Seçmen temsilcisini bulamazsa sandığa gitmez

Abone Ol

Cumhur cumhurbaşkanını seçmiş görünüyor ama, milletvekili adayları ve listelerin belirlenmesi nasıl siyasi parti liderleri tarafından belirleniyor, seçmen de bu belirlenen listelerden birini sandığa atmaya mecbur oluyorsa, Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesi de benzer anlayış ile gerçekleşti. AK Parti’nin Erdoğan’ın isteği dışında bir aday belirlemesi nasıl mümkün değildiyse, CHP ve MHP tabanı da iki genel başkanın kararına mahkum edildi. CHP ve MHP tabanı adaylarını belirleyebilseydi İhsanoğlu iki partinin ortak adayı olabilir miydi Üçüncü aday ise ayrı bir kulvarda yarış verdi. Kısacası, sandığa gitmeyen her dört seçmenden birisi kendini temsil edecek bir aday olmaması sebebiyle bir bakıma sandığı protesto etmiştir.

Konuyu biraz daha açarsak, aslında AK Parti’nin alternatifi Parlamento’daki temsil sayısına bakılarak CHP ve MHP olduğu gibi bir görüntü çıkıyorsa da siyasetle biraz ilgilenen herkes görüyor ve biliyor ki, bu iki parti kesinlikle iktidar partisinin alternatifi değildir. Mahalle ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birlikte hareket etmeleri de bu iki partinin birbirinden farkı olmadığının tescili anlamına geliyordu. Böyle olunca AK Parti’ye küsen seçmenin bu iki partiden birine gitmesini beklemek mümkün değildi. Olayı son Cumhurbaşkanı seçimi çerçevesinde ele alacak olursak, seçmenin önemli bir kesimi adaylar arasında temsilcisini bulamadığı için sandığa gitmemiştir. Parlamento’da temsil edilen partiler her fırsatta demokrasi şarkıları söylemelerine rağmen gerek milletvekili gerek Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesinde halka söz hakkı tanımıyorlar. Böyle olmasaydı Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için 20 milletvekilinin teklifi şartı getirilir miydi Böyle olunca Parlamento dışında kalan partilerin aday göstermeleri mümkün değildi. Çünkü Anayasada yapılan düzenleme ile Cumhurbaşkanı adayı sayısı sınırlı tutulmuş oldu. Yani halkın seçeceği Cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesinde halkın fazla bir rolü olmadı. Bunu söylerken partilerin halkın temsilcileri olmadığını söylüyor değilim. Ancak mademki şimdiye kadar halkın temsilcilerinin Meclis’te Cumhurbaşkanını seçmeleri yanlış idi ve bunun için anayasa değişikliğine gidilerek Cumhurbaşkanının bizzat halk tarafından seçilmesi gündeme geldi ise Cumhurbaşkanı adaylarını partilerin yanında belli bir imza toplamak kaydı ile halkın da belirlemesine imkan vermek gerekmez miydi .. Sanıyorum gerçek demokrasi böyle olurdu. Ancak görünen o ki, liderler tüm yetkilerin kendilerinde olmasını, milletvekili ve cumhurbaşkanı adayını da kendileri belirmekten vazgeçemiyorlar. Kısacası liderler tek seçiciliği bırakamıyor. Bu ise toplumun demokraside bir araç olmaktan öte gidemediğini gösteriyor. Böyle olunca da özellikle Cumhurbaşkanı seçiminde toplumun önemli bir kesimi adaylar arasında kendisini temsil edecek bir ismin olmadığını görmüş ve sandığa gitmemiştir. Toplum üç adaydan birine oy vermeye mecbur bırakılmıştır. Bu ise sadece siyasetin değil demokrasinin eksikliğinin bir yansıması olmuştur.

Siyasette liderlerin tek seçiciliğini önleyecek düzenlemeler yapılmadan her türlü demokrasi söylemi inandırıcı olmayacak, insanımızda demokratik mekanizmada arada bir başvurulan ve yasal düzenlemeyi yerine getirmek için bir araç olmaktan kurtulamayacak. Netice itibariyle liderler halkın isteklerini dikkate almak, ona göre hareket etmek yerine rakiplerini şu ya da bu yolla kenara iterek partilerini alternatifsiz bırakmamayı siyaset sanıyorlar.