Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu Başkanı Ömer Çalışkan ile 27 Şubat‘ta Fırat Kültür Merkezi‘nde icra edilecek olan Şehidler Gecesi‘ni ve Şehadetinin 30. yılında Şehid Metin Yüksel‘i konuştuk.
Geleneksel olarak düzenlediğiniz Şehadet Gecesi‘nin amacı nedir?
Bildiğimiz gibi şehitlik dinimize göre insanın ulaşabileceği manevi mertebe ve makamların en üstünüdür. Kuran ve sünnetin sarih işaretleriyle peygamberlerden sonra en büyük ikramlara şehitler ulaşacaktır. Çünkü onlar Allah‘a olan sevgilerine canlarını şahit tutmuştur ki bu, sevgi için yapılabilecek fedakarlıkların zirvesidir. İşte içinde bulunduğumuz Şubat ayında da yüzlerce alim, dava büyüğü ve yiğit Allah yolunda öldürülmüştür. İskilipli Atıf, Hasan El-Benna, Malcom X, İzzettin Kassam, Metin Yüksel ve daha niceleri. Onun için Şubat ayının diğer bir adı Şehadet Ayı‘dır. Biz de her sene Şubat ayında düzenlediğimiz Şehadet Gecesi‘yle yaratılış amacımızı ve gerçek modellerimizi hatırlıyor, şehadete olan aşkımızı tazeliyoruz.
Bu yılki program Şehid Metin Yüksel‘e ithaf ediliyor. Programda neler olacak?
Geceye geçmeden önce, her sene mutat olarak gerçekleştirdiğimiz Metin Yüksel‘i anma programından bahsetmek istiyorum. Her 23 Şubat‘ta bizler Sabah Namazı‘nda Fatih Cami‘nde, Metin Yüksel‘in şehit edildiği mekanda buluşup, oradan da Edirnekapı‘daki kabrini ziyaret ediyoruz. Kur‘an-ı Kerim ve dualarla şehidimizi anıyoruz. Bu yıl bunu her zamanki coşkumuzla yine yaptık. Bu sene ki programa gelince. Bu yıl şeref konuğu olarak Şehid Metin Yüksel‘in kardeşi Müfit Yüksel bir konuşma yapacak. Bu seneye özel Metin Yüksel‘in son iki gününü anlatan bir tiyatro gösterisi olacak. Elbette yabancı misafirlerimiz olacak. Haricinde her sene olan şehit anlatımları ve ezgiler de gecemizde yer alacak.
Metin Yüksel‘i sizin için özel kılan en önemli özelliği nedir?
Metin Yüksel, Müslüman her gencin hayallerini süsleyen şehitlik mertebesine kavuşmuş olması dolayısıyla gıpta ettiği bir gençtir. Ancak onun şehadeti kadar hayatı da güzeldir. Metin Yüksel hep cihad faaliyetleri içindedir, Türkiye‘nin her bölgesindeki mitinglerde, yürüyüşlerde en öndedir. İslâm‘ı tebliğ için afişler hazırlar ve yapıştırır, mahalle çevresinde İslâm cemiyeti kurar, çevredeki insanları cemiyete üye yapar, kitap verir. Evinin bir odasını mescid olarak düzenler. Mahalledeki çocukları çağırır, beraber namaz kılar ve mevlüt okurlar, ardından şeker dağıtırlar. Fatih Akıncılar Derneği‘ni kurar, dernekte haftalık seminerler düzenler. Bunların yanında Fatih‘te bir de "dispanser" açıp, doktorların haftada iki gün halkı ücretsiz muayene ve tedavi etmelerini temin eder. Metin Yüksel‘in bütün bu çalışmaları gençlik için bugün de devam eden örnek çalışmalardır. Dolayısıyla kendisi de örnek bir şahsiyettir. O bizim için hep 21 yaşındadır ve hilafete başkentlik yapmış Fatih‘in gencecik şehidlerinden biridir.
