Şehirlerle yaşamak

Abone Ol

Yerel seçimlerin tüm ağırlığıyla hissedildiği bugünlerde,

olayı genel seçim havasına büründüren siyasilerin bombardımanları sebebiyle,

oy tercihlerini yapacak olan insanların zihinlerinde de ister istemez bir

karışıklık meydana geliyor. Yaşadıkları şehre belediye başkanı seçmek için

tercihlerini yönlendirecek olan kitleler, siyasilerin birbirlerine karşı

salvoları ile farklı kamplara bölünüyorlar, ötekileştiriliyorlar, birbirlerini

anlamaktan uzak fraksiyonlara ayrıştırıyorlar.

Oysa şehri hep birlikte yaşıyoruz Sokaklarında,

caddelerinde, bulvarlarında, sahillerinde hep birlikte geziniyoruz. Şehrin ana

akslarıyla uzak çeperlerinde yapılacak her şey bizleri yakından ilgilendiriyor.

Bu şehre kötülük yapacak olan kim varsa, bizim o zihniyetten kesinlikle uzak

durmamız, şehrimizi bizim için değil, Kapitalist bir anlayışla planlayan

iradeden kaçmamız lazım.

Tarihe damga vurmuş, tarihsel olarak değeri ve niteliği

olan bütün şehirlerin kendisine ait güzellikleri, sembolleri, figürleri ve

siluetleri bulunur. Bu siluetler, bir fotoğraf karesiyle bile o şehri

hatırlamamıza, anımsamamıza ve o şehre ait değerleri kafamızda

belirginleştirmemize yol açar. Türkiye nin 81 vilayeti için aslında bu

dediğimiz şey açıkça ortaya konulabilecek bir değerler yumağıdır. Bendeniz

Bartınlıyım Bartın denilince akla, Fatih Sultan Mehmet in kılıcıyla fethettiği

için hâlâ Kaleiçi Camii nde Cuma günleri kılıçla hutbe okutulan Amasra ilçesi

gelir. Amasra yı kuşbakışı yukardan seyreden Fatih in Akşemseddin Hazretlerine,

Lala çeşmi cihan bu mu ola dediği rivayet olunur. Ağrı Doğubayazıt denilince

akla İshak Paşa Sarayı gelir İzmir in kordonboyu ve Saat Kulesi dillere

destandır İstanbul denilince ise akla Süleymaniye, Sultanahmet, Ayasofya,

Galata Kulesi, Topkapı ve Sarayburnu nun oluşturduğu o muhteşem siluet

gelmektedir.

Kesinlikle ve üstüne basa basa ifade etmeliyiz ki,

şehirlerin tarihsel figürlerine ve siluetlerine bir zarar verecek irade, o

şehri sevmeyen, o şehir için kendisini feda etmeyen iradedir. Bu bağlamda, şu

anda yaşadığım şehir olan İstanbul da, bu şehrin tarihsel figürünü ve

siluetini, Zeytinburnu ndan çıkan gökdelenlerle hançerleyen belediye iradesi de

beni kesinlikle temsil etmeyen, benim şehrime yabancı ve benim şehrimi sevmeyen

iradenin ta kendisidir.

Dünyanın neresine gidilirse gidilsin, İstanbul un bu

tarihi dokusunun ortaya koyduğu panoramayı insanlar bir çırpıda bilirler, bir

kartpostal gibi hafızalarına nakşederler. Sadece ve sadece benim şehrimin

tarihsel dokusunu bozduğu, tarihsel siluetine hançer soktuğu için dahi, bu

seçimlerde mevcut belediye tercih edilmeyi hak etmiyor.

Bu şehrin mükemmel donanımlarını, güzelliklerini,

insanlığın tarihsel mirası olabilecek nitelikteki figürlerini bozmaktan,

hançerlemekten imtina etmeyen bir zihniyet, şehrin başka noktalarına da, başka

çeperlerine de kapitalist ve rantiyer bir anlayışla yağma kültürünü getiren

imar planları yapmaktan geri kalmaz.

Şehirlere biz sahip çıkacağız Bizlere bırakılan tüm

tarihi değerleri, bizden sonraki kuşaklara da aktarma misyonu bizim sırtımızda.

Kaldırım yapmak, çöp kaldırmak, su satmak, kanalizasyon

yapmak bu belediyenin zaten doğal görevi. Peki, bu şehrin bizlere getirdiği,

binlerce senelik tarihsel değerleri koruyabiliyor mu Korumak bir yana, şehri

dünya mirasının bir parçası olarak geleceğe aktarabiliyor mu