Sedat Umran

Abone Ol

Cağaloğlu nda bir yayınevinin kitap satış bölümünde

oturuyorum. Önümdeki sehpada o gün satın aldığım kitaplar var. Kitapları merak

ve heyecanla karıştırıyorum. Kitabevindeki satış elemanı benim aradığım bir

kitabı bulamadı, yan taraftaki kitabevlerinden birine sormaya gitti. Ben tek

başıma önümdeki kitapların sayfalarını karıştırıyorum. Birden uzun boylu, uzun

yüzlü, dudakları kalın, büyük kalın gözlükleri olan bir zat kapıdan içeri

girdi; Ben şair Sedat Umran dedi. Ayağa kalktım; Ben şair Cafer Keklikçi

dedim. Yanımdaki hasır iskemleyi uzatıp; Hoş geldiniz, buyurun oturun diyerek

buyur ettim. Hasır iskemleye oturur oturmaz küçük siyah çantasını açtı, içinden

bir dosya çıkardı bana uzattı. Dosyayı alırken içinde şiir olduğunu

düşünüyordum ki düşüncemi yüzümden anlamış gibi dosyayı geri elimden aldı,

sayfaları karıştırarak; Bunlar benim şiirlerim hakkında yazılan yazılar, bak

bu İlhan Berk in yazısı, bu Cemal Süreya nın, bu dedi, tekrar dosyayı bana

uzattı. Dosyaya, az önce şiir zannettiğimden dolayı hayal kırıklığına uğrayarak

uzandım. Dosyaya bakarken, ilk defa tanıştığım, bundan önce adını duyduğum ama

açıkçası birkaç şiiri dışında hakkında pek bilgim olmayan bir şairin, şiirleri

hakkında yazılan yazıları bana okutmak isteği tuhafıma gitti. Bu tuhafsama

duygusuyla dosyadaki Sedat Umran şiiri üzerine yazılmış yazıları okumaya

başladım. Bu arada kitabevindeki satış elemanı geldi, benim aradığım kitabı

bulamadığını söyledi. Bize çay söylemek istediğini bildirdi ve ben de çok iyi

olur diyerek Sedat Umran ın vermiş olduğu dosyayı okumaya devam ettim. Çaylar

geldi. Sedat Umran çayını karıştırarak; Senin şiirini Dergâh dergisinden

okudum dedi. Ben hem şaşırmış hem de utanarak, Teşekkür ederim hocam derken;

O; Böyle genç biri olduğunu tahmin etmiyordum, yaşın kaç dedi. 25

yaşındayım dedim. Gözlerini uzaklara dikti; Vay be! Demek 25. Güzel. Ben de

76 yaşındayım. Yaba dergisinde şiir yayımlıyorum. Yaba yı biliyor musun Hiç

okudun mu Yaşamımda şiirden başka bir şeye yer yok. Şiir için boşandım ben.

Şiir benim hayatımın ta kendisi dedi. Yıl 2002. Güz mevsimi.

7 Ağustos 2013 Çarşamba günü 87 yaşında vefat eden şair

Sedat Umran ile 2002 yılında böyle tanışmıştık. O gün akşama kadar şiir

konuşmuştuk. O yaşta benim gibi genç bir şairin şiirlerini okumuş olması beni

heyecanlandırmıştı. İşin açığı ben kendisinin kitaplarını o zamanlarda hiç

okumamıştım; sadece birkaç şiirini biliyordum. Ama sonraki gün Leke isimli şiir

kitabını hemen edinmiştim.

Sanıyorum 2003 yılıydı; Cağaloğlu nda yine

karşılaşmıştık. Bir yerlerde çay içip epey sohbet ettikten sonra kalkıp

yürüyerek Galata ya gitmiştik ikimiz birlikte. Galata Yokuşu nu birlikte

çıkmıştık. Galata Yokuşu nda hem sahaf hem de antika eşya satan bir yer vardı.

Yaba dergisini çıkaran Aydın Doğan Bey ve eşi her zaman dükkânda duruyorlardı.

Oraya köhne eski tüfek solcular geliyordu çoğunlukla, hatta daha sonra birkaç

şair arkadaşla gittiğimizde Aydın Doğan Bey bizi; Bu kardeşlerimiz de Müslüman

kardeşlerdir diyerek onlarla tanıştırmıştı (ki bu maceralar müstakil bir yazı

konusudur). Sedat Umran la o gün orada akşamlamıştık. Sonraki zamanlarda bir de

kitap fuarında karşılaşmamız olmuştu. Yine çantasından şiiri hakkında yazılmış

yazıların dosyası olan dosyayı çıkarıp bana uzatmıştı. Her görüşmemizde o

dosyayı bana verir okumamı isterdi. Bense her görüşmemizde bana o dosyayı

vermesine hayret eder tuhaf karşılardım. Ama her vermesine de alır sanki ilk

defa okuyormuş gibi okurdum.

Uzun bir zaman hiç görüşemedik; bana telefon numarasını

vermişti (ki bu yazıyı yazarken eski telefon defterime baktım halen Sedat

Umran, Telefon Numarası şeklinde kayıtlı duruyor) ama bir türlü aramak nasip

olmamıştı. Son görüşmemiz, TYB İstanbul Şubesi nin düzenlediği, benim de şiir

okumam için davetli olduğum şiir gecesinde olmuştu. İyice yaşlanmış, adeta

çökmüş bir haldeydi. Ayakta durmakta zorlanıyordu. O gün eve dönerken içimden

vay be ömür dediğin bu işte gelip geçiyor baki olan şiirdir demiştim.

Sedat Umran 2003 yılından sonra yoğun bir şekilde

dergilerde şiir yayımladı. Aynı dergilerde karşılıklı bir şekilde şiirlerimiz

yayımlandı. Sedat Umran doğuştan şair olan bir şairdi. Hayatında şiirden başka

bir şeye yer yoktu. Şairin hayatıyla birlikte ruhu da şiire aitti ve o ruhtan

eşyaya ruh üflüyordu

Türk şiirinde Sedat Umran şiirinin farklı bir yeri

vardır. Genellikle kısa şiir yazan şair, eşyanın diline vakıf, eşyanın ötesini

kurcalayan bir iklim yaratmıştır şiirlerinde. Şiirde kendine özgü bir dünya

ortaya koyan Umran, aşktan ölüme kadar hayatın bütün gerçeklerini eşya

bağlamında şiirine konu edinmiştir. Hayatımızdaki basit bir gerecin onun şiir

dünyasında bir ruha bürünmesi şaşırtıcıdır.

Sedat Umran günümüz Türk şiirinin yaşayan en yaşlı

şairiydi. Bir dergi çıkarsaydım ilk önce onunla söyleşi yapmayı düşünüyordum

ama her fani gibi o da aramızdan ayrıldı. Allah rahmet etsin. Şiir içinde

yatsın Mekânı şiir olsun