu iki güzel insanın şehadetinin yıldönümü. Ölüm

yıldönümü demiyoruz; çünkü şehitler ölmez. (Bakara suresi. Ayet: 154)

Gelelim İskilipli Mehmet Atıf Hoca ya. Merhum şehit Atıf

hocamıza:

İskilip te doğdu. Dedesi tarafından büyütüldü. Tahsilini

İstanbul da yaptı. 1902 de medrese tahsilini bitirdi. 1905 yılında Fatih

Camii nde ders vermeye başladı.

1910 yılında Müderris müfettişliğine getirildi. Burada

Sebilürreşad ve Beyan ül-Hak ta sürekli yazılar yazdı.

Frenk Mukallitliği ve Şapka adlı eseri Atıf Hoca ve İslam

dünyası için önemli hadiselerin yaşanmasına sebebiyet veren bir kader

bildirgesi gibidir.

Şeyh Said in idamından beş ay sonra Şapka iktisası

adıyla TBMM ye bir kanun sunulur. Yasa ile kılık kıyafet tanzimi, dünyanın

neresinde görülmüştür Bunu yapabilmek kimin haddinedir

Bugün niçin şapka yasası uygulanmaz Sarık İslam ın simge

kıyafeti olmasına rağmen onun için birçok kafalar koparılmıştır. 1926 yılında

Mehmet Atıf beyin evi basılıp aranmış ve hocaefendi alıp götürülmüş, İstiklal

mahkemelerinde yargılanmış, hiçbir suç bulunamadığı halde salıverilmemiştir. Bu

mahkemelerin en meşhur simaları Aliler diye bilinen:

1-Kel Ali (Ali Çetinkaya)

2-Kılıç Ali ve

3-Necip Ali dir.

Özellikle Kılıç Ali, İstiklal Mahkemeleri nin tanınmış

gaddar celladıdır. Verdiği yüzlerce idam kararı ile tanınmıştır. Kılıç Ali

toplanan paraları çalması ile meşhurdur. Bu mahkemelerin verdiği karardan sonra

eşi Zahide Hanım, kızı Melahat ve oğlu Semih i bir daha görememiştir.

Ankara İstiklal Mahkemesi Reisi Kel Ali yanında Kılıç Ali

ve Necip Ali mahkemeyi 2 Şubat a kadar ara verir. Atıf Hoca ya savunmasını

hazırlaması istenir. Zindan arkadaşı Tahir Mevlevi dir. O gece Atıf Hoca bir

anda kendinden geçer. Uyandığında Tahir ul Mevlevi, Hocaya sorar:

*  Hayrola ne oldu

*  Murada hasıl

oldum.

*  Yani

* Beklediğim rüyayı gördüm. Efendimizi gördüm. Yanıma

gelmek dururken ne diye müdafaa karalamakla uğraşıyorsun buyurdu.

Bu büyük davet karşısında müdafaa kağıtları yırtılır.

Davete icabet gerçekleşir.

4 Şubat 1929 tarihinde Ankara da eski Meclis binası

yakınlarında Karaoğlan Çarşısı nda Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile beraber

idam edildi.

İskilipli Atıf Hoca aziz şehitlerimizden bir tanesidir.

İstiklal Mahkemeleri nin sembol mazlumu Atıf Hoca nın suçsuz ruhu Cumhuriyet in

kirli yaftasını boynunda taşımaktadır. Ahirette şefaatçimiz olmasını dileriz.