Seçimlerin sosyo-psikoljisi -III-

Abone Ol

TÜRKİYE siyasasında bir döneme damgasını vuran, uzun yıllar Türkiye’yi İttihatçı gelenekte tutan Süleyman Demirel. Demirel, özel yetiştirilmiş ve hazırlanmış bir portredir. Onun bir sıfatı Morisson Demirel’di. Tabii bunun anlamı onun hangi kaynaklardan beslendiğine dair bir gönderme idi.

AP kurucu genel başkanı emekli asker Ragıp Gümüşpala. Gökten zembille onun yerine Süleyman Demirel aday gösterilir. Türk Ocağındaki kütüphane tasnif edilince Demirel’in mason olduğuna dair belge ortaya çıkar. Bu medyaya servis edilir, broşürler basılır, kamuoyu bilgilendirilir. Sedat Simavi Hürriyet gazetesinin sahibi, aynı zamanda masonların Üstad-ı Azam’ı. Onun vasıtasıyla Demirel’in mason olmadığına dair bir belge alınır. Bu durum masonlar arsında gerilim ve bölünmeye neden olur. Nur-ı Ziya Sokak’taki masonların bir bölümü ayrılır yeni bir loca kurarlar.

Demirel AP’nin başına geçince kimi cemaatleri kontrolüne alır. Bunlar Nurcular, Süleymancılar ve Işıkçılar olarak tanımlanabilir. Nurcular onu “Nurlu Süleyman” diye vasıflandırdılar. Demirel ise iyi bir mason ve iyi bir İttihatçı. Onun en önemli sembolü fötr şapkası. Kürsülere çıkar, kendisine Kur’an ve bayrak sunulur. Öper alnına götürür sonra da kürsüde bir köşeye bırakır. Kalabalıkları fötr şapkasıyla selâmlar, sonra Kur’an’ın üstüne koyar. Kimse bunun farkında değil. Ezan okununca susar, bitince kükrer. “Kim demiş camiler kapalı, ezanlarımız okunmuyor, camilerimizin kapıları açık!” der. Aslında bunun birçok amacı var. Biri maneviyatçı kesime selâm vermek. Diğeri de dolaylı olarak CHP’yi suçlamak. Halkın psikolojisini  iyi bildiğinden adresin neresi olduğu anlaşılacak. CHP sol ve komünizmi temsil ediyor algısı. Bir diğer adresi de 1969 tarihinden itibaren Milli Görüş’ün siyaset sahnesine girmesinden ötürü duyduğu tedirginlik. Erbakan Hoca’yı kendisi için büyük bir tehlike görüyor. Bundan ötürü seçimlerde cemaatlere mensup birkaç kişiyi listeye alır, onları parlamentoya taşır. Bu kesimleri uzun zaman kontrolüne alır. 28 Şubat’tan sonra Radikal gazetesinde kendisi ile yapılan bir söyleşide “Erbakan Hoca’yı neden listesine almadığı” sorulur. “Eğer almış olsaydı AK Parti’nin başlarına belâ olmayacağı” sorusu sorulur. Bunun üzerine “Eğer onu listeme alsaydım o ne yapar eder partiyi ele geçirirdi. O çok zeki biriydi” der. Aşağı yukarı söyledikleri bu anlama geliyordu. 28 Şubat sürecinde ise Kur’an’ı Kerim’deki 272 hüküm ayetinin Kur’an’dan çıkarılması gerektiğini söyleyecek kadar ileri bir adım attı. Sürecin başlatıcısı da oydu. Aslında asıl yüzü buydu. Kitleleri usta bir politikacı olarak yıllarca oyalamış oldu. Onun bu büyüsünü bozan da Milli Görüş hareketi oldu.

9. Milli Eğitim Şurası’nda başbakandı. Milli Eğitim Bakanı da Orhan Oğuz’du. Bu şurada imam hatip okullarının kapatılma kararı alındı ama uygulanamadı. Çünkü o tarihten itibaren Erbakan Hoca parlamentoda idi.

1971 yılında 12 Mart’ta askerlerin deklarasyonu ile istifa etti. Nihat Erim başbakanlığa getirildi. Anılarında, Nihat Erim kendisini darbeden birkaç gün önce abedeli elçilik görevlileri tarafından bir yemeğe çağırılır başbakan olacağı haberi verilir. O, başbakan olur olmaz Demirel’in uygulamaya koyamadığı İmam Hatip Okulları konusu uygulandı. 72 adet olan İmam Hatip Okullarının ortaokul kısmı kapatıldı. Üç yıl içinde bu okullara öğrenci alınmadı. Lise bölümü olmayan 32 İmam Hatip Okulu fiilen kapandı, okulların sayısı 40’a indi. Üç yıl boyunca okullar hem mezun verdi, hem kaçanlar oldu, okulların mevcudu üç yıl içinde yarı yarıya azaldı. Lise kısmına ise çok az sayıda öğrenci geldi.

1974’te CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Bu koalisyon sonrasında bu okullar yeniden açıldı. Bir sonraki yazımızda bu konunun ayrıntılarını ele alacağız.