Seçimlerle ilgili olarak Pazar akşamından Pazartesi
akşamına kadar söylenmedik söz kalmadı. Bundan sonra tartışmalar sürecektir. Bu
bakımdan bundan sonra kim ne söylerse söylesin söylenenlerin tekrarından öte
geçmeyecektir. Bu noktada esas görev siyasi partilere düşüyor. Siyasi
partilerin yönetim kadroları seçim sonuçlarını soğukkanlılıkla değerlendirmesi,
seçmenin vermeye çalıştığı mesajı doğru okumaları gerekiyor. Bize göre bu seçim
sonuçları, geçmişte yaşadığımız darbelerin ardından yapılan ilk seçimlerin
sonuçlarını andırmaktadır. Seçmenin büyük bir bölümü siyasete siyaset dışı
sivil veya asker her türlü müdahaleye karşı olduğunu ortaya koymuştur. Bir
bakıma bu seçim sonuçlarını değerlendirirken siyasiler tepki oylarını dikkate
almak zorundadırlar. Seçim öncesi oluşturulan birtakım ittifaklara rağmen bazı
partiler bekledikleri sonucu elde edememişlerse bunun sebebi toplumsal tepkinin
sandığa yansıması, toplum mühendislerine seçmenin şamarıdır.
Bu arada sanıyorum oy pusulasında adı olmamasına ama
seçimler üzerinde ciddi etkisi olabileceği ileri sürülen siyaset dışı güçler
ile bazı illerde özellikle CHP-MHP arasında ilan edilmemiş ittifaktan da
beklenen sonuç alınamamıştır. Eğer İstanbul ve Ankara da MHP nin oy kaybı ve
Pensilvanya Partisi nin(!) çabalarına rağmen CHP başarılı olamamışsa bunun
doğru okunması gerekiyor. Diyebiliriz ki, tüm gürültü ve şantajlara seçmen itibar
etmemiştir. Bilinmelidir ki sonuçlar üzerinde seçmenin iddiaların tamamen
yanlış olduğuna olan inancından değil, siyasete siyaset dışı müdahaleye
karşı hayır demesi önemli rol
oynamıştır. Bu seçim kampanyasında iktidar ve Meclis te temsil edilen muhalefet
partileri mahalli sorunlara çözümler üretmekten çok seçimleri bir genel seçim
havasına sokmuş, özellikle iktidar partisi seçimleri bir aklanmaya yönelik bir
referanduma dönüştürmüştür. Meseleye bu açıdan bakıldığında iktidar partisi
istediği sonucu elde etmiştir. Ancak, önümüzdeki dönemde iktidar partisi,
Seçmen beni sandıkta akladı. Bu bakımdan ileri sürülen iddiaların aslı astarı
yoktur demeyi sürdürürse halkın bu desteği kısa zamanda eriyebilir. Bu
seçimlerden iktidar partisi istediği sonucu elde ederek çıkmış, Pensilvanya(!)
hezimete uğramıştır ama `Sinek mundar değil, mide bulandırır misali iddiaların
üzerine yatmaya dönük bir tavır toplumu siyasetten soğutabilir. Siyasete
siyaset dışı müdahaleye karşı tepkisini ortaya koyarak seçmen görevini yapmıştır,
şimdi sıra siyasettedir. Siyaset erbabı üzerine düşeni yapmalıdır. Özellikle
iktidarın üzerine düşen ise bir yandan ihanet ve casuslukla suçladığı
hamlelerin sorumlularını gerekli belgelerle yargının önüne çıkartması, öte
yandan da ileri sürülen rüşvet, yolsuzluk iddialarının asılsızlığını yargı
yoluyla kanıtlaması gerekiyor ki, seçmen hayal kırıklığına uğramasın. İddianın
ispatı iddia sahiplerine düşer bunu biliyorum ama yargı yolu açılmadan da doğru
ile yanlışı ayırmak mümkün olmaz.
Bu arada oy hesapları ile Pensilvanya nın yanındaymış
görüntüsü verilmesine seçmen tepki vermiştir. Çünkü seçmen siyasilerin
açıklamalarını hep belli bir açıdan değerlendirmiş, hak, hukuk adına bile olsa
Pensilvanya yı savunan görüntü veren açıklamalar tepki görmüştür. Bunun yanında
seçimler Pensilvanya nın seçim sonuçlarına etki edecek bir gücünün olmadığını
da ortaya koymuştur. Yıllardan beri hizmet hareketinin içinde olan bazı
kimseler sandık başlarında AK Parti nin temsilcisi olarak görev almışlardır.
Meseleye bu açıdan bakınca cemaatlerin siyasette taraf olarak aktif tavır
sergilemelerini toplum kabul etmemektedir. Bunu şöyle de ifade etmek mümkündür;
Cemaatlerin seçimlerde siyasi bir tercihi olabilir ama bu tercih bir siyasi
parti gibi sergilenirse cemaat mensupları gerçek siyasi tercihleri yönünde
hareket etmeyi tercih ediyorlar. Bunu söylerken cemaat liderlerinin mensupları
üzerinde hiçbir etkileri olmadığını söylüyor değilim. Netice itibariyle bu
seçimlerde Pensilyvanya ya bel bağlayan siyasiler hayal kırıklığına uğramış,
belki bilmeden partilerinin oyunu menfi yönde etkilemiş ve iktidar partisine
çalışmış oldular.