Anadolu da pek çok şehir, hâlâ Selçuklu siluetini
korumakta.
Şehir surları, sanat eserleri, çarşıları, pazarları,
geçmişi çok net fotoğraflamakta.
Selçuklu nun sağlam temeller üzerinde oturmasının sebebi,
halkın yönetime katılımının fazla olduğu sosyal devlet olmasıdır.
Göçebe kültürü ile Anadolu ya gelen Türkler, Selçuklu
devleti ile şehirli olmuşlar, büyük bir medeniyet kurmuşlardı. Günümüz
dünyasının pek tanımadığı adalet, paylaşma, yardımlaşma toplumda kuvvetle kök
salmıştı.
Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum hâlâ eski şaşaasını
sürdürmektedir.
Hem şehir düzeni, hem sanat eserleri ve çarşıları ile
şehir dokusu geçmişin ahengini kuvvetle yaşatmaktadır.
Sosyal hayat, refah düzeyi, estetik algısı şehirlerin
yüzüne bakıldığında bugün de rahatlıkla okunabilmektedir.
13. yüzyıl, Avrupalılar için yoksulluksa, Anadolu için
zenginlik ve ihtişamdır. Saraylar, köşk ve kasırlar ile masal kadar güzel
Anadolu nun zengin hayatına imrenerek bakmaktadır Batı. Ticarete önem veren
Selçuklu, kervan yollarını imar ediyor, kale gibi korunaklı kervansaraylar inşa
ederek buralarda yolcuları ve hayvanlarını üç gün üç gece ücretsiz barındırıp
karınlarını doyuruyordu.
Çarşı ve pazarları halkın ikamet ettiği yerden uzağa
kuran o günün zihniyeti, şehirleşme hususunda büyük mesafeler almıştı. Uzak
olduğunu anlatmak için de pazarlara Yabanlug Pazaru derlerdi. Ki Anadolu ya
ait pazar kavramı Batı dillerinde bazar olarak yaşamaktadır.
Hayır eserleri devletten beklenmiyor, halk da canla başla
mamur bir Anadolu dokuyordu.
Sadece dini yapılar değil; hanlar, hamamlar, hankahlar,
şifahaneler, imaretler, çeşmeler, ribatlar, kervansaraylar, medreseler,
kaleler, köprüler, kütüphaneler ile sadece ticarette, hayır hasenatta değil,
ilimde de zirve idi.
Vakıf bilinci çok kavi idi. Bu şekilde devlet ağır
yüklerini indiriyor, bürokratik aksaklık gideriliyordu. Darüşşifalar, aşevleri,
mektepler, medreseler, dergâhlar, zaviyeler, çarşılar halk tarafından yönetilip
yönlendiriliyordu.
Sultanlar sadece savaşla meşgul olmaz, başka bölgelerden
âlimler, bilgeler getirerek ilim hayatının canlı geçmesi için çalışırlardı.
Cami ve mescit inşası ile yetinmez, en estetik çözümlere
ulaşabilmek için en uzak diyarlardan en yetkin mimar, hattat, nakkaş, ustaları
getirerek ölümsüz sanat eserleri vücuda getiriyorlardı.
Ahi teşkilatı ile o doymak bilmez beşer, dağ köylerine
değin yardımlaşma, paylaşma ekseninde eğitimden geçirilmekte idi. Güçlü ahi
teşkilatı, devlet zayıf düştüğünde, yönetimi ele alacak bir tecrübe ve
disipline de sahipti. Sade bir yaşamı dikte eden ahi kültürü ile geçici dünyaya
bugünkü gibi tapınılmaz, yeterli miktar ile geçim standardı hedef alınır
fazlası dağıtılırdı. Sanki asırlarca kalınacakmış gibi mal yığan, ormanları,
dağları talan eden günümüz insanının aç gözlerine ahilik felsefesi ne kadar
etkili bir ilaç oysa.
Selçuklu Anadolu sunda huzur, en başat eksen olup o zaman
henüz İslam a ters olmayan Müslümanlar, Hıristiyanlarla da çok iyi komşuluklar
yapmışlar, kul hakkına ziyadesi ile dikkat etmişlerdi. Komşu evinin manzarasını
ve rüzgârını kesen yüksek evler yapmaktan kaçınan o altın nesil, gelip şimdi
şehirlerin halini görseler, nasıl utanırlar kim bilir.
Ne zaman Konya ya gitsem sanki Alâeddin Keykubat ölmemiş
gibidir.
Zaman hâlâ Selçuklu.
Sanki bu şehir ne Osmanlı görmüş ne Cumhuriyet i yaşamış.
Çeşmeleri başında duralayıp emir-i ablar ne kadar iyi çalışmış diyorum. Sıcak
su kaplıcaları ve pazarı ile Ilgın yeşillikler içinde kış ortasında bahar gibi
gülümsemekte. Amasya, Tokat, Aksaray, Malatya, Kırşehir, Akşehir, Beyşehir
muhteşem bir masalı yaşamakta hâlâ.
Harput ta zaman durmuş. Vakit sadece Selçuklu. Ulu
simalarının gömülü olduğu kabristanı, kalesi, camileri, mektepleri, kümbetleri
arasında şimdiki zamana dönmek ne kadar güç.
Tarih dersi öğretmenlerinin bu canlı dekor ve ortamlarda
derslerini yapmalarını acaba Milli Eğitim Bakanımız neden müfredata almaz.
Ben hatırlamam pek öğretmenlerimizi ki, kalkıp yorulmayı
göze alıp sınıfını eski eserlerin yanına taşıdığını. Hazineye sırtını dönmüş
bir millet, güzelliklere gözlerini kapadığından mıdır hak yemeler, haksız
kazançlar bu kadar fazlalaştı.