Seçmen Erbakan’a vefasını gösterecek

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

DÜNYA Osmanlı’dan yarım asır sonra, insanlığa hizmet aşk ve heyecanıyla dopdolu bir lider gördü. O, “Niçin hesap makinesi kullanmıyorsunuz?” diyenlere, “Beynimi tembelleştiriyor” diyecek kadar zeki ve hafızası güçlüydü. Manevi ve maddi ilimlerle donanımlı olarak yetişti. Okuduğu okullarda öğretmenleri ona hayrandı. Üniversite yıllarında, yaşıtı arkadaşlarına ders verecek düzeydeydi. Almanya’nın en gözde motor fabrikasında hazırladığı projelerle ilim dünyasının takdirini kazandı.

Gözü ülkesindeydi. Türkiye’nin kalkınmasını istiyordu. O dönemde girişimcilere döviz imkanı sağlayan Türkiye Odalar Birliği’ne (TOB) başkan oldu. Bu gelişme, Türkiye’yi sömürmeye alışmış olanları rahatsız etti. Zamanın başbakanının emri ve polis zoruyla görevinden alındı. Gümüş Motor Fabrikası’nı kurunca sömürgecilerle çalışan işbirlikçilerin sabotajına uğradı.

Erbakan Hoca, çözümü siyasete girerek karar mercii olmakta gördü. Gerisini kendisinden dinleyelim:

“Bazen bize soruyorlar: ‘Bütün okulları birincilikle bitirmişsiniz. Deha seviyesinde bir beyne sahipsiniz. Bilim dünyasında büyük buluşlara imza atmışsınız. İnsanlığa böylece hizmet etseydiniz daha iyi olmaz mıydı?’ diyorlar.

Bizim cevabımız şudur: ‘Bir üniversitede profesör olabilirsiniz ama, ülkenizin insanı bugün olduğu gibi açsa, sefalet ve zorluklar içerisindeyse, dünyada 300 bin çocuk yokluk içinde açlıktan ölüyorsa, sizin Nobel ödülleriniz ne işe yarar?’ Bundan dolayı, böyle hayırlı bir hizmet yolu nasip ettiği için Cenab-ı Hakk’a şükretmişizdir. Asıl faydalı olan 70 milyon milletimize ve bütün insanlığa faydalı olabilmektir.”

HALKINI TANIYAN LİDER

ERBAKAN Hoca’nın en büyük özelliği milletiyle iç içe olması, halkını yakından tanımasıdır. O, dış ülkelerde okuyup yabancılara uyanlardan değildi. Milletinin kadim değerlerini özümsedi. Başlattığı Milli Görüş hareketini, “Milletin inancı, aslı, özü, kendisi” olarak tanımladı.

Erbakan Hoca, Milli Nizam Partisi’yle besmelesini çekti. Halkın büyük teveccühünü kazandı. Fakat emperyalist odaklar onu öylesine kuşatmışlardı ki! Alay, hakaret, itibarsızlaştırma, yok sayma gibi her yolu denediler. Bir bahaneyle MNP’yi kapattılar.

Milli Selamet Partisi’ni tanıtmak için gittiği Rize’de konuşmaya başlamadan önce gelenleri süzdü ve şöyle başladı: “Esselamüaleyküm Rizeli kardeşlerim!” Salonda arı uğultusu benzeri sesler! Herkes önceden anlaşmış gibi yüksek sesle ağlıyor. Yarım asır sonra, içlerindeki özleme kavuşmuş olmanın sevinç gözyaşlarına boğuldular! Manzarayı Rizeli Dursun Ali Taşçı Hoca şöyle anlatır: “Bir millet uyanıyordu. Kafesler kırılıyor, bülbüller güllere doğru uçmaya başlıyordu. Dağlarda, gözeneklerin yerin derinliklerine kaçmış pınarlarını, tekrar yeryüzüne çıkarıp ummanla birleştirme hareketiydi o.”

Hakkın savunulmasının faturası ağırdı. 4 partisini kapattılar! O yılmadı; vazgeçmedi; hedefe kilitlendi; onlar kapattıkça yenisini kurdu. Manen ve maddeten Türkiye’yi kalkındırma girişiminin faturası mahkemeler, savunmalar, sürgünler, zindanlar, siyasi yasaklı hale getirmeler…

Yük ve sıkıntı esnasında metanetini bozmadı. Ülkesine sorumluluğunu unutmadı. 6 milyon seçmenli RP kapatılırken bile milletimizi itidale çağırdı. Çatışmaya fırsat vermedi.

O NE DİRENÇTİ YARABBİ!

ERBAKAN Hoca, Batı’yla bozulmuş zihinleri işgalden kurtardı. Kendimize özgü olanı sundu. Halka, emperyalistlere karşı direnmeyi öğretti. Eğitimde, ekonomide, sanayide, teknolojide üretken ve bağımsız olmanın yollarını gösterdi. Sömürgeciler ve yerli işbirlikçileri, halkla Erbakan arasına kalın duvarlar örüyordu. Halk kendisine hizmet edecek kişiyi tanımakta zorlanıyordu.

Buna rağmen, sağ-sol siyasi zihniyetlere karşı Milli Görüş’ün üstünlüğünü ortaya koydu. Tam sıra Milli Görüş’e gelmişti ki, “Bizim çocuklar Türkiye’de darbe yaptı” diyen küresel güç Milli Görüş’ü bölmeyi başardı. Derenin kuşunu derenin taşıyla vurdurdu.

Milli Görüş’ün yerine getirilen “çakma”lar “gömlek” çıkardılar. “Bizi Erbakan kurdurdu”; “Erbakan’ı cumhurbaşkanı yapacağız” benzeri propagandalarla iş başına geldiler. Dönemlerinde Erbakan Hoca pek çok temel konuda uyarılar yaptı ama, bunların hiçbirini gazete ve TV’lerinde yayınlamadılar. Türkiye nice konuda aldandı; aldatıldı. Zaman Erbakan’ın sözlerini haklı çıkardı.

Nermin Erbakan, Hoca’ın Özel Kalem Müdür Yardımcısı İbrahim Titiz’e vefatından kısa bir süre önce şöyle demişti: “Peygamber yaşındayım. (63) Hocamızın yeni sıkıntılarla karşılaşmasına dayanamayacağım. Ne olur hakkınızı helal edin!” Nermin Hanım bir süre sonra aniden vefat etti.

Erbakan, eşinin bile katlanamayacağı ölçüde sıkıntılarla karşılaştı. Perdeler kalktıkça halkımız Hoca’ya vefasını gösteriyor. Hoca, “Milli Görüş’ün bir tek partisi Saadet Partisi’dir. Kim bunun dışında ‘Ben de Milli Görüşçüyüm’ derse palyaçoya döner” demişti. Halkın hızla Saadet Partisi’ne yönelmesini, Erbakan Hoca’ya duyduğu vefakarlığa bağlıyorum.