Bu gecelerdeki heyecan oldukça anlamlı oluyor gençliğimizin bu tarzda vefa dolu gecelerden alacağı en önemli mesaj sizce nedir?
Kahramanı olmayan millet olamaz ve kahramanlarını unutan bir milletin yok olması mukadderdir. Elhamdülillah bizim tarihimiz kahramanlar ve destanlarla doludur. Gençlerimiz gerçek örneklerini, canlarını vahdaniyete şahit tutan yiğitleri, bize izzeti öğretip, esaretten kurtaran şehitleri Hz. Hamza‘yı, Hz. Hüseyin‘i, Selahaddin‘i, Alparslan‘ı, Çanakkale‘yi, Filistin‘i tanımayı ve örnek almayı amaç edindiği zaman hem dünyalarını hem de ahiretlerini emniyete almış olurlar inşallah.
Şehit ve şehadet kavramları son derece önemli. Bunun temel sebebi nedir?
Şehitliğin önemli ve şehitlerin değerli olmasının bir çok sebebi vardır ama en önemlisi Rabbimizin ve Efendimizin şehitler için verdiği müjdelerdir. Ben size bu konuda birkaç Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif meali bildirmekle yetineceğim. Rabbimiz Kuran-ı Kerim‘de şöyle buyuruyor: "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah‘ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali Imran, 3/169-170), "Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü‘minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O‘nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur‘an‘da vaadedilmis olan bir haktır. Allah‘tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe, 9/111) Efendimiz de Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor: "Muhammed‘in nefsi kudret elinde olan Allah‘a yemin ederim ki, Allah yolunda alınan herhangi bir yara kıyamet gününde aynı şekilde görülecek. Rengi kan renginde ve kokusu misk kokusunda olacaktır." (Buhari, Müslim) "Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün şeyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikrâm sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister." (Buhari) "Muhammed‘in nefsi kudret elinde olan Allah‘a yemin ederim ki, isterdim ki Allah yolunda cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim." (Buhari, Müslim)
Ülkemiz gençliğinin şehitlerimizi ve şehadeti yeterince bildiğini düşünüyor musunuz?
Maalesef bu konudaki bilgi ve bilinç seviyemiz inancımızın şehitliğe verdiği öneme ve tarih boyunca şehitlerimizin bolluğuna rağmen oldukça yetersizdir. Hem kendi şehitlerimizi hem de ümmetin diğer coğrafyalarının şehitlerini tanımıyoruz. Oysa özgür olduğumuz her alanda bunu şehitlerimize borçluyuz. Özgür olmadığımız alanlarda da ancak dünya sevgisinin hakimiyetini kalbimizden söküp şehitlerimizin gösterdiği şecaati göstererek özgürleşebiliriz.
Gençliğimizin bilinç ve şuur kavramlarıyla bazı sorunları mı var? Ne dersiniz? Bu konuda neler yapılmalı?
Yeni zamanlarda hayatın üzerine kurgulandığı ruh takdir-i ilahi olarak değişti. Müslümanlar böyle bir zamanın sadece şekillerine değil, öncelikle ruhuna itiraz etmelidir. "O (Kur‘ân) sana ve kavmine bir Zikir (uyarı, şan ve şeref)dir ve yakında (ona uyup uymadığınızdan) sorulacaksınız" hükmünün göz ardı edildiği, imtihan bilincinin unutulup, dünyanın her türlü nimetiyle mutlaklaştırıldığı bir zamana şehadet ya da İslami bir mefhum anlamsız gelecektir. Dolayısıyla bir yandan sağlam akidemiz nesilden nesile, kişiden kişiye eğip bükmeden aktararak günlük hayatın ruhunu dönüştürmeli bir yandan da hayatın her alanında şuur seferberliği ilan edip muhkem hükümleri yaşama ve yaşatma gayreti içinde olmalıyız.