Şehit tahtında Rabbe gülümser

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Kayın biraderimin oğlu Mehmet Ali Doğan, 4 Ağustos 2018 günü şehitlik mertebesine yükseldi. 2 senedir, Hakkâri Yüksekova Özel Harekât Birliği’nde görev yapıyordu. 29 Haziran günü 6 metre yükseklikteki nöbetçi kulübesindeki görevi sırasında bir patlama oldu. Mehmet Ali kayalıklar üzerine düştü. Başından yaralandı.  İlk müdahalesinden sonra Ankara’daki Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne (GATA) kaldırıldı. Beyin Cerrahisi’nde uyutularak tedavisine başlandı. Tedavi sürecinde ailesi yanındaydı. Annesi Sündüs Hanım hiç yanından ayrılmadı.

Tedavisi sırasında iyileşeceği haberlerini alıyorduk. 4-5 ay uyutulduktan sonra iyileşen hastalar vardı. Ailesi Kur’an okuyor, dua ediyor, tevekkülü elden bırakmıyordu. Allah’ın hikmetinden sual olunmazdı. 35 gün sonra şehitlik rütbesiyle Hakk’a yürüdü. Mehmet Ali dindar bir çevrede yetişti. İyi bir aile eğitimi aldı. Muğla Spor Akademisi’nde okudu. Turistik otellerde çalışarak harçlığını çıkardı. Okul sonrası bir türlü atanamadı. Babasının trikotaj ve bakkallık işlerinde yardımcı oldu. Reklâmcılık işinde çalıştı. Denizli’deki amatör futbol kulüplerinde oynadı.

Spor ve askerliğe tutkusu vardı. Sevimli, güler yüzlü, saygılıydı. Sporculuğu ona centilmen ve arkadaş canlısı bir kişilik kazandırmıştı. Arkadaşı Sait Akoğlu, “İyi kalpli, iyi niyetli, temiz bir insandı” değerlendirmesini yaptı.

Polis olma imkânı doğunca, bunu değerlendirdi. Kısa bir eğitimden sonra, Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi’ne katıldı. İki sene görev yaptı. 30 yaşında şehit oldu.

“MİSAFİRLER GELECEKTİ”

Mehmet Ali’nin 91 yaşında dedesi var. Benim de kayın pederim. Dedesi, kendi ismini alan Mehmet Ali’yi çok severdi; Mehmet Ali de onu. Şeker, tansiyon ve yaşlılık sebebiyle 5 senedir evinden çıkamıyor. Ancak, “fısıltı” şeklinde konuşabiliyor. Yaralanmasından ninesinin haberi vardı ama halsizliği sebebiyle dedesine duyurulmamıştı.

Şehidin babası Ahmet, dedesine haberi nasıl duyuracağını düşünüyordu. Heyecanlanıp şoka girmesinden korkuyordu. Sağlık ekibi nezaretinde söylemeyi düşündü. Şehidin evine, destek için vali, komutanlar, milletvekilleri, il müftüsü, Özel Harekât’tan bir ekip gelmişti.

Bu gelişmeler yaşanırken oğlum Abdullah, teselli için dedesinin yanındaydı. Mehmet Ali’nin şehit olduğunu bir türlü söyleyemedi. Dedesi fısıltıyla sordu: “Abdullah, yavrum! Misafirlerimiz gelecekti. Nerede kaldı bunlar!” Bu konuşmanın arkasından sözü edilen 10 kadar kişi içeri girdi. İl Müftüsü Mehmet Aşık Hoca münasip bir dille durumu dedesine duyurdu.

Cenaze namazına kalabalık bir topluluk katıldı. Namaz, defin, taziye sürecinde şehidin ailesi metanetini korudu; iki kız kardeşi “şehit kardeşi olduk” deme duyarlılığı gösterdiler. Taziye için gelen misafirleriyle bire bir ilgilendiler. Teşekkürlerini ilettiler. Ziyaretçiler içinde, “Sizin yerinizde olmayı ne kadar isterdik!” diyenler oldu.

Sahabeler, “şehit verdik” yerine; “şehit kazandık” derlerdi. Hatta yakınlarında şehit bulunmayanlar üzülürdü. Çünkü şehitlere, “Sevdiklerinden 70 kişiye şefaat etme” (Tirmizi) yetkisi veriliyordu. Şehit, Allah katında büyük itibar görüyor; ikramlara ulaşıyordu.

“BEN ŞEHİT OLACAĞIM”

Mehmet Ali, en son Ramazan Bayramı’nda baba evine gelmişti. Şehit cenazelerinin gündemde olduğu günlerdi. Aile ortamında, “Baba, ben şehit olacağım” demişti. Babası, “Oğlum, ağzını hayra aç” deyince, “Babacığım, bu en büyük hayır!” cevabını verdi. Yaralanma olayı, bu konuşmadan 15 gün sonra gerçekleşti.

Şehitlik, peygamberlikten sonraki en büyük makamdı. Allah’ın insana bir lütfuydu. İnsan sekerat-ı mevt anında gözünü bir noktaya diker; o esnada cennet veya cehennem olarak kıyamet günkü durumunu görerek ömrünü tamamlar. Şehit ise, ruhunu Allah’ın cemalini göre göre ruhunu teslim eder. Bu sebeple, Allah’ın cemaline şahit olan anlamında “şehit” ünvanını alır. Şehidin ruhunu teslim ederken “tebessüm etmesi” Allah’ın cemalini görmekten duyduğu mutluluk sebebiyledir. Ezgide ifade edildiği gibi: “Şehit tahtında Rabbe gülümser, / Ah, binlerce canım olsaydı, der.”

Cennete girenler içinde, şehit hariç, kimse dünyaya dönmek istemez. Şehit dünyaya dönüp şehit olmanın mutluluk anını tekrar yaşamak; en kıymetli varlığı olan canını tekrar Allah için vermek ister.

“Şehitler ölmez” sözünde belirtildiği gibi, şehitler “diri”dirler. Toplum için berekettirler. “Bir ölür; bin dirilirler.” Kendini “Allah’a adama” duygusunu canlı tutarlar. Şehit kanı diriliş müjdesidir. Toplum onlara imrenir. Hayırla anar. Dua eder; Fatihalar, Yasinler, hatimler gönderir. Peygamberimiz (S.A.V.) de şehitleri kucak açıp beklemektedir.

Allah, Mehmet Ali’nin, tüm şehitlerimizin derecesini yükseltsin!