Şehir ve sanat kaygısı

Abone Ol

Her şehrin bir kimliği vardır. Şehirlerin kimisi doğuya bakar kimisi de batıya.  Türkiye’de başlayan batılaşma çabaları insanlarımızda olduğu gibi şehirlerimizi de tesiri altına almıştır. Şehirlere o ruhu veren de insandır nihayetinde. Ancak doğu ile batı arasında bocalayan insanlar şehirleri de bu ikilem kıskacında bırakmışlardır. Bu bir bakıma bir insanın nereye varması gerektiği kararsızlığına benzeşmektedir. Dolayısıyla da şehirler bu anlayışların izlerini taşımaktadırlar. Modernleşme çabalarına ayak uydurmak fikriyle atılan adımları dolaylı da olsa doğunun mirasını yerle bir etmek amacı taşıdığı da bir gerçektir. Elbette çarpık yapılaşma, imarsız ve seyir zevkine aykırı binalara da bir çeki düzen verilebilmelidir. Ancak şehirleşme de karşılaşılan bu çarpık ve çelişik yapılar genelde siyasi kazanımlar nedeniyle oluşmaktadır. Belediyeler göz yumma ve affetme makamı olmasalar da bu zihniyete pirim verildiğinden şehirlerin yüzü iyi görünmüyor.

Bir insanın bakımlı ve düzenli olması hayata olumlu bakmasını sağlar. Yaşadıklarından hoşnut olur; hayatı da o denli kolay olur. Tutumlu, ilkeli, saygın ve çalışkan olmak beraberinde de başarıyı getirir. Şehirler içinde bakımlı, düzenli ve estetik kaygılara göre hareket edildiğinde cazibe merkezi olurlar. Bu durumda gezilip görünecek mi yoksa yaşanılacak bir şehir mi kıstası göz önüne gelir.

Şehirlerin insana iyi bir hayat sunmasında sadece imar düzenlemeleri yeterli olmaz. Bir şehrin yaşanılır kılınmasında medeniyetlerin de kuşkusuz payı vardır. Ancak medeniyetlerin izleri bir şehri tek başına mamur etmez. Şehirler de insanlar gibidir. İnsan yaşadığı sürece iyi ve güzel şeylere şahitlik etmelidir. Bu bakımdan sanatın da şehirlere büyük katkıları vardır. Bir medeniyetin oluşmasında sanatın önemi inkâr edilemez.

Günümüzde insanlar maişet kaygısıyla didişip durmaktadırlar. Sıradan bir yaşantının sanatla ne alakası olabilir ki Televizyon karşısına geçip gülüp eğlenecek ve neşeli vakit geçirecektir. Sanata böyle mi bakmalıdır Fakat bazıları sanata böyle bakıp, görüyor. Ancak sanatın işlevi insana sadece hoş vakitler geçirmek için değildir. Sanat; insanın ufkunu açmalı, yol göstermeli, iyi yönde yürümesini ve gelişmesini sağlamalıdır. Hakikat şu ki sanat insanı Allah’a yaklaştırmalıdır. İnanan insan Allahsız bir sanat düşünemez. O Halde bu yolda yapılan sanat rağbet görmelidir. Ancak şehir ve insanın bazı sorunları vardır. Bunlardan biri ve en önemlisi yukarıda da belirttiğimiz gibi geçimdir. Diğeri ise anarşidir. Sanat huzur ister, huzurda sanata göz kırpar. Radikal Kitap’ta (sayı, 659) Ömer Erdem, “İstanbul, bir türlü kültür ve sanat markası hüviyeti kazanamıyor. Bunda pek çok faktör rol oynamakla birlikte, festival benzeri kültür sanat etkinliklerinin özgür ve özgünlük yanında süreklilikten de mahrum kalmaları etkili oluyor” diyor. İstanbul kültür ve sanat yönüyle ayrıca ele alınmalıdır. Bu görüşe göre diğer şehirlerin kültür ve sanatta hüviyet kazanmalarının hiç şansı yoktur, denilebilir. Zira İstanbul Türkiye’nin en büyük şehri olmasının yanında büyük imkânlara da sahiptir. Devlet İstanbul’a bakıyor ve İstanbul’dan da alacağını alıyor. Nitelik ve taklit ülkemizdeki sözde ve özde sanatın temel sorunudur. Süreklilik derseniz  diğer şehirler ne yapsın !... Kendi adını öyle veya böyle duyurabilmek için il, ilçe ve beldelerde ne çabalar sarf ediliyor.

Sanatın İstanbul gibi bir şehirde daha fazla ilgi ve yankıyı uyandırabilmesi için bir kere başı anarşiden kurtulması lazımdır. Anarşik olaylar bu koca şehre hiç yakışmıyor. Olaylar insan hayatını da etkiliyor. Bir de şehir/lerde yaşayan insanların kendilerine hitaben düzenlenen etkinliklere nasıl ve nereden baktıkları da ilgili ve önemlidir.

Şehirlerde dirlik olmalıdır ki sanat iştiyakıyla donatılmış olsun. Şehirler Kentesel dönüşümde içinde olmak üzere müteahhitlerin, tüccarların, işini bilen(!) politikacıların rantiyeleri nedeniyle zaman zaman talan olmaktadır.

Şehir hayatının yükselişinde sanatın ve sanatçının görevi ve amacı çok önemlidir. Bu bakımdan sanatla bütünleşen bir şehir insana huzur yaşatmalıdır.